"Me time" ekonomisi: Dünya çapında gençlerin yeni terapisi "küçük lüksler"
Sosyal medyada "Küçük sürprizler kültürü (little treat culture)", "küçük-mikro lüks" ya da "me time (kendine vakit ayırmak)" olarak da anılan eğilim kapsamında
Sosyal medyada "Küçük sürprizler kültürü (little treat culture)", "küçük-mikro lüks" ya da "me time (kendine vakit ayırmak)" olarak da anılan eğilim kapsamında tüketiciler özel kahve, premium çikolata, cilt bakımı rutinleri, kısa tatil kaçamakları ve kişisel bakım gibi görece düşük maliyetli harcamaları günlük yaşamın küçük kaçış alanları olarak konumlandırıyor.
Bir kahve molası, kısa bir tatil ya da küçük bir alışveriş artık yalnızca tüketim davranışı olarak değil, yoğun yaşam temposunda verilen kısa bir nefes, "kendine zaman ayırma" hissinin somutlaştığı küçük bir ritüel olarak öne çıkıyor.
Anadolu Ajansı (AA) muhabiri, küresel ölçekte yaygınlaşan bu eğilimi ve gündelik hayatın "küçük ödüllerinin" yeni bir yaşam alışkanlığı mı yoksa tüketimi teşvik eden yeni bir harcama kültürü mü olduğu tartışmasını araştırmalar ve uzman görüşleri ışığında ele aldı.
Küresel danışmanlık şirketi McKinsey’in tüketici eğilimlerine ilişkin raporları, tüketicilerin büyük ölçekli harcamalarda daha temkinli davranırken, "kişisel ödül" niteliği taşıyan küçük harcamaları sürdürdüğüne işaret ediyor.
Buna göre, genç nesiller için en önemli harcama önceliklerinden biri gıda alışverişi olmaya doğru ilerliyor.
Benzer şekilde Deloitte’un küresel tüketici araştırmaları da özellikle genç tüketicilerin deneyim odaklı ve kısa süreli mutluluk sağlayan harcamalara yöneldiğini gösteriyor.
Araştırmalar, genç tüketiciler arasında deneyim odaklı harcamaların, geleneksel statü tüketiminin önüne geçtiğini ortaya koyuyor.
Sosyal medya platformlarında da "küçük sürprizler kültürü (little treat culture)" konulu yüz binlerce paylaşım yapılırken, kullanıcılar günlük yaşamın küçük ödüllerini "kişisel motivasyon" ve "kendine kısa mola" yöntemi olarak tanımlıyor.
TikTok ve Instagram gibi platformlarda paylaşılan içeriklerde özel kahve, küçük tatlı alışverişleri, mini kaçamaklar, spa ve bakım ürünleri gibi harcamaların öne çıktığı görülüyor.
AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan İş ve Örgüt Psikoloğu Nil Madi, sosyal medyanın tüketim alışkanlıkları üzerindeki etkisine dikkati çekerek, özellikle sosyal medyadaki bu içeriklerin "iyi hissetmenin yolu bu" mesajını güçlendirebildiğini söyledi.
Madi, "İnsanlar bazen gerçekten ihtiyaç duydukları için değil, sürekli maruz kaldıkları içeriklerin etkisiyle bu harcamalara yönelebiliyor." dedi.
Araştırma şirketi Euromonitor International da tüketicilerin ulaşılması zor lüks tüketim yerine "erişilebilir premium ürünlere" yöneldiğine işaret ediyor.
Büyük hedeflerin ertelendiği ve belirsizliklerin arttığı dönemlerde tüketicilerin "ulaşılabilir küçük ödüllere" yöneldiğini belirten Madi, bu harcamaların bireylere kısa süreli rahatlama ve kontrol hissi sağlayabildiğini söyledi.
Madi, "Bir kahve, bir bakım rutini ya da tatil kaçamağı zihnimizde 'ben kendim için yaşıyorum, bunu kendim için yapıyorum, kendi iyiliğim için yapıyorum' mesajı verebiliyor." ifadelerini kullandı.
Bunun tamamen olumsuz bir durum olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Madi, söz konusu harcamaların bütçeyi zorlamadığı ve bilinçli şekilde yapıldığı sürece "sağlıklı küçük kaçış alanları" oluşturabileceğini dile getirdi.
Küresel markaların pazarlama stratejilerinde de son dönemde "kendini ödüllendir", "küçük kaçamak", "günlük lüks" gibi mesajların daha sık kullanılması dikkati çekiyor.
Mintel Tüketici Eğilimleri raporuna göre, lüks perakende pazarı, küresel talebin yavaşlaması ve lüks tüketici davranışlarındaki değişim nedeniyle lüks tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli yeni stratejiler arıyor.
Çok kanallı pazarlama stratejisini kullanan markalar, özellikle sosyal medyada ürün lansmanları, özel sanal topluluklar ve influencer işbirlikleri yoluyla tüketicileri yakalamaya çalışıyor.
Özellikle Z kuşağının, sosyal medyada paylaşıma uygun, kısa süreli ancak "iyi hissettiren" deneyimlere daha fazla önem vermesi de dikkati çeken başka bir eğilim.
Madi, Z kuşağının salgın, ekonomik belirsizlikler ve hızlı teknolojik dönüşümlerin etkisi altında büyüdüğünü söyleyerek, uzun vadeli hedefler yerine "erişilebilir kısa vadeli mutluluklara" yönelimin arttığına işaret etti.
Z kuşağının yalnızca ürün değil "deneyim, kimlik ve duygu" satın aldığını kaydeden Madi, şu ifadeleri kullandı:
"Mesela, bir kahve alıyorlar ama kahve sadece bir kahve değil, ona başka anlamlar da yükleniyor. Tarz, kimlik, mola verme hakkı. 'Me time' denilen bir şey var. 'Kendime önem veriyorum' hissi gibi anlamlar yüklenebiliyor. Aslında bu harcamalar; psikolojik olarak rahatlama, kendini ifade etme, kimliğinin bir parçasını gösterme, görünür olma gibi ihtiyaçlara da temas edebiliyor."
Bank of America bünyesindeki "Daha İyi Para Alışkanlıkları" ekibinin yaklaşık 1000 Z kuşağı yetişkiniyle gerçekleştirdiği anket de katılımcıların yüzde 57’sinin finansal güvensizlik hissetmesine rağmen haftada en az bir kez kendilerine küçük ödüller aldığını ortaya koyuyor.
Ancak araştırmaya göre, Z kuşağının yaklaşık yüzde 60'ı için bu durum aşırı harcamaya yol açıyor ve "küçük ödülleri riskli bir yola" dönüştürüyor.
Madi, küçük harcamaların ilk etapta zararsız görünebildiğine ancak kişinin kendini iyi hissetmek için sürekli satın alma davranışına yönelmesi durumunda risk oluşabileceğine işaret etti.
Sürekli tüketimle duygusal rahatlama arayışının uzun vadede sorun oluşturabileceğini ifade eden Madi, "Önemli olan harcamanın miktarından çok işlevi." şeklinde konuştu.
Madi, küçük mutluluk harcamalarının "tek rahatlama yöntemi" haline gelmesinin psikolojik açıdan alarm işareti olabileceğini kaydetti.
(Kaynak: AA)