⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Sudan’da yeniden inşa süreci mi başlıyor?

SETA Dış Politika Direktörlüğünden araştırmacı Dr. Tunç Demirtaş, Sudan Başbakanı Kamil İdris'in Türkiye ziyaretini ve bu ziyaretin Türkiye-Sudan ilişkileri açı

📍 Ankara
SETA Dış Politika Direktörlüğünden araştırmacı Dr. Tunç Demirtaş, Sudan Başbakanı Kamil İdris'in Türkiye ziyaretini ve bu ziyaretin Türkiye-Sudan ilişkileri açısından ne anlama geldiğini AA Analiz için kaleme aldı. *** Sudan’da savaşın seyri değişirken Ankara’da gerçekleşen üst düzey temaslar, Türkiye-Sudan ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Sudan Başbakanı Kamil İdris’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile görüşmesi, beraberindeki heyette finans, tarım, enerji, petrol ve madencilik alanlarından sorumlu isimlerin yer alması, ziyaretin çok boyutlu bir gündemle gerçekleştiğini göstermektedir. Bu nedenle Ankara’daki temasları rutin bir diplomatik ziyaretten ziyade Sudan’ın savaş sonrası toparlanma ihtimaline dönük erken bir hazırlık ve Türkiye-Sudan ilişkilerinde yeniden inşa eksenli bir açılım olarak değerlendirmek gerekir. Sudan’da Nisan 2023’te başlayan krizde Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) faaliyetleri ülkenin güvenlik mimarisini, ekonomik üretim kapasitesini, tarımsal altyapısını, sağlık sistemini ve kurumsal işleyişini ağır biçimde tahrip etti. Krizin dördüncü yılında Sudan hala ciddi insani, siyasi ve ekonomik kırılganlıklarla karşı karşıya. Buna rağmen son dönemde sahadaki dengelerde dikkat çekici bir hareketlilik yaşanmaktadır. Sudan ordusunun HDK milis güçlerine karşı bazı kritik bölgelerde operasyonel üstünlük sağladığı ve önemli kazanımlar elde ettiği görülmektedir. Bu tablo, savaşın kısa vadede biteceği anlamına gelmese de HDK’nin ülke genelinde oluşturduğu tehdidin belirli ölçülerde daralabileceği ve Sudan’da devlet merkezli yeniden yapılanma beklentisinin güçlenebileceği bir döneme işaret etmektedir. Ankara ziyareti, tam da bu bağlamda daha anlamlı hale gelmektedir. Savaşın ilk dönemlerinde Sudan açısından temel öncelik diplomatik meşruiyeti korumak, insani krizi yönetmek ve devletin dağılmasını engellemekti. Günümüzde bu gündeme yeniden inşa, ekonomik toparlanma, enerji altyapısı, tarımsal üretim, madencilik, sağlık, eğitim ve kurumsal kapasite başlıkları daha güçlü biçimde eklenmektedir. Türkiye ile yapılan görüşmelerin kapsamı da Sudan’ın Ankara’yı savaş sonrası dönemde güvenilir ve çok sektörlü bir ortak olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Sudan Finans Bakanı Jibril İbrahim’in heyette yer alması, enerji ve madencilik bakanlarının ayrı temaslarda bulunması, Tarım Bakanı Abubakar Omar el-Bushra’nın Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile görüşmesi, Sudan’ın önceliklerinin savaş sonrası toparlanma ekseninde şekillendiğini göstermektedir. Sudan Başbakanı Kamil İdris’in ziyaret sonrası yaptığı açıklamalar da Ankara temaslarının daha geniş bir diplomatik çerçeveye yerleştiğini göstermektedir. Bilindiği üzere Kamil İdris, Vatikan, İngiltere ve Türkiye’yi kapsayan temaslarında Sudan meselesine yönelik geniş bir uluslararası sempati ve destek gördüğünü ifade etmişti. Özellikle Türkiye ziyaretinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve üst düzey yetkililerle verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini vurgulamıştı. Altyapı projeleri, ekonomik işbirliği ve borçların yeniden yapılandırılması konusunda önemli anlayış birliklerine varıldığını belirtmesi, Ankara temaslarının somut sonuç üretme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin Sudan’ın barış girişimine güçlü destek vermesi ise bu ziyareti ikili ilişkilerin ötesinde Sudan krizine dönük yeni bir diplomatik girişimin habercisi olarak da anlamlı hale getirmektedir. Sudan Başbakanı İdris'in geniş bir heyetle Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi, Ankara’nın Sudan dosyasına siyasi, ekonomik ve diplomatik boyutları birlikte ele alan kapsamlı bir perspektifle yaklaştığına işaret etmektedir. Öte yandan 21 Mayıs'ta imzalanan Türkiye-Sudan Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) Mutabakatı da bu eğilimi güçlendirmektedir. Metnin ticaret, yatırım, bankacılık, sanayi, enerji, madencilik, tarım, hayvancılık, ulaştırma, sağlık, eğitim, teknik işbirliği, insani yardım, dijitalleşme, çevre, kültür ve turizm gibi geniş bir alanı kapsadığı düşünülmektedir. Bu tablo, KEK mekanizmasının Sudan’ın yeniden yapılanma ihtiyaçlarını sektörler bazında ele alan kapsamlı bir çerçeveye dönüştüğünü göstermektedir. Bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sudan'a muhtemel bir ziyareti ayrıca değerlendirilmelidir. Hatırlanacak olursa, 2011’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Somali’ye gerçekleştirdiği ziyaret, Türkiye-Somali ilişkilerinde tarihi bir kırılma üretmişti. O ziyaret, Somali’nin uluslararası toplum tarafından büyük ölçüde ihmal edildiği bir dönemde gerçekleşmiş ve Mogadişu’ya yönelik algıyı değiştiren bir siyasi irade beyanı haline gelmişti. Türkiye, Somali’de insani yardım, kalkınma, altyapı, sağlık, eğitim, güvenlik kapasitesi ve diplomatik görünürlük alanlarında uzun vadeli bir ortaklık inşa etti. Bu ziyaret, zamanla Türkiye’nin Afrika politikasında en sembolik dosyalardan birine dönüştü. Benzer bir mantık bugün Sudan için de düşünülebilir. Elbette Sudan ve Somali’nin tarihsel, siyasal ve güvenlik koşulları aynı değil ancak dört yıldır yaşanan kriz devlet kapasitesinin aşınması, dış müdahaleler, insani kriz ve yeniden inşa ihtiyacı bakımından iki örnek arasında karşılaştırmalı bir çerçeve kurulabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önümüzdeki dönemde Sudan’a gerçekleştirebileceği bir ziyaret, Sudan için moral ve siyasi destek anlamına gelmenin ötesinde, uluslararası aktörlere yönelik güçlü bir mesaj da taşıyabilir. Böyle bir ziyaret, Türkiye’nin Sudan’ın birliği, egemenliği ve yeniden inşası konusunda en üst düzeyde angajman geliştirdiğini gösterebilir. Ankara'daki temasların en dikkat çekici boyutlarından biri de enerji ve madencilik dosyasıdır. Sudan, petrol, doğal gaz, altın ve farklı maden kaynakları bakımından ciddi bir potansiyele sahiptir ancak yaşanan kriz, bu kaynakların ekonomiye kazandırılmasını zorlaştırmış olup güvenlik, altyapı ve kurumsal kapasite sorunlarını daha görünür hale getirmiştir. KEK’te petrol ve gaz arama-üretim faaliyetleri, Kızıldeniz’deki offshore sahalar, jeolojik ve jeofizik çalışmalar, boru hatları, rafineri altyapısı, depolama tesisleri, elektrik iletim-dağıtım sistemleri, yenilenebilir enerji ve madencilik başlıklarının değerlendirilmiş olma ihtimali bu nedenle önemlidir. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde Türkiye’nin enerji diplomasisinde Sudan sayfasının açılması ihtimali gerçekçi görünmektedir. Somali örneğinde olduğu gibi enerji dosyası, Türkiye’nin Afrika açılımında daha stratejik bir konuma yerleşmektedir. Sudan’da da saha araştırmalarının başlaması, teknik heyetlerin karşılıklı temaslarını artırması ve petrol, gaz, elektrik ve madencilik alanlarında fizibilite çalışmalarının gündeme gelmesi muhtemeldir. Bu tür adımların hızını ise güvenlik koşulları, finansman modelleri ve hukuki güvenceler belirleyecektir. Tarım başlığı da Sudan’ın geleceği açısından belirleyici olacaktır. Sudan, geniş tarım arazileri, hayvancılık kapasitesi, su kaynakları ve stratejik ürünleriyle Afrika’nın gıda güvenliği bakımından önemli ülkelerinden biridir. Savaş, üretim zincirlerini bozmuş, kırsal ekonomiyi zayıflatmış ve gıda güvenliği sorunlarını derinleştirmiştir. Bu nedenle sulama sistemleri, güneş enerjili tarımsal üretim, tohum, gübre, makineleşme, buğday, pamuk, hayvancılık, veterinerlik hizmetleri ve Arap zamkı üretimi gibi başlıklar, Sudan’ın ekonomik üretiminin yeniden başlaması bakımından stratejik öneme sahiptir. Sonuç olarak Sudan Başbakanı İdris'in Türkiye ziyareti, krizin gölgesinde gerçekleşen önemli bir diplomatik ve ekonomik temas olarak öne çıkmaktadır. Sahada Sudan ordusunun HDK karşısında elde ettiği kazanımlar, krizin hemen sona ereceğini göstermese de yeniden yapılanma beklentisini güçlendirmektedir. İmzalanan KEK mutabakatı ise bu beklentiyi kurumsal bir zemine taşımaktadır. Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sudan ziyareti önümüzdeki dönemde gerçekleşirse bu temasın 2011'deki Somali ziyaretinin Sudan bağlamındaki yeni bir versiyonu olarak okunması kuvvetle muhtemeldir. Böyle bir ziyaret, Türkiye-Sudan ilişkilerinde yeniden inşa diplomasisinin sembolik ve stratejik eşiği haline gelebilir. [Dr. Tunç Demirtaş, SETA Dış Politika Direktörlüğünde araştırmacıdır.] *Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir. (Kaynak: AA)