⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Tarihsel miras, etnik dengeler ve güvenlik krizinin gölgesindeki ülke, Mali

Tarih boyunca ilim, altın ticareti ve siyasi gücüyle küresel ekonomiyi etkileyen imparatorluklara ev sahipliği yapan Mali, bugün güvenlik krizleri, silahlı grup

📍 Ordu
Tarih boyunca ilim, altın ticareti ve siyasi gücüyle küresel ekonomiyi etkileyen imparatorluklara ev sahipliği yapan Mali, bugün güvenlik krizleri, silahlı gruplar, darbeler ve parçalı toplumsal yapısıyla Batı Afrika'nın en kırılgan ülkeleri arasında yer alıyor. 25 Nisan'da başlayan koordineli saldırılar, Mali'de uzun süredir devam eden güvenlik krizi, siyasi kırılganlık ve uluslararası rekabetin iç içe geçtiği tabloyu daha da derinleştirirken, ülkedeki dengelerin kritik eşiğe geldiğine işaret ediyor. Mali’de, 25 Nisan 2026 sabahı erken saatlerde Cemaat Nusra el-İslam ve Müslim (JNIM) ile Azavad Kurtuluş Cephesi (FLA) adlı silahlı gruplar ortak koordineli saldırılar başlattı. Başkent Bamako'da Kati askeri üssü, Modibo Keita Havalimanı çevresindeki askeri kamp ile Kidal, Gao ve Sevare başta olmak üzere birçok şehirde yoğun silah sesleri, patlamalar ve çatışmalar başladı. Savunma Bakanı Sadio Camara’nın Kati’deki evine yönelik düzenlenen intihar saldırısında yaralanan Camara kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. FLA, ülkenin kuzeyindeki Kidal şehrinin tam kontrolünü ele geçirdiğini ve Rus Afrika Kolordusuna bağlı paralı askerler ile Malili askerlerin varılan anlaşma uyarınca şehirden ayrıldığını duyurdu. Mali ordusu, saldırılarının ardından başlattığı "süpürme operasyonu" kapsamında Koulikoro bölgesinde düzenlenen hava saldırılarında 100’den fazla teröristin etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Sahraaltı Afrika ile Kuzey Afrika arasında stratejik geçiş noktası olan Mali'nin tarihsel önemi, 13. ve 16. yüzyıllar arasında hüküm süren Mali ve Songhay imparatorluklarına dayanıyor. Bu dönemde Sahra'yı aşan ticaret yollarını kontrol eden Mali, özellikle Batı Afrika'daki altın madenlerinden çıkarılan değerli metalleri Kuzey Afrika ve Akdeniz pazarlarına ulaştırarak küresel ekonomide önemli konum elde etti. Tuz, altın kadar stratejik bir ürün olarak öne çıkarken, Sahra'daki tuz madenlerinden çıkarılan bloklar güneydeki tarım toplumları için hayati önem taşıdı. Ticaretin sağladığı bu zenginlik, başta Timbuktu ve Gao olmak üzere dönemin önemli şehirlerinin gelişmesini hızlandırdı. Timbuktu, yalnızca bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda İslam dünyasının önde gelen ilim merkezlerinden biri haline geldi. Sankore Medresesi ve benzeri medreselerde fıkıh, astronomi ve matematik alanlarında eğitim verilirken, şehirde binlerce el yazması eser üretildi ve korundu. Dönemin en dikkat çeken isimlerinden Mali İmparatoru Mansa Musa'nın 14. yüzyılda gerçekleştirdiği hac yolculuğu sırasında dağıttığı altınların, geçtiği bölgelerde ekonomik dengeleri etkileyecek ölçüde olduğu belirtilirken bu olay Mali'nin sahip olduğu zenginliğin dünya tarafından tanınmasına da katkı sağladı. Mali'deki temel kırılma hatlarından biri, ülkenin kuzeyi ile güneyi arasındaki ekonomik ve siyasi eşitsizlik olarak öne çıktı. Nüfusun ve devlet kurumlarının büyük bölümü güneyde, özellikle başkent Bamako çevresinde yoğunlaşırken, kuzey bölgeleri uzun yıllardır ihmal edilmiş durumda bulunuyor. Bu durum, özellikle Tuareg topluluklarının merkezi yönetime karşı isyanlarını tetikledi. 2012 yılında Libya'daki iç savaş sonrası bölgeye dönen silahlı Tuareg gruplarının başlattığı ayaklanma, kısa sürede ülkenin kuzeyinde kontrolün kaybedilmesine yol açtı. Bu süreçte terör örgütü El Kaide bağlantılı gruplar ve daha sonra DEAŞ’a bağlı yapılar bölgede etkisini artırdı. Yaklaşık 22 milyon nüfusa sahip Mali'de toplum, çok sayıda etnik gruptan oluşuyor. Bambara (Bamana) en büyük grup olarak öne çıkarken, Fulani (Peul), Songhay, Tuareg ve Dogon toplulukları ülkenin sosyal dokusunu şekillendiriyor. Orta Mali'de özellikle Fulani çoban toplulukları ile Dogon çiftçileri arasında yaşanan çatışmalar, son yıllarda güvenlik krizinin etnik boyutunu derinleştirdi. Uzmanlar, bu çatışmaların yalnızca etnik değil, aynı zamanda kaynak paylaşımı ve devlet otoritesinin zayıflığıyla bağlantılı olduğuna dikkati çekiyor. Ülke nüfusunun büyük bölümü Müslümanlardan oluşurken, dini yapı genel olarak toplumsal birlik unsuru olarak görülse de radikal grupların etkisi bazı bölgelerde artış gösteriyor. Mali ekonomisi, sahip olduğu doğal kaynaklara rağmen düşük gelirli ülkeler arasında yer alıyor. Ülke, Afrika'nın en büyük altın üreticilerinden biri olmasına rağmen bu zenginlik geniş halk kesimlerine yeterince yansımıyor. Altın, ihracat gelirlerinin büyük bölümünü oluştururken, pamuk üretimi de ekonominin temel sütunlarından biri olarak öne çıkıyor. Tarım sektörü, nüfusun yaklaşık üçte ikisini istihdam ediyor ancak büyük ölçüde yağışa bağımlı olması nedeniyle iklim değişikliğine karşı son derece kırılgan bir yapı sergiliyor. Kuraklık, çölleşme ve gıda güvensizliği, özellikle kırsal bölgelerde yaşam koşullarını zorlaştırıyor. Mali'de son yıllarda yaşanan siyasi gelişmeler, ülkenin yönünü doğrudan etkiledi. 2020 yılında gerçekleştirilen askeri darbe ile Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita görevden uzaklaştırıldı. 2021'de ise ikinci bir darbe yaşandı ve askeri yönetim güç kazandı. Askeri yönetim, güvenliği sağlama ve ülkeyi istikrara kavuşturma vaadiyle yönetime gelirken, demokratik geçiş sürecinin gecikmesi uluslararası toplumun tepkisine yol açtı. Fransa'nın sömürge yönetimi altına giren Mali, 1960 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından siyasi istikrar sağlamakta zorlandı. Bağımsızlık sonrası dönemde askeri darbeler, tek parti yönetimi ve zayıf kurumsal yapı, ülkenin demokratik gelişimini sınırladı. Mali'de uzun yıllar terörle mücadele kapsamında askeri varlık bulunduran Fransa, yerel yönetimle yaşanan gerilimlerin ardından ülkeden çekildi. Bu süreçte Avrupa ülkelerinin askeri varlığı da büyük ölçüde sona erdi. Fransa’nın çekilmesinin ardından Mali yönetimi, güvenlik alanında Rusya ile işbirliğini artırdı. Rus güvenlik şirketlerinin ülkedeki varlığı, Batılı ülkelerle ilişkilerin daha da gerilmesine neden oldu. Birleşmiş Milletlerin (BM) Mali’deki barış gücü misyonunun çekilme süreci de ülkede güvenlik boşluğu oluşabileceği yönündeki endişeleri artırdı. Washington merkezli The Sentry tarafından yayımlanan raporda, Rusya'nın Mali'deki askeri varlığını Wagner Grubu'nun çekilmesine rağmen yeniden yapılandırarak genişlettiği ve Sahel bölgesinde etkisini derinleştirdiği ileri sürüldü. Raporda, Kremlin'e doğrudan bağlı "Africa Corps" yapısının, Wagner Grubu'nun 2025’te Mali'den çekilmesinin ardından sahadaki görevi devraldığı belirtildi. Bu yeni yapının daha merkezi bir kontrol mekanizmasına sahip olduğu ifade edilen raporda, sahadaki uygulamaların niteliğinde kayda değer bir değişim olmadığı gibi güvenlik ihlallerine yönelik iddialar da sürüyor. Raporda, 2025'in ilk aylarında Mali'ye çok sayıda Rus askeri sevkiyatı yapıldığı, bu sevkiyatlar kapsamında zırhlı araçlar ve ağır askeri teçhizatın ülkeye ulaştırıldığı öne sürüldü. Bu durumun Rusya’nın bölgeden çekilmek yerine askeri kapasitesini artırdığına işaret ettiği belirtildi. The Sentry'nin raporunda yer alan iddialara göre, Rusya Mali'ye yönelik lojistik hatlarını güçlendirmek için Gine üzerinden yeni deniz ve kara koridoru oluşturdu. Bu hat, askeri ve ticari ağların iç içe geçtiği bir yapı üzerinden işlediği ve Gine’nin Sahel bölgesine açılan stratejik geçiş noktasına dönüştü. Uluslararası rapora ve uzmanlara göre, Rusya’nın stratejisi yalnızca Mali ile sınırlı değil, aynı zamanda Nijer, Sudan ve Libya’yı da kapsayan daha geniş bir etki alanı oluşturuyor. Bu çerçevede Moskova, bölgesel askeri ve siyasi nüfuzunu uzun vadeli hale getirmeyi hedefliyor. Wagner sonrası dönemde yapı değişikliğine gidilmesine rağmen sahadaki güvenlik pratiğinin benzer şekilde devam ettiği ve Rusya’nın bölgedeki varlığını "geri çekilme yerine kurumsallaştırma" yönünde yeniden şekillendirdiği belirtiliyor. FLA, 30 Kasım 2024’te Mali’nin kuzeyinde çeşitli Tuareg ayrılıkçı grupların birleşmesiyle kuruldu. Bağımsız Azavad devleti hedefleyen grup, özerklik ve bağımsızlık talepleriyle öne çıkıyor. Özellikle Kidal çevresinde etkili olan FLA, Mali merkezi yönetimine karşı yürütülen ayrılıkçı hareketin en aktif unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. JNIM, 2017’de El Kaide’ye bağlı grupların birleşmesiyle kuruldu. Mali, Nijer ve Burkina Faso’da faaliyet gösteren örgüt, Iyad Ag Ghali'nin başını çektiği Sahel bölgesinin en güçlü silahlı yapılarından biri olarak öne çıkıyor. FLA, Mali’nin kuzeydoğusunda geniş bir alanda, özellikle Kidal şehrinin tamamı ve çevresindeki Tessalit, Aguelhok, Anefif gibi yerleşimlerde kontrolü elinde bulunduruyor. JNIM ise Gao, Timbuktu ve Mopti-Sevare bölgelerinde güçlü varlık gösteriyor ve orta Mali’de kırsal alanların büyük kısmında etkili konumda bulunuyor. (Kaynak: AA)