Tarih boyunca ilim, altın ticareti ve siyasi gücüyle küresel ekonomiyi etkileyen imparatorluklara ev sahipliği yapan Mali, bugün güvenlik krizleri, silahlı gruplar, darbeler ve parçalı toplumsal yapısıyla Batı Afrika'nın en kırılgan ülkeleri arasında yer alıyor.
25 Nisan'da başlayan koordineli saldırılar, Mali'de uzun süredir devam eden güvenlik krizi, siyasi kırılganlık ve uluslararası rekabetin iç içe geçtiği tabloyu daha da derinleştirirken, ülkedeki dengelerin kritik eşiğe geldiğine işaret ediyor.
Mali’de, 25 Nisan 2026 sabahı erken saatlerde Cemaat Nusra el-İslam ve Müslim (JNIM) ile Azavad Kurtuluş Cephesi (FLA) adlı silahlı gruplar ortak koordineli saldırılar başlattı.
Başkent Bamako'da Kati askeri üssü, Modibo Keita Havalimanı çevresindeki askeri kamp ile Kidal, Gao ve Sevare başta olmak üzere birçok şehirde yoğun silah sesleri, patlamalar ve çatışmalar başladı.
Savunma Bakanı Sadio Camara’nın Kati’deki evine yönelik düzenlenen intihar saldırısında yaralanan Camara kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
FLA, ülkenin kuzeyindeki Kidal şehrinin tam kontrolünü ele geçirdiğini ve Rus Afrika Kolordusuna bağlı paralı askerler ile Malili askerlerin varılan anlaşma uyarınca şehirden ayrıldığını duyurdu.
Mali ordusu, saldırılarının ardından başlattığı "süpürme operasyonu" kapsamında Koulikoro bölgesinde düzenlenen hava saldırılarında 100’den fazla teröristin etkisiz hale getirildiğini duyurdu.
Sahraaltı Afrika ile Kuzey Afrika arasında stratejik geçiş noktası olan Mali'nin tarihsel önemi, 13. ve 16. yüzyıllar arasında hüküm süren Mali ve Songhay imparatorluklarına dayanıyor.
Bu dönemde Sahra'yı aşan ticaret yollarını kontrol eden Mali, özellikle Batı Afrika'daki altın madenlerinden çıkarılan değerli metalleri Kuzey Afrika ve Akdeniz pazarlarına ulaştırarak küresel ekonomide önemli konum elde etti.
Tuz, altın kadar stratejik bir ürün olarak öne çıkarken, Sahra'daki tuz madenlerinden çıkarılan bloklar güneydeki tarım toplumları için hayati önem taşıdı.