⚡ Ajans Online
YAŞAM

Tunceli'de 3 bin metrede zorlu peynir mesaisi

Tunceli'nin Ovacık ilçesinde yaz mevsimi, yüksek rakımlı yaylalarda yoğun bir çalışma temposuyla geçiyor.Gözeler, Havuzlu ve Şahverdi köylerinden yaylalara çıka

📍 Tunceli
Tunceli'nin Ovacık ilçesinde yaz mevsimi, yüksek rakımlı yaylalarda yoğun bir çalışma temposuyla geçiyor.Gözeler, Havuzlu ve Şahverdi köylerinden yaylalara çıkan üreticiler, küçükbaş hayvanlarını Munzur ve Mercan dağlarının zengin meralarında otlatırken elde ettikleri sütü geleneksel yöntemlerle işleyerek peynir, yoğurt ve tereyağı üretiyor.Yaklaşık 3 bin metre rakımda sürdürülen üretim, köylülerin hem kendi mutfaklarının ihtiyacını karşılamasını hem de elde ettikleri ürünleri satarak aile bütçelerine katkı sağlamasını mümkün kılıyor.Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sürülerini yüksek kesimlere çıkaran köylüler, yaylalarda kurdukları çadırlarda konaklıyor. Günün ilk ışıklarıyla uyanan üreticiler, önce hayvanların bakımını ve sağımını yapıyor, ardından sürüleri meralara götürüyor.Küçükbaş hayvanlar gün boyunca dağ yamaçlarında, çayırlarda ve vadilerde otlatılırken çobanlar da sürülerinin başından ayrılmıyor. Gün sonunda hayvanlar yeniden yaylaya getiriliyor ve ikinci sağım gerçekleştiriliyor.Sağımdan elde edilen süt ise bekletilmeden işlenerek peynir, yoğurt ve tereyağına dönüştürülüyor.Yayladaki hayat yalnızca üretimle sınırlı kalmıyor. Köylüler, bir yandan süt ürünlerini hazırlarken diğer yandan sürülerini yaban hayvanlarına karşı korumak zorunda kalıyor.Bölgede kurt, bozayı ve çakal gibi yırtıcıların bulunması nedeniyle çobanlar özellikle gece saatlerinde daha dikkatli hareket ediyor. Sürülerin güvenliği için yetiştirilen köpekler de yaban hayvanlarının yaklaşmasını engellemede önemli rol oynuyor.Yayla yollarında ulaşım için geçmiş yıllarda daha çok at kullanan üreticiler, yeni yolların yapılmasıyla birlikte traktörleri kullanmaya başladı. Buna rağmen ani yağışlar ve değişken hava koşulları, yüksek rakımlı bölgelerde günlük yaşamı zorlaştırıyor.Yayla yaşamının zorluklarını anlatan Perihan Çakmaz, hayvanlarını sabahın erken saatlerinde meraya çıkardıklarını, öğle ve akşam saatlerinde ise yeniden yaylaya getirdiklerini söyledi.Günlük işlerinin önemli bölümünü süt ürünlerinin hazırlanmasının oluşturduğunu belirten Çakmaz, yaban hayvanlarının sürüler için ciddi tehdit oluşturduğunu ifade etti.Çakmaz, "Sabah kalkıyoruz, peynirle uğraşıyoruz, peynir süzüyoruz. Ondan sonra yemek yapıyoruz, çadırdaki işlerle uğraşıyoruz. Bölgede kurtlar ve ayılar çok. Bazen hayvanlarımızı takip edip saldırıyorlar. Köpeklerimiz olmasa yaban hayvanlarıyla mücadele etmek çok zor" dedi.Üretici Hıdır Çakmaz ise hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte sürülerini daha yüksek rakımlardaki yaylalara çıkardıklarını belirtti.Çakmaz, Munzur Dağları'ndaki Kepır Yaylası'nın kendileri için sezonun önemli duraklarından biri olduğunu söyledi. Yaylalara ulaşımın geçmişte atlarla sağlandığını, yol yapılmasının ardından traktör kullanımının yaygınlaştığını anlatan Çakmaz, bölgedeki yaban hayatına karşı sürekli tedbir aldıklarını ifade etti.Çakmaz, "Yaylalarda özellikle akşamları kurt, bozayı ve çakal gibi yırtıcıları görmek mümkün. Yani bunlar da ister istemez bizi zorluyor. Çok dikkatli olmazsak hayvanlarımızı telef edebiliyorlar" diye konuştu.Munzur Dağları'nın geniş ve verimli meralara, aynı zamanda zengin su kaynaklarına sahip olduğunu belirten Hıdır Çakmaz, yüksek kesimlerdeki doğal ortamın hayvancılık açısından avantaj sağladığını dile getirdi.Kepır Yaylası'nda hayvanların daha kaliteli meralarda beslendiğini aktaran Çakmaz, bunun elde edilen süte ve süt ürünlerine de yansıdığını söyledi.Çakmaz, "Kepır Yaylası'nda koyunların süt verimi artıyor ve bu da peynirin kalitesini etkiliyor. Yağ oranı da yüksek oluyor ve üretilen ürünlerin lezzeti bir başka oluyor" ifadelerini kullandı.Yaylalarda genellikle ekim ayına kadar kalan üreticiler, elde ettikleri süt ürünlerinin bir bölümünü kendi ihtiyaçları için ayırıyor. Geri kalan peynir, yoğurt ve tereyağı ise satışa sunularak ailelerin geçimine katkı sağlıyor.Böylece yüksek rakımlı yaylalarda günün büyük bölümünü hayvanlarının peşinde geçiren köylüler, zorlu şartlar altında geleneksel üretim kültürünü yaşatmaya devam ediyor.Yaklaşık üç yıldır Ovacık'ta çobanlık yapan Behzad Celali de mesleğin zorlu yönlerine dikkati çekti.Özellikle gece saatlerinde hayvanları otlattıklarını belirten Celali, Kepır Yaylası çevresinde kurt ve bozayıların yoğun olduğunu söyledi.Celali, sürülerinin güvenliğini Kangal köpekleriyle sağladıklarını belirterek, "Hayvanları genelde gece otlatıyoruz. Kepır Yaylası'nda kurtlar ve bozayılar çok fazla var ama bizim Kangal köpeklerimiz onları kovalayıp sürüye yaklaşmalarına izin vermiyor" dedi.Yaylalarda doğayla iç içe sürdürülen bu zorlu mesai, bir yandan bölgedeki geleneksel hayvancılık kültürünü yaşatırken diğer yandan yüksek rakımlı meralardan elde edilen doğal ürünleri sofralara ulaştırıyor. (Kaynak: ENSONHABER)