⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Uzmanlar, dijital platformların şiddeti normalleştirme riski taşıdığını belirtiyor

Türkiye'de Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki iki okulda gerçekleştirilen saldırılar, sosyal medya platformları ve şiddet içerikli oyunların çocuklar üzerinde bıra

📍 Mersin
Türkiye'de Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki iki okulda gerçekleştirilen saldırılar, sosyal medya platformları ve şiddet içerikli oyunların çocuklar üzerinde bıraktığı etkileri gündeme getirdi. Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi ve Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, dijital dünyanın artık insanların sadece eğlenebileceği "masum" bir alan olmaktan çıktığını, şiddet ekosistemine doğru evrilmeye başladığını vurguladı. Kamer, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okullarda gerçekleştirilen saldırıların ardında ciddi sosyolojik ve psikolojik nedenlerin yattığına da işaret etti. Film ve dizilerdeki şiddet içerikli görüntülerin yanı sıra PUBG ve GTA gibi dijital oyunlarda birini öldürmenin, şiddetin mevki kazanma, daha üst basamaklara gelme ya da birtakım ödüllendirmelerle meşrulaştırıldığını dile getiren Kamer, "Şiddet, gözlemlenerek ve taklit edilerek gerçekleştirilen bir olgudur. Dolayısıyla bunların hepsini topyekun değerlendirdiğimizde maalesef bu tür patlamalar yaşanabiliyor." ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Kamer, küçük yaşlarda kişilere zarar verme eğiliminin sadece Türkiye'de görülmediğini, bu durumun küresel bir problem haline geldiğini vurguladı. Okul saldırılarının ABD, Almanya, Finlandiya gibi ülkelerde de yaşandığını, bu olaylarda dijitalleşmenin önemli bir payı olduğuna dikkati çeken Kamer, şöyle devam etti: "Bu kapsamda sosyal medya platformlarında özellikle Telegram ve Discord'da ciddi anlamda problemler var. Yani bir çocuk Telegram grubuna girip, burada 'patlayıcı bomba nasıl yapılır' bunu öğrenebiliyor veya bir insanı nasıl yaralayabilir, silah nasıl kullanılabilir bunları öğrenebiliyor. Yani bunlar açık bir şekilde, gizlenmiyor. Ülkeler de bununla ilgili belli regülasyonlar yapmaya çalışıyor ama bazen bu hıza maalesef yetişemiyorlar. Dolayısıyla bunları topyekun çözümlemek lazım. Yani bu ne rehber öğretmeninin ne ailenin ne tek başına çocuğun ne sadece güvenlik politikalarının ne sosyal medyayla ilgili hukuki düzenlemelerin tek başına çözebileceği bir şey değil. Yani bütüncül bakış açısıyla bu problemin çözülmesi ve ele alınması gerekiyor." Okulda dışlanma veya yok sayılma gibi durumlarla karşılaşan çocukların özellikle ergenlik döneminde kendini ispat etmeye çalıştığını belirten Kamer, "Çocuğun kendini ispat etmeyle ilgili gösterebileceği veya dikkat çekebileceği en temel unsur nedir? Şiddet uygulamaktır. Bazı çocuklar dikkat çekmek için şiddet eylemini gerçekleştiriyor ve her platformda şiddeti önceleyen rol modeller fazlasıyla var. Çocuklar bu dijital ortamlardaki rol modelleri benimseyerek kendince 'Ben de böyle olabilirim.' gibi düşünerek şiddeti normalleştirebiliyor." dedi. Kamer, Kahramanmaraş'ta bir okula saldırıyı gerçekleştiren İsa Aras Mersinli'nin WhatsApp profilinde 2014'te ABD'de saldırı gerçekleştiren Elliot Rodger'e atıfta bulunan bir görsel kullandığını hatırlattı. Ebeveynleri ve büyüklerini rol model alamayan bazı çocukların çevresindeki veya sosyal medya platformlarındaki insanları örnek almaya başlayabileceğine dikkati çeken Kamer, "Çocuk, sosyal gruplarda kendini daha lider ruhlu göstermek için popülist olan kahramanlarla kendini eşleştirmeye başlıyor. Çünkü çocuk kendini ispat etmek istiyor. Roblox ve Discord'u yasakladık ama şu an yine biz bunları tartışmıyor muyuz? Demek ki yasaklamak çözüm değil." diye konuştu. Türkiye'de bakanlıkların bu konularda yürüttükleri farkındalık çalışmalarının bütüncül yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurgulayan Kamer, "Kesinlikle pratik çözümler ve anlık tedbirler için Dijital Denetim Kurulunun kurulması gerekiyor." tavsiyesinde bulundu. Çocuk Gelişimi ve Eğitimcileri Derneği Başkanı Başak Öztürk de Telegram gibi sosyal medya platformlarının etkilerine değindi. Öztürk, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta gerçekleşen okul saldırıları, Telegram'daki bazı kapalı grupların şiddeti körükleme ve organize etmedeki tehlikeli rolünü bir kez daha gözler önüne serdi." dedi. Telegram gruplarındaki temel riskleri sıralayan Öztürk, bu mecralarda şiddet eylemlerinin övülmesi, saldırı organizasyonları, siber zorbalık, şantaj ve manipülasyon gibi ciddi tehditlerin bulunduğuna işaret etti. Sosyal medyanın özellikle dezavantajlı çocuklar ve gençler için hem fırsat hem de büyük risk alanı olduğunu belirten Öztürk, şunları kaydetti: "Sosyal medya etkilerini sosyal karşılaştırma ve yetersizlik hissi, ruh sağlığı riskleri, siber zorbalık, istismar ve olumsuz rol modeller başlıkları altında sıralayabiliriz. Elliot Rodger gibi figürlerin kahramanlaştırılması, psikolojik kırılganlıklar, dijital radikalleşme ve toplumsal aidiyet arayışının bir sonucu olabilir. Bu tarz figürlerin idol olarak görülmesinin temel nedenleri, mağduriyet psikolojisi, güç ve kontrol arayışı ile ait olma ihtiyacı olarak değerlendirilebilir." Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan ise dünyada 3 milyardan fazla insanın dijital oyunlar oynadığını, Türkiye'de ise 10-18 yaş aralığında yaklaşık 30 milyon çocuğun aktif olarak oyunlarla temas halinde olduğunu ifade etti. Kötü niyetli kişilerin güvenli olduğu varsayılan Telegram gibi platformları kullanarak çocuklara ulaşabildiğine dikkati çeken Eraslan, bu tarz platformlar üzerinden talimatlandırma ve yönlendirme riskinin bulunduğunu belirtti. Türkiye'de bu tür platformlara yönelik henüz kapsamlı düzenleme bulunmadığını vurgulayan Eraslan, ilgili kurumların süreci dikkatle ele alması gerektiğini söyledi. Ebeveynlerin sorumluluğuna da değinen Eraslan, sosyal medya ve dijital platformları aktif kullanan çocukların yalnız bırakılmaması gerektiğini belirterek, "Anne ve babalar çocuklarının telefonlarındaki yaygın olmayan uygulamaları da bilmeli, bunları adeta çocuğun 'dijital arkadaşları' olarak görmelidir." dedi. PUBG, Counter-Strike ve GTA gibi şiddet içerikli oyunlara dikkati çeken Eraslan, bu tür yapımları "dijital tehlikeli oyunlar" olarak tanımladıklarını anlatarak, "Bu oyunlar çocuklarda şiddeti normalleştirme, içselleştirme ve öğrenme riskini artırıyor, dikkat eksikliği, gerçeklikten kopma, uykusuzluk ve öfke patlamaları gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor." diye konuştu. Dijital oyunların rekabetçi yapısına da değinen Eraslan, bu sistemlerin çocuklar üzerinde "kanıtlama, üstün olma ve yok etme" motivasyonunu beslediğini ifade etti. Bu durumun sosyal ve eğitsel faaliyetlere ilgiyi azalttığını, çocukları birbirine karşı rakip, hatta düşman konumuna getirdiğini aktaran Eraslan, dijital oyunların tamamen yasaklanması yerine bilinçli kullanımın esas alınması gerektiğinin altını çizerek, "Ebeveynlere yönelik dijital farkındalık eğitimleri yaygınlaştırılmalıdır. Unutmamalıyız ki sorun oyun değil, denetimsiz, rehbersiz ve yalnız bırakılmış dijital çocukluktur." değerlendirmesinde bulundu. (Kaynak: AA)