Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) tarafından düzenlenen İstanbul Uluslararası Su Forumu (İUSF), "Su Dirençliliğini Güçlendirmek: İnovasyondan Eyleme" temasıyla Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştiriliyor.
Forum kapsamında, "İklim Değişikliğine Uyumda Su Dirençliliği: İnovasyondan Küresel Eyleme (COP31 Yol Haritası) Yüksek Düzeyli Oturumu" başlıklı panel yapıldı.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şuay Nilhan Açıkalın'ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde konuşan, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, Türkiye'nin net bir COP31 vizyonuna sahip olduğunu belirterek, "Türkiye, bu alandaki deneyimlerini uluslararası platformlara taşımaya ve COP31 sürecinde suyu, tarım, gıda sistemlerinin dönüşümünü merkezi haline yerleştirmeye kararlıdır." dedi.
İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar da, COP31'in yalnızca bir müzakere platformu olmayacağının altını çizerek, "Bir dönüm noktası işlevi görecek ve uygulama odaklı olacak. Biz bu COP31'in, COP'un geleceğini tanımlamasını bekliyoruz. Bu COP, önceki COP'lardan farklı olacak. Paris Anlaşması'nın aslında ikinci 10 yılına girmiş bulunduk. İlk 10 yılda çok iddialı taahhütler geldi. Şimdi bu iddialı hedeflerin somut çıktılara dönüşmesi gerekiyor." diye konuştu.
Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever ise, iklim değişikliği etkilerinin sadece suyun az veya çok değil, hem kuraklık hem de taşkınlar olacak şekilde yaşandığını söyledi.
Türkiye'nin iklim değişikliğinden en çok etkilenecek Akdeniz iklim kuşağında olduğuna dikkati çekerek, "Dolayısıyla kırılgan bir yapıdayız. Bu kırılgan yapıyı güçlendirmemiz için de suya kulak vermemiz lazım. Suyun sesini dinleyerek suya göre planlama yapmamız lazım ve bu planlama içerisinde de mutlak suretle su verimliliğinin yer alması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Birleşmiş Milletler (BM) Avrupa ve Orta Asya Kalkınma Koordinasyon Ofisi Bölge Direktörü Gwi-Yeop Son da, COP31'in özellikle su ve iklim diplomasisinin güçlendirilmesi ve bölge içerisinde karşılıklı çözümlerin bulunması açısından çok etkili olacağını düşündüğünü aktardı.
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barrett de, iklim değişikliğine bağlı kuraklık gibi hava olaylarının daha sık ve yoğun hale geldiğine işaret ederek, "Bunların da sırasıyla hem insanların hem ekosistemlerin sağlığına olumsuz yansımaları oluyor. Aktörler ve ilgili paydaşlar, meteorolojik verilere ve güvenilir iklimsel verilere dayalı maliyet etkin çözümler geliştirmelidirler." diye konuştu.
Panelde konuşan Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez de, suyun tek boyutlu bir mesele olmadığını belirterek, yağışlardaki azalma, artan sıcaklıklar ve yükselen talebin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yağışların azalmasına rağmen su talebinde yaklaşık yüzde 40 artış beklendiğini aktaran Lopez, kuraklık ve sellerin birlikte görüleceğini, sel sularının toprağa nüfuz etmeden yüzey akışıyla kaybolmasının su yönetiminde yeni yaklaşımları zorunlu kıldığını ifade etti.