Anadolu Ajansı Stratejik Analiz Müdürü Dr. Bilgay Duman, 30 Eylül'de ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesi sonrası ülkede oluşabilecek yeni güvenlik yapısını ve Bağdat'ın aşması gereken meseleleri AA Analiz için kaleme aldı.
***
Irak’ın 2003 yılında ABD tarafından işgal edilmesi, ülkenin ulusal güvenliğinin Washington hesaba katılmadan düşünülemeyecek kadar ABD’ye bağlı hale gelmesine sebep oldu. Aradan geçen 23 yıl içerisinde ABD’nin Irak’taki askeri varlığının büyüklüğü, niteliği ve hukuki zemini defalarca değişirken Amerikan askerlerinin ülkeden çekilmesi de hemen her dönemde Irak siyasetinin temel tartışma konularından biri oldu.
Ancak 30 Eylül 2026, daha önceki çekilmelerden farklı bir anlam taşıyor. ABD, 2011’de ana askeri kuvvetlerini Irak’tan çıkarmış, DEAŞ’ın yükselişinin ardından 2014’te yeniden dönmüş, 2021’de muharip görevini sona erdirmiş ve 2024’te DEAŞ’a Karşı Uluslararası Koalisyon misyonunu bitirme kararı almıştı. Buna rağmen Amerikan askeri varlığı, farklı biçimlerde devam etti. 30 Eylül’de ise Irak’taki son Amerikan askerlerinin de ülkeden ayrılmasıyla mevcut askeri konuşlanma tamamen sona erdi.
Değişen husus, 2021’de askerlerin görevi, 2024’te Koalisyon misyonunun niteliğiydi. 2026’da ise ilk kez Irak’taki Amerikan askeri konuşlanmasının kendisi ortadan kalkıyor ancak bu tarihi ABD’nin Irak dosyasını kapattığı gün olarak değerlendirmek için henüz erken. Irak’ın güvenlik mimarisinde yaşanan gelişmeleri ve 30 Eylül'ün ne anlama geldiğini anlayabilmek için çekilme sürecini doğru okumak gerekiyor.
ABD, 2003’te Irak’ı işgal ettikten sonra ülkenin hemen her bölgesinde askeri üs ve birlikler oluşturdu. Öyle ki resmi rakamlara göre Kasım 2009’da Amerikan kuvvetlerinin Irak’ta 281 üssü ve askeri tesisi bulunuyordu ancak Washington ile Bağdat arasında Kasım 2008’de imzalanan güvenlik anlaşması ile ana Amerikan kuvvetleri, Aralık 2011’de Irak’tan ayrıldı.
Fakat Irak’ın güvenlik koşulları kısa süre içerisinde yeniden değişti. Suriye iç savaşının yarattığı boşluk, Irak’taki siyasi ve güvenlik sorunları ve DEAŞ’ın 2014’te Musul’u ele geçirmesi, Washington’ın yalnızca üç yıl sonra yeniden Irak’a dönmesine neden oldu ancak ABD'nin bu yeni konuşlanması 2003'teki gibi değildi, bu kez geniş bir üs ağı içerisinde dağılan kuvvetler yerine daha az sayıda stratejik noktada yoğunlaşan bir yapı ortaya çıktı. Amerikan askeri varlığı giderek Ayn el-Esad, Bağdat ve Erbil ekseninde toplanırken Irak güvenlik güçleri, daha önce Koalisyonun kullandığı birçok tesiste doğrudan sorumluluk üstlenmeye başladı. Irak güvenlik güçlerinin kapasitesinin artmasıyla Washingt
Asıl kırılma ise 2021'in ikinci yarısında yaşandı. Yürütülen Stratejik Diyalog kapsamında Amerikan askerlerinin Irak’taki muharip rolünün sona erdirilmesi ve görevinin eğitim, danışmanlık, destek ve istihbarat paylaşımı ekseninde yeniden tanımlanması konusunda anlaşmaya varıldı. Bunu dönüşümü bir çekilmeden ziyade, ABD’nin Irak’taki askeri mevcudiyetini yeniden tanımladığı ilk büyük kırılma olarak değerlendirmek yerinde olur.
Ancak takip eden yıllarda bu modelin sürdürülebilirliği giderek daha fazla tartışılmaya başlandı. Bir taraftan DEAŞ’ın Irak’taki toprak hakimiyetinin sona ermesi ve Irak güvenlik güçlerinin kapasitesinin artması, Koalisyonun mevcut biçimiyle devam etmesinin gerekçelerini zayıflatırken diğer taraftan Amerikan askerlerinin ülkedeki varlığı, İran’a yakın silahlı gruplarla Washington arasındaki gerilimin merkezlerinden biri haline geldi. Özellikle 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze soykırımının bölgeye yayılmasıyla Irak ve Suriye’deki Amerikan üslerine yönelik saldırılar arttı, ABD’nin buna Irak topraklarında gerçekleştirdiği karşı saldırılar ise Bağdat’ta egemenlik tartışmasını yeniden gündemin merke
Bu gelişmeler, Bağdat'ı Koalisyonun geleceğine ilişkin daha somut bir takvim talep etmeye yöneltti. Bu amaçla Ocak 2024’te ABD-Irak Yüksek Askeri Komisyonu çalışmalarına başladı. Değerlendirmeler sonucunda sürecin bir “ani çekilme” değil Koalisyon misyonunun kademeli olarak sona erdirilmesi ve ilişkinin ikili zemine taşınması şeklinde ilerleyeceği netleşti.