GÜNCEL

ABD-Çin arasındaki sınırlı uzlaşılar kısa vadede finansal piyasalara geçici rahatlama sağlayabilir

ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Pekin’de gerçekleştirdiği görüşmeyle birlikte son dönemde yeniden yoğunlaşan diplomatik temaslar v

Van
ABD-Çin arasındaki sınırlı uzlaşılar kısa vadede finansal piyasalara geçici rahatlama sağlayabilir

ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Pekin’de gerçekleştirdiği görüşmeyle birlikte son dönemde yeniden yoğunlaşan diplomatik temaslar ve ticaret gerilimlerine ilişkin verilen mesajlar, küresel ekonomide ABD ve Çin rekabetinin yeni ve daha kırılgan bir evreye geçtiğine işaret ediyor.

Son yıllarda ticaret savaşları, teknoloji kısıtlamaları, Tayvan gerilimi, enerji güvenliği ve küresel güvenlik krizleri nedeniyle sertleşen ilişkiler, artık yalnızca iki ülke arasındaki klasik ekonomik güç mücadelesi olarak değil, küresel sistemin geleceğini şekillendiren çok boyutlu stratejik bir rekabet alanı olarak değerlendiriliyor.

Kısa vadede taraflar arasında sağlanabilecek sınırlı uzlaşıların küresel piyasalarda risk algısını azaltarak finansal piyasalara geçici bir rahatlama sağlayabileceği değerlendirilirken, orta ve uzun vadede özellikle üçüncü taraf ekonomiler üzerinde ciddi baskılar oluşabileceğinin altı çiziliyor.

Enerji arz güvenliği, kritik ham madde rekabeti, yapay zeka teknolojileri ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde Washington ile Pekin arasındaki mücadele yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik, teknolojik ve stratejik bir güç mücadelesine dönüşüyor.

Trump’ın Pekin ziyareti, yeni bir yakınlaşmadan çok, küresel sistemde giderek sertleşen ancak doğrudan çatışmadan kaçınmayı hedefleyen “kontrollü sistemik rekabet” döneminin önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Marmara Üniversitesi Uluslararası Politik Ekonomi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Al, günümüzde enerjinin ekonomik bir unsur olmanın ötesinde doğrudan jeopolitik güç üretme kapasitesi anlamına geldiğini ifade etti.

Çin’in dünyanın en büyük enerji ithalatçısı konumunda bulunduğuna işaret eden Al, “Özellikle İran, Rusya ve Venezuela gibi yaptırım altındaki ülkelerden indirimli petrol temin ederek ciddi bir maliyet avantajı elde ediyor. Pekin yönetimi bu yöntem sayesinde üretim maliyetlerini düşürüyor ve küresel ihracat rekabetinde avantaj kazanıyor. Washington açısından mesele enerji piyasasıyla sınırlı kalmıyor. Asıl hedef Çin’in uzun vadeli ekonomik yükselişini yavaşlatmak olarak okunabilir.” dedi.

Al, özellikle Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji koridorlarında yaşanan gerilimlerin bu rekabetin güvenlik boyutunu daha görünür hale getirdiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları genişletmesi, Venezuela petrolüne erişimi sınırlandırması ve deniz taşımacılığı üzerindeki baskıları artırması Çin’in alternatif enerji ağlarını kırmaya dönük hamleler olarak değerlendirilebilir. Ancak Çin kısa vadede baskı hissetse bile uzun vadede stratejik petrol rezervleri, yenilenebilir enerji yatırımları ve dolar dışı ödeme sistemleri üzerinden bu baskıyı dengelemeye çalışıyor. Bu nedenle ortaya çıkan tablo klasik yaptırım mekanizmalarının ötesine geçen, küresel finansal ve enerji mimarisini dönüştüren daha büyük bir sürece işaret ediyor."

Prof. Dr. Arzu Al, ABD ile Çin arasındaki ilişkilerin artık gümrük tarifeleri ekseninde ilerleyen bir ticaret savaşının çok ötesine geçmiş durumda olduğunu kaydetti.

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/abd-cin-arasindaki-sinirli-uzlasilar-kisa-vadede-finansal-piyasalara-gecici-rahatlama-saglayabilir

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI