GÜNCEL

ABD-Çin ilişkilerinde yeni denklem: Rekabet, pazarlık ve kontrollü gerilim

Bağımsız Araştırmacı Dr. Erman Tatlıoğu, Donald Trump’ın Çin ziyaretini ve ziyaretin öne çıkan çıktıları ile olası yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı. ​​​

Muş
ABD-Çin ilişkilerinde yeni denklem: Rekabet, pazarlık ve kontrollü gerilim

Bağımsız Araştırmacı Dr. Erman Tatlıoğu, Donald Trump’ın Çin ziyaretini ve ziyaretin öne çıkan çıktıları ile olası yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.

​​​​​​​***

ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin ziyareti, Washington ile Pekin arasındaki stratejik rekabetin yeni aşamaya geçtiği bir dönemde gerçekleşmiştir. Son yıllarda ticaret savaşları, teknoloji kısıtlamaları, Tayvan gerilimi ve küresel güvenlik krizleri nedeniyle sertleşen ABD-Çin ilişkileri, artık yalnızca iki ülke arasındaki klasik güç mücadelesi değil, küresel sistemin geleceğini şekillendiren temel dinamiklerden biri olarak görülmektedir. Bu nedenle Trump’ın Çin ziyareti, rekabeti sona erdirmeye yönelik bir girişimden çok ekonomik ve jeopolitik çatışmayı daha kontrollü bir zeminde yönetme arayışı olarak değerlendirilebilir.

Trump’ın "Önce Amerika" (America First) yaklaşımı, ideolojik çatışmadan çok işlem odaklı bir diplomasi anlayışını öne çıkarmaktadır. Washington yönetimi, Çin’i tamamen çevrelemek yerine rekabeti yönetilebilir seviyede tutmayı, ekonomik bağımlılığı kontrollü biçimde sürdürmeyi ve büyük krizlerin önüne geçmeyi hedeflemektedir. Bu durum aynı zamanda taraflar arasında olası bir "Büyük Pazarlık" ihtimalini de gündemde tutmaktadır.

Görüşmelerin en kritik gündem maddelerinden biri Tayvan olmuştur. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Tayvan konusunun "Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli mesele" olduğunu vurgulayarak yanlış adımların doğrudan çatışma riskini beraberinde getirebileceği uyarısında bulunmuştur. Pekin açısından Tayvan yalnızca diplomatik değil; egemenlik, rejim güvenliği ve Çin’in tarihsel bütünlüğüyle bağlantılı stratejik bir meseledir.

Washington ise Tayvan’a silah satışları ve askeri desteğini sürdürme eğilimindedir. Trump’ın görüşme öncesinde Tayvan’a yönelik silah satışlarını Şi ile konuşacağını açıklaması, ABD’nin Tayvan kartını Çin’e karşı stratejik baskı unsuru olarak kullanmaya devam edeceğini göstermektedir. Bununla birlikte tarafların söylemlerinde dikkati çeken unsur, sert açıklamalara rağmen doğrudan askeri tırmanmadan kaçınma isteğinin korunmasıdır. Bu durum, ABD-Çin ilişkilerinin artık "kontrollü gerilim" modeli üzerinden yürütülmeye çalışıldığını göstermektedir.

Ancak ABD’nin Tayvan merkezli politikası, Japonya, Güney Kore ve Filipinler gibi bölgedeki müttefiklerde de ciddi kaygılar yaratmaktadır. Bu ülkeler, Trump’ın Tayvan’ı savunma ilkesinden çok Çin ile yapılacak daha büyük bir ticaret anlaşmasında pazarlık unsuru olarak kullanabileceğinden endişe etmektedir.

Ziyaretin önemli gündemlerinden biri de ABD/İsrail-İran Savaşı ve enerji güvenliği olmuştur. Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik riskleri, küresel enerji piyasalarını ve ticaret yollarını doğrudan etkilemektedir. Çin, enerji ihtiyacının önemli bölümünü Körfez ülkelerinden karşıladığı için enerji akışlarının kesintiye uğramasını istememektedir. ABD ise enerji yolları üzerindeki küresel denetimini sürdürmeye çalışırken petrol fiyatlarında aşırı yükselişin Batı ekonomilerine zarar vereceğinin farkındadır.

Trump görüşmeler öncesinde Çin’den İran konusunda destek beklediğini ifade etmiş, Washington yönetimi Pekin’in Tahran üzerindeki etkisini kullanmasını istemiştir. Çin ise İran ile ekonomik ilişkilerini tamamen riske atacak bir politika izlemekten kaçınmıştır. Buna rağmen Şi’nin Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasının önemine vurgu yaptığı ve Çin’in enerji güvenliği açısından Amerikan petrolü alımını artırabileceği belirtilmektedir. Trump’ın, Şi’nin İran’a askeri ekipman sağlamayacağı yönünde güvence verdiğini açıklaması da Washington’un İran krizinin daha büyük bir jeopolitik kırılmaya dönüşmesini engellemeye çalıştığını göstermektedir.

ABD-Çin ilişkilerinin temel eksenlerinden biri olmaya devam eden ticaret ve tarifeler konusu da görüşmelerin merkezinde yer almıştır. Trump döneminde başlayan yüksek gümrük tarifeleri ve ticaret savaşları, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri derinden etkilemiştir. Washington, Çin’i haksız rekabet ve ticaret dengesizliği üzerinden eleştirirken; Pekin ise ABD’nin korumacı politikalarının küresel ekonomiye zarar verdiğini savunmaktadır.

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/abd-cin-iliskilerinde-yeni-denklem-rekabet-pazarlik-ve-kontrollu-gerilim

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI