ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran'la vardığı mutabakatın ardından petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere gerilemesiyle, Orta Doğu'da aylardır süren jeopolitik krizi lehine çeviren Rusya'nın bu avantajı ne ölçüde koruyabileceği sorusu gündeme taşındı.
İsrail ile İran arasında 28 Şubat'ta başlayan çatışmalar ve Hürmüz Boğazı'ndaki arz kesintisi endişeleri petrol fiyatlarını son yılların en yüksek seviyelerine taşırken, ortaya çıkan tablo yalnızca üretici ülkeleri değil, enerji ticaretinden taşımacılığa kadar geniş bir ekosistemi etkiledi.
Çatışmaların ilk döneminde petrol piyasaları, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın uzun süre kapalı kalabileceğini fiyatlarken, bu süreçte Brent petrolün varil fiyatı yaklaşık 100 dolar seviyesinde dengelendi.
Ancak Trump yönetiminin İran'la yürüttüğü görüşmelerde ilerleme sağlandığına yönelik açıklamaları ve tarafların mutabakata yaklaşmasıyla birlikte piyasadaki risk primi hızla geriledi. Bu kapsamda Brent petrol, 12 Haziran'da 10 Mart'tan bu yana ilk kez 90 doların altına gerileyerek günü 87,33 dolardan tamamladı.
İran ve ABD'nin Pakistan arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler sonucunda 14 Haziran'da savaşın sona erdirilmesini ve sorunların müzakereler yoluyla çözülmesini öngören 14 maddelik mutabakata vardıklarını duyurmasının ardından düşüş hızlandı. Brent petrol 15 Haziran'da yüzde 5,8 değer kaybederek 82,24 dolara geriledi.
Mutabakata yönelik iyimserliğin devam etmesiyle Brent petrol 16 Haziran'da 2 Mart'tan bu yana ilk kez 80 doların altına inerek günü 78,67 dolardan tamamladı. İslamabad Mutabakatı olarak adlandırılan anlaşma 18 Haziran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girdi.
Böylece, Hürmüz Boğazı'nda ticari gemi geçişleri son 5 günde savaş öncesi seviyenin yüzde 25'ine ulaşırken özellikle ham petrol ve petrol ürünleri akışında belirgin artış görülmesiyle Brent petrolün varil fiyatı dünü 73,87 dolardan tamamlayarak, 27 Şubat'tan bu yana ilk kez 75 doların altına geriledi ve savaş öncesi düzeyine döndü.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalan Moskova, jeopolitik krizin etkisiyle son aylarda enerji piyasalarında yaşanan arz endişeleri nedeniyle yeniden önem kazanmaya başladı.
Hürmüz Boğazı'ndaki kesintilerin küresel petrol arzını tehdit etmesi ve fiyatları yükseltmesi üzerine ABD yönetimi, piyasadaki sıkışıklığı hafifletmek amacıyla Rus petrolüne yönelik bazı yaptırımlarda geçici esneklik sağladı. Yaptırımlardaki bu esneklik ve yükselen petrol fiyatları Moskova'nın enerji gelirlerini destekledi.
Rus finans kuruluşu Sberbank'ın değerlendirmelerine göre, Orta Doğu'daki savaşın petrol fiyatlarını yukarı taşıması Rusya'nın emtia ihracat gelirlerine olumlu yansıdı. Banka bu nedenle ülkenin 2026 yılı emtia ihracatı tahminini yukarı yönlü revize etti. Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov da petrol fiyatlarındaki yükseliş sayesinde bütçeye yaklaşık 200 milyar ruble ilave gelir sağlandığını açıkladı.