Tahran sokaklarında mikrofon uzattılan İranlılar, adil bir anlaşmanın bölge ve dünyanın faydasına olacağını belirtirken, ABD’nin daha önce de iki kez müzakere halindeyken saldırdığını da unutmamak gerektiğini ve İran’ın bu tecrübeye dayanarak hareket etmesi gerektiğini dile getirdi.
Tahran sakinlerinreh Mehdi İsfahan, ABD ile sağlanacak nihai anlaşmanın hem İran halkı hem de bölge ülkeleri için olumlu olacağını belirterek, “Bana göre adil olan her anlaşma hem çok iyi ve hem de çok olumlu olacaktır. Ancak bunun bir şartı var. ABD’nin bir kez daha verdiği sözlerden dönmemesi gerekir. Çünkü defalarca kanıtlanmıştır ki ona güvenmek kolay değildir. Ne zaman güvenilmişse, ne yazık ki diğer ülkelerdeki aşırılık yanlılarının etkisine kapılmış ve verdiği sözleri yerine getirmemiştir.” dedi.
Körfez ülkeleri ile ülkesinin her hangi bir sorunu olmadığını ve söz konusu Müslüman ülkeleri inançları gereği kardeşleri gibi gördüğünü dile getiren İsfahan, “Herhangi bir İslam ülkesine haksızlık yapılırken kayıtsız kalamayız. Biz Müslümanız ve Müslümanlık, saldırıya uğrayan her Müslüman ülkenin yanında durmayı gerektirir.” ifadelerini kullandı.
Ev hanımı Mehdiye Taki Abadi ise İran lideri Mücteba Hamaney’in talimatları doğrultusunda hareket ettiklerini vurgulayarak, “Savaş gölgesinde hiçbir şey iyi olmaz. Anlaşma sağlanırsa elbette enflasyon düşer, dolar kuru düşür ve insanlar biraz rahata kavuşur.” değerlendirmesinde bulundu.
Tahran sakinlerinden Muhammed Eşrefi de söz konusu mutabakat ve ardından muhtemel bir anlaşmayla birlikte İran’ın gücünü koruyacağını savunarak, “Şu anda uluslararası toplum içinde de oldukça iyi bir konumdayız. Elbette İran üzerinde bir miktar baskı vardı. Bazı şeyler zorlaştı ancak halkın takibi ve sokaklarda yaşanan gelişmeler sayesinde her şey yoluna girdi.” dedi.
Savaşın hem kendileri için hem de dünya hiç iyi bir olgu olmadığını dile getiren Eşrefi, savaş peşinde olmadıklarını ve mevcut şartlarda en doğru yolun müzakerelerin ilerletilmesi ve durumların sakinleşmesi olduğunu söyledi.
Aktivist Sadra Nuri de İran halkının her zaman barış yanlısı bir halk olduğunu ve dünya ülkeleri ile işbirliğine açık şekilde hareket ettiğini dile getirerek, “Ancak anlaşma ve barış sürecinin başarılı olabilmesi için tarafların buna bağlı kalması gerekir. Bu barış sürecinde de ülkemizin çıkarlarının korunmasını umut ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
İranlı yetkililerin her zaman barış ve uzlaşı arayışında olduğunu ancak buna rağmen ülkelerine saldırılar düzenlendiğini kaydeden Nuri, şöyle devam etti:
“İran halkı göstermiştir ki gerektiğinde ülkesini en iyi şekilde savunur. Aynı zamanda bir barış ve anlaşma ortamında da tüm dünya ile çalışabilir. Dünya, İran’ın kültürel birikiminden ve üretimlerinden faydalanabilir. Karşılıklı olarak İran, komşuları ve tüm ülkeler ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda bu iş birliklerinden yarar sağlayabilir.
Bu barış konusunda iyimseriz. Ancak aynı zamanda İran halkı her türlü gelişmeye de hazırlıklıdır ve ülkesinin çıkarlarından hiçbir şekilde geri adım atmayacaktır. İran müzakerecilerinin uyum içinde hareket ettiğini, halkın taleplerini yerine getirmeye çalıştıklarını ve barışı sağlama peşinde olduklarını düşünüyorum. Öte yandan ülkemizin silahlı kuvvetlerine de güveniyoruz. Onlar da son derece başarılı bir performans sergilediler. Bana göre hem müzakereciler hem de İran’ı savunan askeri güçlerimiz, İran’ın iki sağlam ve güçlü kolunu oluşturuyor. Gelecekte hem İran halkı hem de bölge halkları için daha iyi bir yaşam ve refah sağlayacaklarına inanıyorum."