Milli İstihbarat Akademisinden Dr. Mehmet Çağatay Güler, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın Rusya-Ukrayna Savaşı'na etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Rusya, aradan geçen 50 aya rağmen Ukrayna'daki hedeflerini başarabilmiş değil. Moskova’nın savaştaki en temel amacı, Ukrayna’ya tarafsız bir statü kazandırılması ve silahsızlandırılmasıdır. Bununla birlikte Moskova, son kertede dört oblastı (Zaporijya, Herson, Donetsk ve Luhansk) ihtiva eden alanı ilhak etmek istemektedir.
Süreç içerisinde yaşanan operatif ve stratejik hatalar savaşın maliyetini giderek artırmış; Rusya’yı teritoryal hedeflerinde daralmaya zorlamış ve fakat maksimalist görülen siyasi hedeflerinden vazgeçirememiştir. Öyle ki bu maliyet kabaca son 80 yılda Rusların ve Sovyetlerin tecrübe ettiği tüm savaşların getirdiği maliyetten en az beş kat daha fazla olarak hesaplanmaktadır. Bu denli yüksek maliyetlerin karşılığında sahadaki ilerleme zaman zaman metrelerle ölçülmektedir. Pokrovsk muharebesi veya Çasiv Yar cephesi, bunun en somut örneğidir. Rus ordusunun son iki yılda ele geçirdiği alan yaklaşık 8 bin 500 kilometrekaredir. Ukrayna’nın toplam yüz ölçümü ise 603 bin kilometrekare civarındadır. S
ABD/İsrail-İran Savaşı başlamadan önce sahada iki taraf için de olumlu bir denklem yoktu. Ne Rusya ne de Ukrayna hasmına hedeflerini dayatabilecek pozisyonda değildi. Şu anda Ukrayna ordusu daimi bir silah, mühimmat ve askeri personel sıkıntısı içerisinde. Ayrıca, cephedeki personel son derece yıpranmış bir vaziyette ve bunun rotasyon veya ikamesi mümkün görünmemektedir. Bu süreçte Moskova savunma sanayisini efektif bir biçimde muharebe sahasına entegre etmiştir. Kapasite faktörü ve iktisadi olarak sürdürülebilirlik Kremlin’in lehinedir. Buna rağmen cephe düşmemiştir; Luhansk’ın kaybına rağmen geri kalan bölgede Rus ordusu hedeflerinin çok gerisindedir. Ayrıca, Ukrayna ordusu da hava savunma
Bu konjonktürde ABD/İsrail-İran Savaşı'nın başlaması ve süregelen mevcut denklem, Rusya’ya somut kazanımlar sağlamış ve yeni fırsat pencereleri sunmuştur. Bu fırsatlardan en önemlisi ABD/İsrail-İran Savaşı, Rusya için iktisadi olarak can suyu olmuştur. Zira, Rus ekonomisinin zorlandığını ve savaş için verilen kayıplar neticesinde uluslararası sistemdeki rakiplerinin gerisine düştüğünü görmek zor değil. Bu perspektifte İran savaşının küresel enerji piyasaları üzerinde yarattığı etki ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının petrol arzında yaşattığı daralma (yaklaşık 20 milyon varil), Rus ekonomisine son derece olumlu yansımıştır. ABD yönetimi, artan petrol fiyatlarını kontrol altına alabilmek için Ru
İkinci olarak, başta ABD’nin etkisi olmak üzere üzerindeki uluslararası kamuoyu baskısı azalmıştır. İran savaşı öncesinde ABD Başkanı Donald Trump’ın asli gündemi ve retoriği Ukrayna’daki savaşı bitirmeye odaklıydı. Bu retorik zaman zaman ilişkileri germekte ve savaşı tırmandırmakta, zaman zaman da barışı olduğundan yakın göstermekteydi. Rusya ise "Çok kayıp verdik ve henüz istediğimizi tam olarak elde edemedik. Dolayısıyla temel hedeflerimizi başarmadan durmak istemiyoruz." görüşündeydi. Her ne kadar Kremlin’in karar mekanizmasını etkilemese de uluslararası kamuoyunun dikkatinin Ukrayna cephesinden kayması, ateş gücünü daha rahat artırabilme imkanı sağlamaktadır. Ayrıca, hedef gözetimini dü
Üçüncü olarak, uluslararası sistemdeki değişimi hızlandıracak ve ABD’nin prestijini sarsacak bir gelişme olması Moskova penceresinden son derece olumlu okunmaktadır. ABD’nin İran savaşında hedeflerini kısa vadede başaramaması bir yana, Körfez ülkeleri başta olmak üzere ittifak ilişkilerini ve itibarını zedelemiştir. Bu durum Rusya’nın çok kutuplu uluslararası sistem tasavvuru için bulunmaz fırsat olarak değerlendirilmektedir. Rusya, yıllardır ABD hegemonyasının uluslararası sisteme zarar verdiğini, Washington'un ulusal çıkarları önünde hiçbir kural ve kaideyi tanımadığını ve bugünkü konjonktürde hegemonun aslında "hegemon" kudretinde olmadığını tartışmaktadır. ABD/İsrail-İran Savaşı da Mosko