Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, enflasyonun kalıcı olabileceğine yönelik endişeleri tetikledi. Bu durum Hürmüz Boğazı kaynaklı arz endişelerine neden olurken enerji fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi tahvil getirilerinin artmasında etkili oldu.
Bunun yanında Suudi Arabistan'ın Hürmüz Boğazı'na alternatif olarak devreye aldığı günlük 7 milyon varil kapasiteli "Petroline" isimli Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nı Irak'tan düzenlenen saldırılar sebebiyle kapatması da petrol arzına ilişkin endişeleri tetikledi.
Bu gelişmelerle ABD Merkez Bankasının (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında para politikasını sıkılaştıracağına ilişkin beklentiler güçlendi. Güçlenen beklentiler ise tahvillerde satış baskısına neden oluyor.
Tahvillerde görülen satış baskısıyla ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,04'e çıkarak Temmuz 2007'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.
Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 5 seviyesini aşmasının aslında tüm piyasalar ve ekonomiler açısından bir risk oluşturduğunu söyledi.
Küresel finansal koşulların sertleştiğini ifade eden Ergezen, ABD'nin 10 yıllık tahvilinin risksiz getiri açısından önemli bir referans olduğunu vurguladı.
Ergezen, risk primlerinin tahvil faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaptığını ve bunun da küresel piyasalarda kırılganlığa sebep olduğunu söyledi.
Buna paralel olarak ciddi anlamda borçlanma maliyetleri ve iskonto oranlarının da arttığını kaydeden Ergezen, ABD'nin 2025 yılında kredi notunun düşmesinin, ülkenin yüksek borçluluk seviyesinin ve bununla beraber ABD/İsrail- İran Savaşı'nın petrol fiyatlarını artırmış olmasının ülkede enflasyonu hızlandırdığını belirtti.
Ergezen, enflasyonun artmasının ise tüm piyasalarda risk primlerinin artmasına yol açtığını dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bütün bunlar aslında küresel piyasalarda oluşan o belirsizliğin ve riskin bir nevi fiyatlaması. Tahvil faizlerindeki hareket de bize bunu gösteriyor. Yüksek tahvil faizlerinin hem borçlanma hem yatırım maliyetlerinin artmasına yol açarak küresel büyümenin yavaşlamasına neden olması bekleniyor. O yüzden de önümüzdeki dönemde küresel ekonomiye dair yavaşlama endişelerinde artışlar olduğunu görebiliriz."