Söz konusu kriz, Güney Afrika'nın 2025 yılında ev sahipliği yaptığı G7 Zirvesi sürecinde Washington ile yaşadığı gerilimin bir devamı niteliğini taşıyor.
Pretorya yönetiminin ise ekonomik yaptırım riskleri karşısında son dönemde daha itidalli bir retorik benimseyerek Washington ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınan bir denge politikası izlemesi dikkati çekiyor.
Güney Afrika'nın önde gelen akademik kurumlarından Witwatersrand Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. William Gumede, AA muhabirine, ABD ile yaşanan gerilimin , Güney Afrika dış politikası ve ekonomisi üzerindeki etkilerini ve küresel çok taraflılık üzerinde yarattığı baskıyı değerlendirdi.
Gumede, son dönemde Washington yönetiminin sert tavrının Güney Afrika devletinden ziyade, apartheid sonrası 30 yıllık tek başına iktidarın ardından meclis çoğunluğunu kaybettiği 2024 seçimlerinden beri koalisyon hükümetinin en büyük partisi olarak devam eden Afrika Ulusal Kongresi'ne (ANC) yönelik olduğunu ifade etti.
Bu gerilim çerçevesinde ABD Başkanı Donald Trump'ın 2025'te Güney Afrika'nın ev sahipliğinde düzenlenen G7 Zirvesini boykot ettiğini hatırlatan Gumede, "Bu nedenle, G7 toplantısında da ABD’nin, ANC ile ABD yönetimi arasındaki bu gerilim nedeniyle Güney Afrika’nın katılımını engellemek için baskı yapmasının beklenen bir durum olduğu söylenebilir." dedi.
Gumede, Güney Afrika ekonomisinin küresel ticarete, küresel finans sistemine ve dünyanın diğer ülkelerine çok güçlü şekilde bağlı olduğuna dikkati çekerek, "Dolayısıyla Çin, ABD, Avrupa Birliği (AB) veya Japonya gibi en büyük ticaret ortaklarımızla ilişkilerimizde yaşanacak herhangi bir değişim doğrudan ekonomimizi etkiliyor." diye konuştu.
Ülke ekonomisinin halihazırda son derece kırılgan bir yapıya sahip olduğuna dikkati çeken Gumede, "İşsizlik oranı yüzde 30’un üzerinde ve genç işsizliği dünyadaki en yüksek oranlardan biri, yaklaşık yüzde 57 ile 60 arasında. Ayrıca ekonomik büyüme çok düşük, yaklaşık yüzde 1 civarında ve bu Afrika’daki en zayıf büyüme oranlarından biri. Bu nedenle agresif bir dış politika yürütecek durumda değiliz." ifadelerini kullandı.
Gumede, bu durumun geçmişte siyasi kararlara odaklanan ANC yönetiminin, özellikle ABD hususunda daha pragmatik bir dış politikaya yönelmek zorunda kaldığını gösterdiğini ifade ederek, ABD’nin İran ve Venezuela gibi yerlere müdahaleleri ve son dönemde müttefikleriyle yaşadığı gerilimlerin Güney Afrika açısından uyarı niteliğinde olduğunu vurguladı.
Bu şartlar altında ABD'nin Güney Afrika'ya yönelik ekonomik tehditlerine dikkati çeken Gumede, "Güney Afrika’da şu anki en büyük korkulardan biri, İran örneğinde olduğu gibi, ANC liderlerine ve ANC ile bağlantılı şirketlere yaptırım uygulayabileceği ihtimali. Eğer bu gerçekleşirse, Güney Afrika ekonomisi üzerinde ciddi bir olumsuz etkisi olur." değerlendirmesinde bulundu.
Gumede, Pretorya'nın Trump yönetiminin baskılarına karşı kışkırtıcı açıklamalardan kaçma politikasını sürdürmesinin önemine değinerek, "Çünkü şu anda oldukça kırılgan bir durumdayız. İran ve Venezuela örneklerinde gördük ki BRICS ve ortakları bu ekonomileri kurtarmaya gelmedi. Ve eğer ABD Güney Afrika’ya karşı sert bir tavır alırsa, Güney Afrika ekonomisini kurtarmaya da gelmeyecekler." dedi.