Al Sharq Strategic Research'den araştırmacı Mehmet Emin Cengiz, ABD'nin Suriye'den çekilmesinin ne anlama geldiğini AA Analiz için kaleme aldı.
***
ABD/İsrail-İran Savaşı'nın neredeyse tüm bölge ülkelerini etkilediği bir zamanda geçirdiği 14 yıllık savaşın yaralarını hala sarmaya çabalayan Suriye, bölgesel krizin dışında kalmayı büyük ölçüde başardı. Irak’ta İran destekli Şii milis grupların Suriye’ye karşı düzenlediği provokatif bazı saldırılar ve İsrail’in Lübnan’da tetiklediği göç krizi nedeniyle Suriye topraklarına geçen büyük çoğunluğu Suriyeli 200 binden fazla insanın yarattığı komplikasyonlar haricinde, Suriye yaşanan bölgesel krizde ve Washington-Tahran arasındaki kırılgan ateşkes zarfında adeta bir "emniyet adası" görüntüsü çizdi.
Bölgesel kriz henüz sönümlenmemişken, Suriye’nin kuzeydoğusunda epey mühim bir askeri gelişme de yaşandı. ABD, Suriye’nin kuzeydoğusundaki son askeri üssü olan Kasrak’ı 16 Nisan’da boşalttı ve Haseke’deki üs Suriye ordusunun kontrolüne geçti. Bu üs aynı zamanda ABD/İsrail-İran Savaşı devam ederken Haşdi Şabi unsurlarınca hedef alınmıştı. Üssün boşaltılmasıyla 2014’ten beri Suriye’de varlık gösteren ABD’nin ülkedeki askeri varlığı tamamen ortadan kalkmış oldu. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın 5'inci Antalya Diplomasi Forumu'nda vurguladığı üzere, ülkenin kuzeydoğusunda daha önce faal olan Fransız, İngiliz ve Rus üsleri de devreden çıktı. ABD’nin çekilmesiyle Suriye’nin kuzeydoğusunda yaban
ABD’nin, SDG’nin Suriye ordusuna eklemlenmesinin önünü açan ocak ayındaki gelişmelerin ardından bu adımı atması, hem Şara yönetiminin ülke içinde istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini gösteriyor hem de özelde ABD’nin genelde Batı’nın, Şam yönetimine açtığı kredinin artarak devam edeceğine işaret ediyor. Nitekim İran krizi devam ederken mart ayının sonunda Şara, Almanya ve İngiltere’yi ziyaret ederek Berlin ve Londra’da üst düzeyde ağırlandı ve ülkesi için muhtelif dosyaları muhataplarıyla müzakere etti.
30 Ocak Mutabakatı kapsamında SDG tugaylar şeklinde Suriye ordusuna eklemlenmeyi ve Şam’ın komuta kademesi altında hareket etmeyi kabul etmek zorunda kalmıştı. Bu entegrasyon süreci bazı pürüzlere rağmen halihazırda devam etmekte ve farklı dosyalarda ilerleme kaydedildi. Şam’a bağlı askeri yöneticiler ile SDG mensupları arasında sürekli toplantılar da devam ediyor. Suriye güvenlik güçleri ülkenin kuzeydoğusuna da konuşlandı. Şam ayrıca bölgeye askeri temsilciler atadı.
Bunun yanında Şam yönetimi, SDG’nin aday gösterdiği Nureddin İsa’yı Haseke valisi olarak atamıştı. Ayn-el Arab dahil her yerde Suriye bayrağı dalgalanıyor. Şam Haseke’deki petrol alanlarından petrol üretimine de başladı. Askeri ve siyasi dosyaların yanı sıra Kamışlı’daki havalimanının işletilmesi, sağlık sektörü, tarım ve eğitim gibi alanlarda da görüşmeler devam ediyor. Böylelikle entegrasyonun sivil ayaklarının tamamlanması konusunda taraflar arasında temsilciler düzeyinde çalışmalar sürdürülüyor.
Entegrasyon anlaşması çerçevesinde Afrin’e geri dönüşler de başladı. Bu durum Suriye’nin iç barışının güçlendirilmesi açısından en kayda değer gelişmelerden biri olarak okunabilir. Yine SDG ve Şam yönetimi arasında karşılıklı esir takası süreci devam ediyor. Özetle SDG-Şam arasındaki entegrasyon süreci problemlerden azade olmasa da ortada olumlu bir tablo mevcut.
İran’da rejim değişikliği hedefine ulaşamayan İsrail, Levant Bölgesi'nde yeni bir denklem yaratma çabalarını sürdürmeye devam ediyor. Lübnan’da yaşanan kriz nedeniyle Suriyelilerin yanı sıra 30 bin kadar Lübnanlı da Suriye’ye geçti.