İsrail'in Ekim 2023'te başlayan Gazze soykırımının üçüncü yılı geride kalırken Avrupa Birliği (AB), başlangıçtaki koşulsuz destek mesajlarından sınırlı yaptırım tekliflerine uzanan süreçte, söylemini değiştirse de İsrail'e karşı somut adım atamadı.
Demokrasi, insan hakları ve uluslararası hukukun savunucusu olduğunu vurgulayan Birliğin, üç yıl boyunca Gazze'deki sivil kayıplar ve derinleşen insani felaket karşısında sergilediği tutum, ilan ettiği değerlerin inandırıcılığını tartışmaya açtı.
Avrupa başkentlerinde yükselen kamuoyu baskısı ve üye ülkelerin ulusal girişimleri, Brüksel'in söylemine yansırken ortak siyasi iradeye dönüşmedi.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in ilk günlerde İsrail'e destek veren açıklamaları ve Tel Aviv ziyareti, Birliğin kendi içinde de tepki topladı.
AB delegasyonlarında çalışanlar, Komisyon Başkanı'na defalarca gönderdikleri mektuplarda ve AB Komisyonunun Brüksel'deki binası önünde düzenledikleri protestolarda Birliğin itibarını kaybetme, soykırımın ortağı olma riskine dikkati çekti.
Başlangıçta "İsrail'in kendini savunma hakkı" vurgusuyla şekillenen AB söylemine, tepkilerin ardından bu hakkın "uluslararası insancıl hukuka uygun" kullanılması gerektiği ifadeleri eklendi. Ancak "ateşkes" çağrısı yapma konusunda dahi anlaşamayan AB, uzun süre "insani aralar/koridorlar" talepleriyle yetindi.
Üye ülkeler arasındaki ayrışma ilk olarak Ekim 2023'te BM Genel Kurulundaki oylamada görüldü. Gazze'de ateşkes çağrısı yapan tasarıyı 27 AB üyesinden yalnızca 8'i desteklerken, 4 ülke karşı oy kullandı, 15 ülke çekimser kaldı.
Devam eden süreçte Avrupa şehirlerinde on binlerce kişinin katıldığı gösterilerde İsrail'e silah satışının durdurulması ve boykot çağrıları yükselirken, Birliğin insan hakları konusundaki tutumu "çifte standart" eleştirilerinin hedefi oldu.
İspanya, İrlanda ve Slovenya'nın Filistin Devleti'ni tanımasıyla güçlenen ulusal girişimler, Avrupa'daki diplomatik değişimi hızlandırdı. Hollanda'nın öncülüğünde Mayıs 2025'te başlatılan Ortaklık Anlaşması incelemesinde İsrail'in insan haklarını ihlal ettiği belirlendi.
Soykırımın başlamasından yaklaşık iki yıl sonra von der Leyen, Eylül 2025'te İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki eylemlerini "iki devletli çözümü baltalamaya yönelik açık girişim" olarak niteledi. Komisyon, ticaret imtiyazlarının kısmen askıya alınmasını ve aşırılık yanlısı bakanlar ile şiddet yanlısı yerleşimcilere yaptırım uygulanmasını önerdi.