İki perdeden oluşan gecenin ilk bölümünde, koreografisini Dong Kyu Kim'in yaptığı "Heyecan" yer alıyor. Eser, insanın doğası gereği tek başına değil toplum içinde var olabildiği düşüncesinden hareketle birlikte hareket etmenin önemini sahneye taşıyor.
Yapımda, yıkıcı bir tayfunun içinde büyük bir teknede birlikte yol alma metaforu üzerinden doğanın gücüne karşı koymak yerine onunla uyum içinde hareket etmenin gerekliliği vurgulanıyor.
Gecenin ikinci perdesinde ise koreograf ve rejisör Michael Charles Popper imzasını taşıyan ve dünya prömiyerini yapacak "Son Kalp Atışına Dek" sahnelenecek.
İnsanların birbirleriyle kurduğu bağların teknolojiyle aynı anda hem güçlenip hem zayıfladığı bir çağda geçen yapım, izleyiciyi insanın kendini ne ölçüde görünür kılabildiği ve başkalarına ne sunabildiği soruları üzerine düşünmeye davet ediyor.
Eserin koreograf ve rejisörü Popper, AA muhabirine, sanat yolculuğunu "tek bir alana sığdırılamayacak çok yönlü bir üretim" olarak tanımladı.
Çocukluk yıllarında müzik eğitimiyle sanata başladığını dile getiren Popper, daha sonra bale eğitimi aldığını, zamanla farklı yaratıcı alanlarda da üretmeye başladığını anlattı.
Kendisini bir "polimat" olarak gördüğünü dile getiren Popper, "Birçok yaratıcı alanla ilgileniyorum. Yönetmenim, koreografım, görsel sanatçıyım, yazarım, tasarımcıyım ve aynı zamanda opera şarkıcısıyım. Liste böyle uzayıp gidiyor." dedi.
Son yıllarda ise evsizler için gönüllü çalıştığını aktaran Popper, "Bu yaratıcı bir iş değil ama son 7 yılda insanlık hakkında öğrendiklerim yaratıcı çalışmalarımın önemli bir parçası haline geldi. İşin aslı, hala öğreniyorum, çok az şey bildiğimi hissediyorum. Bir yere varmış gibi hissetmiyorum ve umarım asla hissetmem." ifadelerini kullandı.
Popper, eserin başlığının insan yaşamının hem potansiyeline hem de geçiciliğine işaret ettiğini vurgulayarak, insan hayatını oluşturan bütün olasılıkların son ana kadar varlığını koruduğunu söyledi.
Öte yandan, nasıl bir hayat yaşanırsa yaşansın bunun sınırlı ve çok uzun olmayan bir zaman dilimi içinde geçtiğini belirten Popper, "İnsan hayatının sınırlılığında bir şiirsellik var ve insanlar olarak bu geçiciliği çok güçlü hissediyoruz. Belki de bunu unuttuğumuz anlarda bir tür neşe ortaya çıkıyor." dedi.