Afrika kıtasının geniş deniz rezervleri, kaçak ve kayıt dışı balıkçılık ile yabancı filoların yoğun faaliyetleri nedeniyle milyarlarca dolarlık ekonomik kayıp, gıda güvenliği riski ve ekolojik baskının aynı anda derinleştiği bir alan haline geldi.
Yaklaşık 30 bin kilometrelik sahil şeridine sahip olan Afrika, zengin balık stoklarına rağmen bu kaynaklardan beklenen ekonomik faydayı yeterince sağlayamıyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve uluslararası raporlara göre, Afrika ülkeleri, yasa dışı, kayıt dışı ve düzenlenemeyen balıkçılık faaliyetleri nedeniyle her yıl 7 ila 11 milyar dolar gelir kaybına uğruyor.
Afrika'nın denizlerindeki yüksek verimlilik, büyük ölçüde okyanus akıntılarının etkisiyle şekilleniyor. Batı Afrika kıyılarında etkili olan Kanarya Akıntısı ile güneybatıda görülen Benguela Akıntısı, besin açısından zengin derin suyu yüzeye taşıyarak bölgeyi dünyanın en üretken balıkçılık alanlarından biri haline getiriyor.
Moritanya'dan Namibya açıklarına uzanan hat, küresel balık arzında önemli bir yer tutuyor. Buna rağmen kıta ülkeleri, bu potansiyelin ekonomik karşılığını büyük ölçüde kaybediyor.
Batı Afrika'da sardalya, uskumru ve istavrit gibi küçük pelajik türler halkın temel protein kaynakları arasında yer alırken, avlanan balıkların önemli bir bölümü yerel tüketim yerine balık unu ve yağı üretiminde kullanılarak uluslararası pazarlara yönlendiriliyor.
Dünya Bankası verilerine göre Sahra Altı Afrika'da yaklaşık 200 milyon kişi günlük protein ihtiyacının önemli bir kısmını balıktan karşılıyor.
Doğu Afrika ve Hint Okyanusu hattında ise yüksek ticari değere sahip türler öne çıkıyor. Somali açıkları başta olmak üzere bölge suları, sarıkanat orkinos ve kılıç balığı gibi türler açısından stratejik önem taşıyor.
Aden Körfezi'nden güneye uzanan hat, göçmen balık türlerinin ana geçiş güzergahları arasında yer alıyor. Mozambik ve Tanzanya kıyılarındaki karides yatakları ile Madagaskar çevresindeki deniz ürünleri uluslararası pazarlarda yüksek talep görüyor.
Victoria Gölü'nde avlanan Nil levreği ise kıtanın önde gelen ihracat kalemlerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak aşırı avlanma ve piyasa yapısındaki dengesizlikler, bu kaynakların sürdürülebilirliğini zorlayan başlıca unsurlar arasında yer alıyor.