AK Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, "AK Parti, ideolojik bir parti değil, bütün milletin partisidir. Yani milletin taleplerinden doğan bir partidir. Bizi millet parti yaptı ve daha sonra da iktidar yaptı, sorumluluk verdi." dedi.
AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla AA muhabirine değerlendirmede bulunan Yıldırım, 25 yıl önce 71 parti kurucusuyla yola çıktıklarını, başlarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın olduğunu ve daha sonra aralarına 52 milletvekilinin daha katıldığını söyledi.
AK Parti'nin kuruluşundan 14 ay sonra iktidar olduğunu anımsatan Yıldırım, bunu, birçok insanın beklemediğini ifade etti. Yıldırım, AK Parti'nin bu başarısının günlerce tartışıldığını belirterek, bu sorunun cevabını 1990'lı yılların sorunlu günlerinde aramak gerektiğini dile getirdi. O günleri "Artık millet gına getirmiş" diyerek tanımlayan Yıldırım, buna karşın Recep Tayyip Erdoğan'ın, 1994'te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesiyle başta çamur, çukur ve çöp olmak üzere şehrin sorunlarını nasıl çözdüklerini anlattı.
Binali Yıldırım, "İstanbul Büyükşehir Belediyesinde (İBB) ortaya koyduğumuz o başarı, aslında tek başına iktidara, 3 Kasım 2002'ye giden yolu açtı. Çünkü, İstanbul, Türkiye'nin özeti. Türkiye'nin her tarafından insanlar İstanbul'da yaşıyor ve Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın arkadaşlarıyla birlikte ünü, başarısı, bütün ülkeye dalga dalga yayıldı. Buna karşılık merkezi hükümet de her türlü engellemeyi yaptı. O engellemelere rağmen bu başarıldı." diye konuştu.
Erdoğan ve arkadaşlarının, İstanbul'daki başarısının millete referans olduğunu ifade eden Yıldırım, "AK Parti kurulunca 14 ay sonra insanlar 'İşte aradığımız parti bu' dedi ve 3 Kasım'da bizi iktidara getirdi. Yani AK Parti, ideolojik bir parti değil, bütün milletin partisidir. Yani milletin taleplerinden doğan bir partidir. Bizi millet parti yaptı ve daha sonra da iktidar yaptı, sorumluluk verdi." değerlendirmesinde bulundu.
Binali Yıldırım, şöyle devam etti:
"Yani günlük anlatımla AK Parti iktidarında biz, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde tabiri caizse şeytan taşlamaktan artakalan zamanlarda memleketin işlerini yaptık. Bir yandan vesayet odaklarıyla uğraştık. Hatırlayın, iş başına gelmişiz. Daha 2 ay olmamış, 8 Ocak 2003'te muhtıra yayımlandı. Ama biz buna hiç itibar etmedik, yolumuza devam ettik ve ilk ciddi vesayet duruşunu 27 Nisan 2007'de elektronik muhtıra. İlk defa Türk siyasetinde olmayan bir şey oldu. Bu muhtırayı iadeli, taahhütlü gönderen bir duruş ortaya koyduk. Dedik ki, 'Ey arkadaşlar, işinize bakın. Bize görevi millet verdi. Eğer bu görevden bizi uzaklaştıracak bir güç varsa bu da millettir. Bunun yeri de sandıktır.' 27 Nisan
Yıldırım, "Dünyada halkın iradesiyle seçimle işbaşına gelip millet desteğini eksiltmeden kesintisiz devam eden bir siyasi hareket yok. Osmanlı'da, padişahlıkta bile yok. İnsanlar bizim kaşımıza gözümüze meraklı değil. Neye meraklı? Yapılan hizmetlere. Beklentilerinin karşılanmasına." dedi.
Milletin AK Parti ile diğer partileri kıyasladığını belirten Yıldırım, "Geçmişte yapılanlara bakıyor. Gelecek beklentilerine bakıyor, karar veriyor. Eğer siz ortaya bir şey koyamamışsanız, bölünmüş yollarla, şehir hastaneleriyle, internetiyle, e-Devlet'iyle, sanayi hamleleriyle, eğitimde yapılan reformlarla, 72 üniversiteden 209 üniversiteye ülkeyi taşımanızla, daha sayamayacağım çok güzel şeyler var. Bütün bunları gördü ve halk dedi ki, 'Kardeşim, benim beklentilerim karşılanıyor. O halde bunu tekrar seçelim.' Öyle öyle geldik 25 yıla." diye konuştu.
Yıldırım, Başbakan olduğu 2016'da "Terörün, ülkenin son gündem maddesi" olacağına yönelik söz verdiğini anımsatarak, o gün itibarıyla terörle mücadelede savunmadan taarruz yöntemine geçildiğini söyledi.