Siyaset bilimci Dr. Murat Yılmaz, AK Parti’nin kuruluşunun 25. yılında, partinin kuruluşuna giden süreci ve 25 yıllık süreçte attığı önemli adımları AA Analiz için kaleme aldı.
***
14 Ağustos 2001'de kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) bugün 25. yaşını kutluyor. AK Parti, Fazilet Partisi içindeki "yenilikçi" kanadın parti yönetimi tarafından dışlanması ve Fazilet Partisi’nin kapatılmasının ardından, bu gruba dışarıdan katılan siyasi aktörlerin de dahil olmasıyla yeni bir siyasi oluşumun partileşmesi sonucunda kuruldu. İki büyük ekonomik kriz, yolsuzluk ve hukuksuzluğa bulaşmış bürokrasi ve siyaset sınıfı karşısında bunalan üretici orta sınıfa ve yükselen yeni müteşebbislere dayanan parti, kısa sürede iktidar adayı olarak görülmeye başlandı. Kurulduktan sonra, kapatılma tehdidi, seçimlere katılmasının engellenmesi ihtimali ve karizmatik kurucu genel başkanı Re
AK Parti’nin kuruluşuna yol açan gelişmeler, Refah Partisi içinde yaşanan bir ayrışmanın sonucuydu. Refah Partisi lideri Necmettin Erbakan ve onunla hareket eden grubun, partiye verdiği istikametten memnun olmayan bir grup milletvekili, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın etrafında “yenilikçiler” olarak adlandırılan bir hareket oluşturdu. Yeni kurulan Fazilet Partisi’nin başına Erdoğan’ın getirilmesini isteyen “Yenilikçi Hareket”, Erbakan engeline takıldı. Bu arada Erdoğan’ın Siirt’te okuduğu bir şiir dolayısıyla 1 yıl hapis cezası almasıyla, siyasetten menedildiği bir döneme girildi. Erdoğan, hapse girerken yenilikçiler, Fazilet Partisi içinde mücadeleye devam ettil
Refah Partisi ve Fazilet Partisi içinde bu gelişmeler olurken Türkiye büyük bir iktisadi ve siyasi kriz yaşıyordu. Geleneksel merkez partiler, bu krizin müsebbipleri olarak zemin kaybederken söz konusu siyasi yapıların lider sultası altında kendilerini yenilemesi mümkün olmadı. Bu ortamda, yenilik arayışında olan merkez partilerden bazı milletvekilleri ve mahalli siyasetçiler de "Yenilikçi Hareket"e katıldı. Böylece Yenilikçi Hareket, sadece Milli Görüş geleneğinden gelenlerin arayışı olmakla kalmadı, Türkiye’nin yenilenme ve demokrasi arayışının taşıyıcısı bir harekete dönüştü. Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen partileşme çalışmaları, 1 Ağustos 2001’de Afyon’da gerçekleştirilen
AK Parti, çeşitli partilerin milletvekillerinden oluşan bir grupla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) 21. yasama dönemi faaliyetlerine katıldı. AK Parti gerek TBMM içinde gerekse meclis dışındaki faaliyetlerinde yenilenme, reform ve demokratikleşme misyonunu taşıyabilecek siyasi parti olduğunu gösterecek bir performans sergiledi. AK Parti, 3 Kasım 2002’deki erken genel seçimlere giderken kamuoyunda yükselen desteğine rağmen birçok anti-demokratik engellemeyle karşılaştı. Kapatılma tehdidinden, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçimlerine girememesi ve hatta seçimleri kazansa bile hükümet kurma hakkının AK Parti'ye verilmeyeceği iddialarına kadar sorunlarla kar
AK Parti, dini referansların belirgin olduğu bir siyasi gelenekten gelmesine rağmen, kuruluşuyla birlikte kendisine yönelik dini kimlik üzerinden tanımlamaları benimsemedi ve siyasi kimliğini “muhafazakar demokrat” olarak tanımladı. AK Parti, bu şekilde hem dünyaya hem Türkiye'ye net bir şekilde klasik demokratik sistemin bir partisi olarak konumlanma arzusunda olduğu mesajını verdi. Bilahare de bu mesaja uygun bir politik hatta ilerledi. Siyasi kriz konularında genel olarak kutuplaşma ve sonuna kadar germe politikaları yerine, yumuşak ve adım adım yoklayarak ilerleme yolunu tercih etti. Bu tercih, AK Parti'nin dayandığı orta sınıf ve yeni müteşebbis burjuvazinin, muhafazakar ama kararlı kar
AK Parti'nin ortaya çıktığı ortam, yaygın ve genel bir hoşnutsuzluğun, sessiz ama güçlü bir toplumsal tepkinin ve siyasi bir çıkış arayışının damgasını vurduğu, yakın tarihimizde benzerini 1930 Serbest Fırka ve 1946 Demokrat Parti yıllarında gördüğümüz birçok yönden benzer bir siyasi atmosferi ifade ediyor. Sosyo-ekonomik tabanı bakımından da AK Parti, önemli ölçüde bu iki eski partinin seçmen kitlesini oluşturan sosyolojik dokuya ve siyasi geleneğe dayanıyor.