Beşiktaş, 13 yıl sonra yeniden ayak bastığı Euroleague sahnesine Valencia Basket maçıyla 'merhaba' dedi. İspanyollar geçen sezon Final-Four oynayan kadrosunun neredeyse tamamını ve bununla birlikte başantrenörünü kaybetse de tecrübeli isimlerden kurulan bir takım. Beşiktaş camiası ise yeni bir heyecanla maça girdi; hem tribünde hem parkede bu heyecanı net bir şekilde hissettik. Başantrenör Dusan Alimpijevic'in daha ilk dakikada saha çizgisine ısrarla basıp 'teknik faul' almasını da bu heyecanına bağlıyorum.
Gelelim maça... Siyah-beyazlılar mücadeleyi 96-94 kaybetse de maçı son topa taşımayı başardı. Son ana kadar mücadele eden takım kimliğini parkeye yanıstması çok değerliydi Beşiktaş'ın. Alimpijevic Beşiktaş'ının karakteristik özelliğini yine gördük. Yapılan transferler Alimpijevic'in enerjik ve tempolu basketboluna uygun isimler. Fakat... Euroleague sahnesinde enerji, mücadele ve temponun yanında bir de kalite gerekiyor şüphesiz... Beşiktaş'ta maalesef kalite eksikliği göze çarptı. Maçın kırılma anlarında kalite ve yıldız oyuncu eksikliğini net şekilde hissettik.
İlk yarıda başa baş geçen bir oyunun ardından Valencia soyunma odasına 3 sayı önde girerken, ikinci yarının da bu şekilde geçebileceğini düşündük. Ancak üçüncü periyotta öyle basit hatalar yaptı ki Beşiktaş savunması, nerdeyse her Valencia hücumu potamızda sayıyla sonuçlandı. Farkın çift hanelere kadar çıktığı son periyodun başında ise kaybedecek bir şeyi olmayan Alimpijevic, Berk Uğurlu'yu hatırladı. Berk'in oyuna girmesiyle savunmada enerjisi yükselen siyah-beyazlılar, bunu hücuma da taşıyınca fark bir anda kapandı. Hatta son bölümlere girilirken 91-86 ile 5 sayı öne fırladı Kartal. Berk'in etkili savunmasının yanı sıra hücumda da kaydettiği kritik üçlük hem tribünleri hem oyuncuları havay
Maçı Berk ile tamamlamak gerekiyordu bana göre. Geri dönüşün fitilini yakan Berk'e güvenmemekle büyük hata yaptı Alimpijevic. Son 4.46 kala oyundan alındı ve bir daha hiç oyuna girmedi. Tuhaf bir karardı. Beşiktaş'ın savunmada 'döküldüğü' maçta Berk'in sadece 5 dakika süre alabilmesine hayret ettim açıkçası ki bu süreye 3 sayı, 2 asist sığdırdı.
Ve gelelim son topa... Evet, Nowell ikinci yarıda maça ısındı, hatta Beşiktaş adına Omoruyi ile birlikte takımının skoreri oldu ama o son topu 6'da 5 üçlük atan bomboş durumdaki Morgan'a çıkarmamak 'hatalar gecesi'nin son darbesi oldu Beşiktaş'a. Sonuçta Nowell'ın son saniyedeki şutu potaya girmeyince kaybeden Kartal oldu.
Omoruyi ve Nowell (ikinci yarı performansıyla) dışındaki yeni transferler hayal kırıklığı yarattı bende. Özellikle Jeffries... Ne şut kullandı ne sorumluluk aldı, ne de enerji kattı. Maçta yok gibiydi. Ne varsa eskilerde vardı. Dotson, Morgan ve Berk öne çıkan isimler oldu siyah-beyazlılar adına. Wilbekin'in 12 sayısına ise aldanmamak gerek. O varken savunmada çok zayıf kaldı Beşiktaş. Bu takımın en büyük sorunu ise net bir şekilde 5 numara rotasyonu. Ne Zizic ne de Gabriel'le Euroleague'de play-off yarışına girilmez.
(Kaynak: HABERTURK)