Alzheimer hastalığında tanı sürecinde kullanılan yöntemler gelişirken, beyindeki hastalık biyolojisini gösteren kan testleri de tanıya destek oluyor. Nöroloji U
Demansın; hafıza, dil, dikkat, yön bulma ve karar verme gibi bilişsel işlevlerin kişinin günlük yaşamını bozacak ölçüde gerilemesiyle ortaya çıkan klinik bir tablo olduğunu belirten Prof. Dr. Özlem Güngör Tunçer, demansın en sık nedeninin Alzheimer hastalığı olduğunu söyledi.
Yaşla zaman zaman isim unutmak veya bir eşyanın nereye konulduğunu hatırlayamamanın tek başına demans anlamına gelmediğini belirten Tunçer, asıl dikkat edilmesi gereken durumun unutkanlığın giderek artması ve günlük yaşamı etkilemesi olduğunu ifade etti.
Tunçer, aynı soruyu kısa aralıklarla tekrar etmek, yakın zamanda yaşanan olayları unutmak, tanıdık bir yerde kaybolmak, para veya ilaç yönetiminde zorlanmak, belirgin kelime bulma güçlüğü yaşamak ya da kişilik ve davranış değişiklikleri geliştirmenin değerlendirme gerektiren belirtiler arasında yer aldığını kaydetti.
Ani başlayan bilinç bulanıklığının ise enfeksiyon, ilaç yan etkisi, metabolik sorun veya inme gibi acil nedenleri düşündürebileceğini belirten Tunçer, bu tür durumlarda hızlı değerlendirme gerektiğini söyledi.
Demans tanısının ayrıntılı hasta öyküsü, yakınlarından alınan bilgiler, nörolojik muayene ve bilişsel değerlendirme ile başladığını belirten Tunçer, gerektiğinde bilişsel testler, kan tahlilleri ve beyin MR görüntülemesinden yararlanıldığını ifade etti.
Bu incelemelerin Alzheimer hastalığının yanı sıra unutkanlığa neden olabilecek diğer hastalıkların belirlenmesine yardımcı olduğunu aktaran Tunçer, son yıllarda Alzheimer tanısında kan biyobelirteçlerinin önemli ilerleme sağladığını söyledi.
Özellikle fosforile tau proteinlerini -başta p-tau217 olmak üzere- ölçen testlerin beyindeki Alzheimer patolojisinin belirlenmesine yardımcı olabildiğini belirten Tunçer, ancak tüm kan testlerinin tanısal doğruluğunun aynı olmadığını vurguladı.
Bu testlerin herkese uygulanacak bir Alzheimer taraması olmadığının altını çizen Tunçer, sonuçların hastanın şikayetleri ve muayene bulgularıyla birlikte uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Yeterli tanısal doğruluğu gösterilmiş bazı kan testlerinin uygun hastalarda tanı sürecinde kullanılabileceğini belirten Tunçer, bazı hastalarda ise PET veya beyin-omurilik sıvısı incelemesi gibi ek yöntemlere ihtiyaç duyulabileceğini ifade etti.