TRT World Muhabiri ve Sunucusu Brenda Achieng Czeda'nın moderatörlüğündeki panele AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, Anna Lindh Vakfı Başkanı Rym Ali, Sasakawa Barış Vakfı Barış Arabuluculuk Merkezi Başkanı Akiko Horiba, CeSPI Türkiye Gözlem Merkezi Koordinatörü Valeria Giannotta katıldı.
Yalçın, son yıllarda uluslararası siyasette maalesef söylemlerin yerini silahların aldığını ifade etti.
Uluslararası krizlerin olduğu bu zorlu zamanlarda yeni alternatifler aradıklarını belirten Yalçın, böyle dönemlerde diplomasi yolunu bulmanın kolay olmadığını, çözüm ararken farklı yollarla diplomasi trafiğini arttırmaya, yoğunlaştırmaya çalıştıklarını kaydetti.
"Kültürel bağlantılar milletlerin, ülkelerin arasında daha rahat ve daha iyi köprüler kurmada faydalı olabilir." değerlendirmesinde bulunan Yalçın, şöyle devam etti:
"21. yüzyılın başında kültür önemli midir ya da önemli değil midir? diye tartışılmıştı. Mesela Avrupa Birliği (AB) ve NATO gibi kurumsal yapılar, uluslararası kuruluşlar bile aslında kültürel bağlantıları yaratan ortamlar, düşmanlıktansa dostane ve işbirliği içerisinde hareket etme fırsatı veriyor."
Kültür bazlı çözümlere de iyimser yaklaşmaları gerektiğini vurgulayan Yalçın, şöyle konuştu:
"Birbirimizi dostane bir şeklide tanımlayabilirsek bu aslında barışçıl çözümleri diplomasi yoluyla çözmede bize arabuluculuk da edecek. Böylesi zamanlarda da iyimserlik zordur. Daha çok konuşmalıyız ama bazı söylemlerde sorun yaratıyor. Mesela NATO çok uzun bir süre üyelerinin benzer kültür kimlikleri olan ülkelerden oluşmasıyla eleştirilmişti. Kimileri tarafından da NATO zorlu şartlar altında teste tabi edilmedi de denmişti. Ama artık yeni test alanlarımız açıldı. AB artık mesela bu belirsizlik sürecinden geçerken hayatta kalabilecek mi? NATO ayakta kalabilecek mi? Ya da bazı devletlerin kültür kimlikleri korunabilecek mi? gibi soru işaretleri belirlendi artık."
Kültürel bağlantılar ve sadece bazı ülkeler arasında olan bağlantıların her zaman spesifik bir eş güdümü beraberinde getirmediğine dikkati çeken Yalçın, "Bu eşgüdüm olsun istiyorsak da uzun soluklu ilişkiler başlatmalıyız ülkeler arasında. İran ya da diğer örneklerden biliyoruz ki kültürel kimlik ve ülkelerin bu kimliklerini bir köprü niteliğinde kullanmasını beklerken bu aslında bir karşıtlık olarak kullanılabiliyor." dedi.
Yalçın, kültürün ve kültürel diplomasinin birçok durumda diyalog için temel teşkil edebileceğini düşündüğünü dile getirerek, şunları kaydetti:
"Kültürel bağlantılar her zaman stratejik uyumlamalarla, ayarlamalarla ya da düzenlemelerle hayata geçirilmek zorunda değil. Bizim toplumsal düzeyde buna başlamamız gerekiyor. Toplumsal düzeyde bazı değişimler, milletler arası diyaloğun geliştirilmesi ve bunun sonucunda oluşan ilişkilerin son karar olarak kullanılması gerekiyor. Kültürel diplomasi bu açıdan biraz sınırlı kalabiliyor. Orta Doğu'daki gelişmelere baktığımızda kültürün herhangi bir faydası olmayabiliyor. Aslında birbirlerini dost, arkadaş olarak tanımlaması gereken ulusların birbirini düşman, karşı taraf olarak tanımladığı dönemden geçiyoruz. Bu da zor bir durum."