Bilgili Sanat vizyonu ve Kalebodur’un ana partnerliğinde hayata geçen Artweeks Istanbul Collector’s” edisyonu; Banu & Hakan Çarmıklı, Öner Kocabeyoğlu ve Tansa Mermerci’nin yıllara yayılan, 300’ün üzerinde esere sahip özel koleksiyonları 17 Eylül – 8 Kasım 2026 tarihleri arasında Akaretler Sıraevler’in tarihi dokusunda ücretsiz olarak bir araya getiriyor.
Artweeks Istanbul “Collector’s” edisyonu, üç özel seçkiyi koleksiyonerlerinin ve küratörlerinin kendi sesinden izleyiciye sunuyor:
2018 yılındaki “İlk Raunt” sergisinden bu yana büyüyen ve evrilen koleksiyon, izleyiciyi çok katmanlı bir yeniden buluşmaya davet ediyor. Önceden belirlenmiş katı listeler yerine tamamen kalpten gelen kişisel bağlar üzerinden şekillenen bu seçki; zaman içinde toplumsal ve politik meselelere, özellikle kadın sanatçılara ve feminist yaklaşımlara yönelerek koleksiyonerlerin dünyayla kurduğu ilişkinin evrimini yansıtıyor.
Koleksiyonun en büyük sorumluluğunun eserleri saklamak değil, paylaşmak olduğunu belirten Banu & Hakan Çarmıklı, koleksiyonerlik felsefelerini şu çarpıcı sözlerle derinleştiriyor:
"Şahsen gösterilmeyen, saklanan, paylaşılmayan koleksiyonları korkak buluyoruz. Bırakın serüveninizi başkaları görsün, fikirlerini paylaşsın; sanat paylaşılınca güzel. 'Reunion' ile herhangi bir alt düşünce olmadan, kalbimizi attıran ve en çok özlediğimiz işlerle hem biz yeniden kavuşuyoruz hem de onları izleyiciyle paylaşıyoruz. Bizim eserlerle yeniden buluşmamız, izleyicinin eserlerle karşılaşması ve belki de en önemlisi, sanatçıların kendi işleriyle yeniden kavuşması... Bu buluşmanın, sanatın bir araya getiren gücü etrafında hepimize ilham vermesini umuyoruz."
Küratörlüğünü Levent Çalıkoğlu’nun üstlendiği sergi, Öner Kocabeyoğlu’nun 20 yıl önce bir müzayedede aldığı küçük bir Selim Turan resmiyle başlayan ve zamanla araştırmaya, korumaya dayalı dev bir yapıya (Papko Art Collection) dönüşen uzun soluklu yolculuğunu masaya yatırıyor. Farklı kuşak ve coğrafyalardan 91 sanatçının 140 yapıtını bir araya getiren sergi, kronolojik bir düzen yerine koleksiyonun kendi sesinden doğan güçlü tematik eksenler ve sorular etrafında şekilleniyor: “Yüz Yüze / Biz Kimiz?”, “Hayal, Düş ve Güncel Mitos / Konuşan Kim?”, “Roller, Kimlik ve Beden / Gerçeği Kim İnşa Ediyor?”, “Nesneler ve Şeyler / Ne Görüyoruz?”, “Renk Alanları / Sessizlik Mümkün Mü?”.
Kendisini “koleksiyoner”den ziyade içinde tevazu barındıran bir “biriktirici” olarak tanımlayan Öner Kocabeyoğlu, sanat hamiliğini etik bir duruş olarak görüyor ve koleksiyonculuğun görünmeyen yükünü anlatıyor:
"Selim Turan resmi benim için bir başlangıçtan çok bir eşikti. O küçük iş, sanatla kurduğum kişisel bağın geçici bir heves olmadığını gösteri. Bir gün depoda işleri yan yana koyduğumda, ‘Artık bu sadece benim kişisel beğenilerim değil, bir anlatı’ dedim. Tutku benim için hep doğal bir akışta geldi. Zor olan sabırdı. Çünkü koleksiyon zaman içinde insandan disiplin talep ediyor: Bazen çok sevdiğiniz bir eseri almamak, bazen yıllarca beklemek, bazen de koleksiyonun bütünlüğü için kişisel arzularınızdan vazgeçmek gerekiyor. Sabır, koleksiyonculuğun görünmeyen yükü. Tutku sizi başlatıyor ama sabır sürdürüyor. Bugün karar verme sürecim üç katmanlı: Sezgi kapıyı açıyor, bilgi yön veriyor, koleksiyo
Serginin küratörlüğünü üstlenen Levent Çalıkoğlu, Öner Kocabeyoğlu koleksiyonunu biçimlendiren güçleri ve serginin küratöryel kurgusunu şu şekilde aktarıyor:
"Öner Kocabeyoğlu koleksiyonu, birbirini tamamlayan iki kuvvet tarafından biçimleniyor: tutku ve sabır. Tutku, ilk karşılaşmanın yarattığı heyecanı ve sanat yapıtıyla kurulan kişisel bağı temsil ediyor. Sabır ise, bu ilişkinin zamana yayılmasını, seçmenin, vazgeçmenin, beklemenin ve yeniden bakmanın bilgeliğini içeriyor. Benim anlayışıma göre iyi bir koleksiyon sergisindeki küratöryel tavrın temel ilkelerinden biri şudur: Küratör koleksiyonun yerine konuşmaz. Onun içindeki ilişkileri görünür kılar ve onları çağdaş bir düşünsel çerçeveye yerleştirir. Sergideki sorular yapıtları açıklamak gayesiyle değil, onları bugünün dünyasıyla yeniden ilişkilendirmek ve izleyiciyi yaşadığımız zamanın sıkın