Hudson Enstitüsü Kıdemli Savunma Analisti Dr. Can Kasapoğlu, Türkiye’nin Avrupa-Atlantik güvenliğindeki yeri ve önemini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Bir süredir Türkiye aleyhine söylemlerin eşzamanlı olarak yoğunlaştığı görülmektedir. Bir kısmı doğrudan hasmane nitelik taşıyan bu girişimler, ilk bakışta birbirinden kopuk görünse de, jeopolitik düzlemde ortak bir yönelime işaret etmektedir: Afganistan’dan Balkanlara NATO misyonlarında istikrar üretmiş bir aktör olan Türkiye’nin, yıpratıcı muhasamat dinamiklerinin içine çekilmesi ve nihayetinde Avrupa-Atlantik ittifakındaki konumunun aşındırılması.
Söz konusu yaklaşımlar bazı temel gerçekleri fazlasıyla göz ardı ediyor. İlk husus, açık-kaynaklı savunma istihbaratı verileriyle net biçimde ortaya konulabilen, son derece yalın askeri-stratejik dengedir: Türkiye’nin muharip kapasitesi olmaksızın, Avrupa’nın savunulması ve Avrupa-NATO sahasının güvenliğinin temini, teknik olarak mümkün değildir. Birkaç hafta önce Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin, Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan Türkiye, Ukrayna, Birleşik Krallık ve Norveç olmaksızın Avrupa’nın savunmasının ciddi zafiyetler yaşayacağına ilişkin ifadeleri dikkat çekicidir.
Öte yandan, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in “Avrupa’nın Türk, Rus ya da Çin etkisine bırakılamayacağı” yönündeki değerlendirmeleri basına yansımıştır. Von der Leyen’in açıklaması, sahadaki kuvvet gerçekliğiyle örtüşmeyen bir siyasi söylemin, nasıl stratejik gerekliliklerin önüne geçtiğini gösteren isabetsiz bir emsal teşkil etmiştir.
Elbette, AB’nin bürokratik kadrolarının Brüksel merkezli zihinlerinden yüzlerce kilometre uzakta olan Zelenskiy, senelerdir savaşın katı ve acımasız doğasıyla yaşayan bir siyasi liderdir. Kiev neredeyse her gün Rus füzeleri ve dronlarının hedefi olurken, somut askeri mülahazadan kopuk olma lüksüne sahip değildir. İşgalin ilk günlerinde, Batılı çevrelerden başkenti terk etmesi yönünde çağrılar yapılırken, bazı Avrupalı devletlerin “askeri yardım” olarak miğfer ve çelik yelek önermesi de, aynı dönemde, Bayraktar TB-2 sistemlerinin Ukrayna semalarında başarıyla muharip görevler icra etmesi de hafızalardadır.
Brüksel ile Washington arasındaki siyasi ayrışma derinleşmektedir. Bu durum, Avrupa güvenliğinin AB üyesi olmayan aktörlere bağımlılığını daha görünür kılmaktadır. Yapılan projeksiyon çalışmaları, ABD’nin Avrupa’da konuşlandırdığı kabiliyetlerin ikamesinin, Avrupalı devletlere maliyetinin yaklaşık 1 trilyon dolar olacağını belirtmektedir [1]. 2025 yılında NATO’nun Avrupalı üyeleri ise yaklaşık 500 milyar dolar savunma harcaması yapmıştır. Yalnızca AB üyelerinin toplam savunma harcamaları, NATO-Avrupa bandının da altında kalmaktadır.
Daha önemlisi, muharip kapasite alanında Avrupalı aktörlerin büyük kısmının durumu daha da sınırlayıcıdır. 2024 itibarıyla AB üyesi ülkelerin neredeyse yarısının envanterinde avcı uçağı ya da ana muharebe tankı bulunmadığı bilinmektedir [2]. Ayrıca AB üyeleri, bir askerî harekât yürütmek için gerekli kritik stratejik kabiliyetlere (AWACS uçakları, tanker uçakları, uzay tabanlı istihbarat, stratejik dronlar vb.) yeterli sayılarda sahip değildir ve büyük ölçüde NATO çerçevesinde ABD’nin sağladığı yeteneklere bağımlı bulunmaktadır. Ayrıca, Avrupa’nın gerek hava-füze ve dron savunması, gerekse düşman cephe gerisini hedef alabilecek balistik füzeler gibi alanlarda ciddi eksiklikleri vardır.
Avrupa’nın içinde bulunduğu zor durumun derinleşmesi ve Türkiye ile Ukrayna gibi aktörlere daha fazla ihtiyaç duyması için, ABD-Brüksel hattında daha vahim bir siyasi kriz dahi gerekli değildir. ABD Hint-Pasifik Komutanlığı da yapmış Amiral Philip Davidson tarafından ortaya konulan ve literatürde “Davidson penceresi” olarak anılan takvim, Çin’in Tayvan’a yönelik askeri bir hamlesi için 2027 eşiğine işaret etmektedir. Böyle bir durumda ABD için Avrupa güvenliği bir öncelik olmayacaktır. Yine Orta Doğu’da devam eden çatışmalar, ABD savunma sanayisinin ve ABD Silahlı Kuvvetlerinin Avrupa’ya ayırabileceği kaynakları kısıtlamaktadır. Özetle, Avrupa sadece hazırlıksız olmakla kalmayacaktır, aynı z