GÜNCEL

Avrupa'nın geleceği: Stratejik özerklik mi, stratejik sorumluluk mu?

Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi (DİPAM) Başkanı Dr. Tolga Sakman, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde yaşanan dönüşümü AA Analiz için kaleme al

Ankara
Avrupa'nın geleceği: Stratejik özerklik mi, stratejik sorumluluk mu?

Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi (DİPAM) Başkanı Dr. Tolga Sakman, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde yaşanan dönüşümü AA Analiz için kaleme aldı.

***

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, Avrupa güvenliğini yeniden kıta merkezli hale getirdi. Ancak aynı süreç, uzun yıllardır teorik düzeyde tartışılan bir soruyu da yeniden gündeme taşıdı: Avrupa kendi güvenliğini sağlayabilecek stratejik kapasiteye ulaşmalı mı, yoksa yapılması gereken NATO içerisinde daha güçlü bir Avrupa sütunu inşa etmek mi?

Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde bu soru yalnızca Avrupa'nın değil, transatlantik ittifakın geleceğini de şekillendirecek temel meselelerden biridir. Çünkü bugün Avrupa'nın karşı karşıya olduğu asıl sorun Rusya değil, güvenlik bağımlılığı ile stratejik sorumluluk arasındaki dengesizliktir.

Avrupa düzeyinde stratejik özerklik ilk kez 4 Aralık 1998 tarihli Saint-Malo Fransız-İngiliz deklarasyonunda dile getirildi. Fakat kesin olarak "stratejik özerklik" terimi, 19-20 Aralık 2013 tarihlerinde yapılan Avrupa Konseyi toplantısının ardından resmi olarak Avrupa Birliği (AB) sözlüğüne girdi. Haziran 2016'da AB'nin küresel stratejisi, "Avrupa Birliği'ni stratejik özerklikle donatma" hedefini açıkça ortaya koydu. Bu yönelim, daha sonra 2022'de kabul edilen Avrupa savunmasına ilişkin AB Stratejik Pusulası adlı belgede de teyit edildi.

Avrupa'nın "stratejik özerklik" tartışması çoğu zaman NATO'ya alternatif bir Avrupa savunma sistemi kurma girişimi olarak algılandı. Oysa kavramın temel amacı NATO'dan ayrılmak değil, Avrupa'nın kendi güvenliği konusunda daha fazla kapasite ve karar alma yeteneği geliştirmesi.

Bu noktada temel soru, AB'nin NATO'nun stratejik çerçevesine daha derin bir şekilde entegre olduğu bir "NATO'laşma" sürecinin mi yaşanacağı, yoksa NATO'nun Avrupa'nın güvenlik öncelikleri doğrultusunda yeniden şekillendiği bir "Avrupalılaşma" sürecinin mi ortaya çıkacağıdır.

AB içinde stratejik özerkliğin önde gelen savunucusu olan Fransa, kavramı ortaya çıkaran aktör olarak biliniyor. Emmanuel Macron, Cumhurbaşkanlığının ilk günlerinde, Eylül 2017'de Sorbonne'da yaptığı konuşmada "ortak bir stratejik kültür" geliştirme ihtiyacını vurguladı. Bu kavram, daha Atlantikçi bir duruş sergileyen Almanya ile Paris arasında o dönemde bir çekişme konusu oldu. Ancak Macron'un çıkışından yaklaşık 6 yıl sonra Almanya, NATO'nun merkezi rolüne bağlı kalmak şartıyla, Avrupa'nın yeteneklerini güçlendirmeyi desteklemeye başladı. İtalya gibi bazı ülkeler daha temkinli bir tutum sergilerken, Doğu Avrupa ülkeleri Amerikan korumasına olan bağlılıklarını güçlü bir şekilde sürdürüyor.

Ancak Avrupa'nın güvenlik gerçekliği ile bu siyasi yaklaşım arasında önemli bir mesafe bulunuyor.

Bugün Avrupa ülkeleri savunma harcamalarını artırdı, ortak mühimmat üretimi programları geliştirdi ve savunma sanayi işbirliğini genişletti. Bu gelişmenin ilk ayağı Avrupa için Güvenlik Eylem Planı (SAFE) olan 2030 Avrupa'yı Yeniden Silahlandırma planıdır. 2021-2027 dönemi için başlatılan Avrupa Savunma Fonu, üye devletler arasında ortak askeri yeteneklerin araştırma ve geliştirilmesini finanse etmeyi amaçlayan, benzeri görülmemiş bir bütçeye sahip. Ayrıca, 2021 yılında kurulan Avrupa Barış Fonu, AB'nin dış askeri faaliyetlerini finanse ediyor.

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/avrupanin-gelecegi-stratejik-ozerklik-mi-stratejik-sorumluluk-mu

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI