Akbaş, AA muhabirine, caminin yeniden ibadete açıldığı gün yaşadıklarını, burada görev yapmanın kendisi için anlamını ve hazırladığı ilahinin ortaya çıkış sürecini anlattı.
Akbaş, Ayasofya'nın yeniden ibadete açıldığı gün gördüklerini ve hissettiklerini kalıcı hale getirmek amacıyla şiir yazmaya karar verdiğini söyledi.
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin yeniden ibadete açılmasıyla ilgili uzun yıllar boyunca bir özlem ve hasret bulunduğunu belirten Akbaş, "Ayasofya ile alakalı tabii ki açılış gününde burada olmamız vesilesiyle orada gözlemlediğimiz bazı durumları kaleme alalım dedik. Bunu bir şiir olarak yazmıştım ben. Daha sonra bu şiiri besteledik ve 'Ulu Mabet Ayasofya' diye inşallah yayınlayacağız şimdi. Hazırlıkları tamamlandı." ifadelerini kullandı.
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin yeniden ibadete açılmasına yönelik geçmişte büyüklerinden sık sık temenniler duyduğunu aktaran Akbaş, "Ayasofya ile alakalı hep bir özlem, hep bir hasret vardı. Çünkü rahmetli dedem olmak üzere yani bütün büyüklerimiz 'İnşallah bir gün Ayasofya açılır' ümidiyle yaşarlardı. Hep ümitle alakalı yazılan eserler olduğu için biz de Ayasofya'nın açılışına bir şükür mahiyetinde eser olsun istedik ve o bazda kaleme aldık." diye konuştu.
Eserde açılış günündeki kalabalığa ve insanların Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ne gelişine de yer verdiğini belirten Akbaş, ilahiyi Fatih Sultan Mehmet'e dua ile tamamladığını söyledi.
Akbaş, açılıştan bir gün önce Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ne müezzin olarak atandığını öğrendiğini belirterek, "Çok heyecanlı bir süreçti. Açılış gününe özel Türkiye'nin her yerinden birçok hoca arkadaşımız davet edildi, İstanbul ağırlıklı olmak üzere. Burada Kur'an-ı Kerim okuma görevlerimiz vardı. Tabi biz buraya atandığımızı bilmiyorduk. O gün İstanbul Müftülüğüne davet ettiler ve bir anda basın açıklamasıyla bizi Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ne müezzin olarak atadılar elhamdülillah." dedi.
Ayasofya'ya ilk kez görevli olarak girdiğinde büyük heyecan yaşadığını dile getiren Akbaş, camideki ilk ezan ve kamet sırasında hissettiklerini unutamadığını ifade etti.
Akbaş, açılış sabahı görevlilerle Eminönü'nde buluştuklarını ve Kovid-19 salgını nedeniyle gerekli işlemlerin ardından camiye girdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
"İçeriye girdiğimizde muhteşem bir manzara ile karşılaştık. Halılar serilmiş, daha öncesinde her taraf mermerdi, ibadete hazırlanmış cami ve yavaş yavaş insanlar girmeye başladılar. Yaklaşık 2-2,5 saat burada Kur'an-ı Kerimler okundu, dualar edildi. Fetih sureleri, Yasin sureleri, birçok sure-i celile okundu ve cuma namazıyla birlikte Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ibadete açılmış oldu."
Çocukluğundan itibaren cami ortamında yetiştiğini, babası, amcaları ve dayılarının da din görevlisi olduğunu anlatan Akbaş, Kur'an-ı Kerim'i güzel okuma yarışması birinciliği ve ezan okuma yarışması birincilikleri olduğunu ve küçük yaşlardan itibaren camide görev yapmayı istediğini söyledi.