Anadolu Ajansının (AA) global iletişim ortaklığında, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde, RTÜK ve İstanbul Aile Vakfı işbirliğiyle düzenlenen "Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi"nde konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, zirvede ele alınan konunun çok önemli olduğunu söyledi.
Ailelerin huzuru, gençlerin hakikatle kurduğu bağı, toplumun değer dünyası ve insanlığın geleceğini konuşmak üzere bir araya gelindiğini aktaran Göktaş, "Zirve boyunca, dijital çağın hayatımıza etkilerini farklı yönleriyle konuşacağız. Ekran bağımlılığından dijital ayak izine, mahremiyetten güvenli internet kullanımına kadar birçok önemli başlığı uzmanlarımızla birlikte değerlendireceğiz. Çocuk hakları, aile içi iletişim, dijital riskler, fırsatlar ve çözüm yolları üzerine kapsamlı istişarelerde bulunacağız." diye konuştu.
Göktaş, dijital dünyanın etkileri ele alınırken, teknolojinin yalnızca bireysel hayatları değil, küresel vicdanı da nasıl şekillendirdiğinin konuşulacağını dile getirerek, "Özellikle, Gazze'de yaşanan insanlık dramı ve sivillerin maruz kaldığı ağır hak ihlalleri karşısında dijital mecraların rolünü de ele alacağız. Kültürel aktarım ve dijital çağda haya ahlakı oturumlarının ardından zirvemizi sonuç bildirisiyle tamamlayacağız. Bu vesileyle böylesi anlamlı zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen RTÜK ve İstanbul Aile Vakfı başta olmak üzere herkese teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
Teknolojinin hayatı kolaylaştırdığını, bilgiye erişimi hızlandırdığını, öğrenme imkanlarını geliştirdiğini ve iletişim kanallarını genişlettiğini herkesin artık çok iyi bildiğini anlatan Göktaş, aynı dijital dünyanın insanları zararlı içeriklere, bağımlılıklara ve siber zorbalığa karşı savunmasız bıraktığını da söyledi.
Göktaş, yapay zekanın, yeni imkanlarla birlikte yeni tehditleri de beraberinde getirdiğini vurgulayarak, "Algoritmalar, kendi hakikatini üretiyor, evlatlarımızın düşünce dünyasını tehdit ediyor. Artık şu soruyu daha açık ve net bir şekilde sormak zorundayız. Çocuklarımız mı dijital dünyayı kullanıyor, yoksa onların dikkatini, zamanını ve duygularını dijital dünya mı yönetiyor? Dijital anafor dediğimiz şey tam da burada başlıyor." diye konuştu.
Çocukların sosyal medya alışkanlıkları sonucu sonsuz kaydırma döngüsünün içine çekildiğini ve ailelerin de bu kısır döngü içerisine girebildiğini bildiren Göktaş, şöyle devam etti:
"Bu döngü, basit bir kullanım alışkanlığı olmaktan çıkıyor. Davranışları etkileyen güçlü bir dijital mimariye dönüşüyor. Yani aileler ve fertler, aşırı enformasyon yüküne maruz kalıyor. İşte bu nedenle bugün ekran bağımsızlığını konuşuyoruz. Çünkü esas mesele, teknolojiyi reddetmek değildir. Mesele, fertlerin ve ailenin dikkatini, zamanını ve duygularını koruyabilmektir. Dijital dünyayla sağlıklı bir ilişki kurmalarını sağlayabilmektir. Ekran bağımsızlığı, ekran karşısında iradeyi kaybetmemek, teknolojiyi insanın, ailenin ve çocuğun gelişimine hizmet eden bir araç olarak tutabilmektir. Bugün, dünya bu meseleyi artık sadece teknolojinin gelişimi olarak görmüyor."
Birleşmiş Milletler'in, çocukların çevrim içi platformlarda korunması amacıyla hükümetlere ve teknoloji şirketlerine daha güçlü sorumluluk üstlenme çağrısında bulunduğunu aktaran Göktaş, konunun insan hakları, mahremiyet, kamu sağlığı, medya okuryazarlığı, yapay zeka güvenliği ve dijital egemenlik başlıklarıyla ele alındığını kaydetti.
Göktaş, çocukların karşısında artık tek tek içeriklerin olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: