Bakan Kurum, "Burada Pre-COP'ta, Pasifik'te Taku Pakasoa ruhuyla seslerimizi birlik, dayanıklılık ve güç içinde birleştiriyoruz. Kasım ayında Antalya'da COP31'e hazırlanırken tüm tarafları, tüm dünyayı ortak geleceğimiz için harekete geçmeye davet ediyorum." ifadelerini kullandı.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Pasifik ada ülkeleri Fiji ve Tuvalu'da Pre-COP toplantıları devam ediyor.
COP31 Başkanı Kurum, bugün beraberindeki liderlerle, iklim krizinin etkileri sonucu su altında kalma riskiyle karşı karşıya olan Tuvalu'yu ziyaret etti.
Kurum, daha sonra Fiji'de düzenlenen Liderler Genel Oturumu'nda konuştu.
Liderleri Tuvalu dilinde "Talofa" ve Fijice "Bula Vinaka" diyerek selamlayan COP31 Başkanı Kurum, konuşmasına, Tuvalu dilinde "birlik ve ortak eylemde bulunan güç" anlamına gelen Taku Pakasoa Bildirgesi'ne vurgu yaparak başladı.
Kurum, "Bu bildiri, iklim krizinin ön saflarındaki Pasifik halklarının arkasında birleşme çağrısıdır. Bu çağrı, bizim tüm süreç boyunca dile getirdiğimiz diyalog, uzlaşı ve aksiyon çağrılarımızın tam olarak bölgesel yansıması niteliğindedir. Görüyorum ki, bugün gelinen noktada dünyanın her yerinde artık 'görüşme, konuşma yeter; birlikte eyleme geçme zamanıdır' mesajını hep bir ağızdan vermekteyiz." değerlendirmesini yaptı.
Pasifik halklarının yüzyıllardır okyanusla uyum içinde yaşadığını ancak bugün aynı okyanusun yükselen deniz seviyesi nedeniyle yaşam biçimlerini tehdit ettiğini dile getiren Kurum, şöyle devam etti:
"Deniz seviyesinden yalnızca birkaç metre yükseklikteki Tuvalu, her gün iklim gerçeğiyle yüzleşiyor. Tuvalu ve Fiji'yi tehdit eden durum, hep birlikte harekete geçmezsek hepimizi bekleyen geleceğin habercisi. Sıcaklık artışı 1,5 santigrat dereceye yaklaşırken 1,5 santigrat derece hedefi Tuvalu gibi ülkelerin var olup yok olma meselesi haline geldi."
Bilimin hızlı ve sürdürülebilir emisyon azaltımlarının şart olduğunu ortaya koyduğunu belirten Kurum, küçük ada devletleri ile en az gelişmiş ülkelerin geri dönüşü olmayan kayıplarla karşı karşıya bulunduğunu ifade etti.
Kurum, "Deniz seviyesinin yükselmesi bağlamında devletlik, egemenlik ve deniz bölgelerinin korunması kararlılığımızı teyit ediyoruz." ifadelerini kullandı.