Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında düzenlenen Net Sıfır Emisyon Zirvesi'nde (Net Zero Delivery Summit) konuştu.
Son 10 yılda iklim değişikliğiyle mücadele kapsamındaki tartışmaların hedefler ve taahhütler üzerine yoğunlaştığını ancak artık bu hedefleri uygulamanın zamanının geldiğini söyleyen Şimşek, çoğu ülkenin halihazırda iddialı hedefleri bulunduğunu dile getirdi.
Şimşek, asıl sorunun ise bu hedef ve planların gerekli hız ve ölçekte hayata geçirilip geçirilemeyeceği olduğunu belirterek, "İklim eyleminin ekonomik gerekçesi son derece açık. Eğer iklim değişikliğiyle mücadelede başarısız olursak, bunun maliyeti son derece yüksek olacak. Çalışmaların büyük bölümü, harekete geçmemenin maliyetinin, iklim felaketini önlemenin maliyetinden katbekat fazla olduğunu gösteriyor. İklim eylemi yalnızca çevreyi korumakla ilgili değil, büyümeyi, istikrarı ve refahı korumakla ilgili." diye konuştu.
Bu noktada finansman tarafında bazı zorluklar bulunduğunu ifade eden Şimşek, "Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerin iklim hedeflerine ulaşabilmeleri için 2030'a kadar yıllık yaklaşık 2,5 trilyon dolar finansmana ihtiyaç duyacakları öngörülüyor. Buna karşılık mevcut finansman akışları yılda yalnızca 200 milyar dolar seviyesinde. İhtiyaç duyulan ölçeğin çok uzağındayız." dedi.
Bakan Şimşek, finansman açığının nedeninin sermaye eksikliği olmadığını ancak bu sermayeyi büyük ölçekte harekete geçirmek ve yatırım yapılabilir iklim projelerine yönlendirmek gerektiğini vurguladı.
Bu açığın kapatılmasının herkesin en temel önceliklerinden biri olması gerektiğini dile getiren Şimşek, şöyle devam etti:
"İklim riski artık geleceğe ait bir risk değil. Bugün halihazırda ekonomik bir risk olarak karşımızda. Üstelik sorun sadece ülkelerle de sınırlı değil, küresel bir sorun. Dünyada bugün iklim kaynaklı kayıpların yalnızca yaklaşık dörtte biri sigortalanabiliyor. Geri kalan kısmın yükü ise hane halkları, şirketler ve devletlere kalıyor. Bu nedenle iklim riski giderek daha fazla ülke riski haline geliyor. Ülke riski ise zamanla finansal istikrarsızlığın bir kaynağına dönüşme kapasitesine sahip."
Şimşek, küresel finans sisteminde daha sade, hızlı ve etkili bir iklim finansmanı mimarisine ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Sermaye maliyetinin düşürülmesi, finansmana erişimin geliştirilmesi, kamu kurumlarının, çok taraflı kalkınma bankalarının ve yatırımcıların çok daha etkin bir işbirliği içinde çalışması gerektiğini belirten Şimşek, Bakü'de düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29. Taraflar Konferansı'nda (COP29) ülkelerin 2035'e kadar yıllık 300 milyar dolarlık yeni bir iklim finansmanı hedefinde uzlaştığını, ayrıca 1,3 trilyon doları harekete geçirmek için bir yol haritası oluşturduğunu anımsattı.
Bakan Şimşek, geçen yıl Brezilya'nın Belem kentinden düzenlenen COP30'da ise liderlerin iklim değişikliğine uyum finansmanını 2035'e kadar 3 katına çıkarma konusunda anlaşmaya vardığını hatırlatarak şunları söyledi: