TRT Haber özel röportajına konuk olan Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü vesilesiyle şehitleri anarak sözlerine başlayan Yumaklı, Türkiye'nin jeopolitik konumuna, tarımsal üretimdeki gücüne ve gıda arz güvenliği için alınan önlemlere dikkati çekti.
Çanakkale Zaferi’nin mirasına sahip çıkacaklarını belirten Bakan Yumaklı, Türkiye'nin zorlu bir coğrafyada istikrarını koruduğunu ifade etti.
Bakan Yumaklı, şunları kaydetti;
Bugün Çanakkale Zaferi'nin 111. yıl dönümü. Ben orada savaşmış ve hayatını kaybetmiş bir şehidin evladı olarak da ve bütün şehitlerimizi, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere rahmetle ve minnetle anıyorum. Bizler onların bize emaneti olan bu vatan için gece gündüz elimizden gelenin çok daha iyisini yapmaya devam edeceğiz. Onların bize olan emanetlerini koruyacağız ve daha ileriye götüreceğiz inşallah.
Hakikaten günlerdir bütün dünya çok dramatik olayları izliyor. Bizim üç tarafı denizlerle çevrili ama beş tarafı neredeyse krizlerle, savaşlarla, çatışmalarla dolu bir ülke; ama Sayın Cumhurbaşkanımızın öngörüsü ve hakikaten liderliği, üst düzey liderliği ile birlikte bir barış adası oldu ülkemiz.
Dolayısıyla nasıl Çanakkale Savaşı'ndaki mücadeleden bahsettik, bugün de ülkemizin bir barış adası olması hususundaki öngörüsü ve liderliği için Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı iletiyorum. Tabii hayatımıza 'yeni normal' dediğimiz birçok şey girdi. Konjonktürel durumlar belki bunların önüne geçti ama özellikle iklim değişikliği başta olmak üzere o kadar çok etken olmaya başladı ki; en başta ve ilk olarak da elbette herkesin gözünü çevirdiği mutlaka ama mutlaka bir gıda ve gıdayla ilişkili sektörlerde neler oluyor idi.
Türkiye gibi altyapısı son derece güçlü, özellikle son 23 yılda üretim açısından hakikaten bütün krizlere de test edilmiş ve dirençli bir hale gelmiş bir sektörden bahsediyoruz. Türkiye'nin hakikaten üretim altyapısı son derece güçlü. Şöyle söyleyeyim; 2002 yılından itibaren başta Tarım Kanunu olmak üzere birçok yenilikler, değişiklikler, düzenlemeler, üreticilere verilen destekler; bu en son, son 3 yılı eğer alacak olursak işte üretim planlaması, sözleşmeli üretim ve benzerleri bu dirençli yapıyı daha da dirençli hale getirmiş durumda.
Savaş aslında riski, hatırlarsanız geçtiğimiz yılın haziran ayında 12 gün savaşıyla ilk kez bizim gündemimize bu kadar yakın girdi. Bu aşamadan itibaren bizler de risklerimizi tabii ki sektör olarak bir baştan aşağı inceledik. Acaba hangi konularda benzer bir durum olduğunda neler olabilir diye. Dolayısıyla öncelikle bu bölgenin özellikle tarımsal girdi açısından son derece önemli olması sebebiyle bu girdilerin, gübre başta olmak üzere, etkilenmesi durumunda neler yaparız; eylül ayından itibaren de bütün ekip arkadaşlarım hem de ekim döneminin ya da tarımsal üretim döneminin başlangıcı olması hasebiyle bunların gerekli tedbirlerini, önlemlerini aldık.
Maalesef ki ülkemizde böyle bir, dezenformasyon konusu, o 'organize kötülük' diyeceğim ben ona, hiçbir şeye bakmadan insanlarımızı endişeye sevk edecek bir süreci başlatmaktan çekinmiyorlar. Tabii biz hemen açıklamamızı yaptık bu başlangıcında savaşın. Türkiye'de tarımsal girdiler açısından, gübre açısından, gübre stoğu açısından herhangi bir sorun yok dedik. Bunu neden söylüyoruz; hakikaten gübre stoklarını takip ediyoruz, kullanımları takip ediyoruz, sahaya sevkiyatları takip ediyoruz. Bunun yanı sıra başka önlemler de aldık Ticaret Bakanlığımızla birlikte. Öncelikle farklı yerlerden ürün tedarikine istinaden, biz gümrük vergisi olan ülkeler vardı, o ülkelerin gümrük vergisi oranlarını sıf