GÜNCEL

Balistik füzeler çağı: Türkiye'nin caydırıcılık mimarisi

Hudson Enstitüsü Kıdemli Savunma Analisti Dr. Can Kasapoğlu, balistik füzelerin yeni nesil savaşlardaki etkisini ve Türkiye'nin bu alandaki çalışmalarını AA Ana

Muş
Balistik füzeler çağı: Türkiye'nin caydırıcılık mimarisi

Hudson Enstitüsü Kıdemli Savunma Analisti Dr. Can Kasapoğlu, balistik füzelerin yeni nesil savaşlardaki etkisini ve Türkiye'nin bu alandaki çalışmalarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

ROKETSAN’ın son dönemde kamuoyuna açık şekilde sergilediği sistemler arasında, bilinen envantere ek olarak devasa boyutlara sahip bir lançerin bulunması dikkati çekti. Savunma sanayisine yoğun ilgi duyan Türk kamuoyunda, söz konusu füzenin uzun süredir beklenen TAYFUN BLOK-4, hatta CENK olup olmadığına ilişkin tartışmalar da beraberinde geldi.

Eğer CENK değerlendirmesi doğruysa, menzilin tam olarak ne olduğu konusunda spekülatif tartışmalara girmeksizin bu füzenin Türk balistik füze modernizasyonunda bir kilometre taşı olacağını belirtmek gerekir. Zira bahse konu sistem, Türkiye’yi kısa menzilli balistik füzeler kategorisinden orta menzilli (1000-3 bin kilometre arası) balistik füze kulübüne taşıyabilir.

Balistik füzeler kategorik olarak stratejik silah sistemleridir. Yalnızca harp sahasındaki unsurları değil, cephe gerisindeki yüksek değerli askeri, ekonomik ve siyasi hedefleri vurmak, böylece düşmanın harbe devam etme irade ve kabiliyetini kırmak üzere tasarlanmışlardır. Gerek Ukrayna’da gerekse Körfez ülkelerinde savunma sanayisi ve enerji altyapısına yönelik taarruzlarda bu tasarım mantığını açıkça görmek mümkündür. Yakın dönemde sona eren Suriye iç savaşı ise bu sistemlerin bir diğer boyutunu, yani kitle imha silahları için atış vasıtası olma niteliğini ortaya koymuştur. Baas rejimi, bu sistemi sivil yerleşimlere karşı kimyasal harp ajanları olarak kullanmıştır.

Son dönemde özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı ile Orta Doğu’da ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan gerilim, balistik füzelere ilişkin hem kitle imha silahlarının kullanılmadığı harekat tasarıları hem de silah sistemleri açısından geniş veri setleri üretmiştir. Bu veri setleri, savunma istihbaratı ve harekat planlaması açısından kritik girdiler sunmaktadır. Askeri açıdan bakıldığında, son çatışmalarda balistik füzelere dair birkaç husus öne çıkmaktadır.

İlk olarak, balistik füzelerin ulaştığı seviye, özellikle kamikaze dronlarla birlikte aynı taarruz paketinde kullanıldıkları senaryolarda belirginleşmektedir. Düşük maliyetli insansız sistemlerin sağladığı satürasyon (düşman hava savunma kapasitesinin doygunluğa ulaştırılması) pencereleri, balistik füzelerin yüksek tahrip gücüyle birleştiğinde ciddi hasar üretmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin balistik füze programları, ROKETSAN’ın faaliyetleriyle sınırlı görülmemeli, Baykar gibi özel sektör aktörlerinin geliştirdiği insansız sistemlerle birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle K2 gibi kamikaze dronlar, balistik füze taarruzlarına öncülük edebilecek güçlü adaylardır.

İkinci olarak, geçmişte yaygın olarak kullanılan Scud türevi sistemlerin geniş alan hedeflerine yönelik, yaklaşık 1 kilometreye varan CEP (dairesel hata olasılığı) değerleri artık referans olmaktan çıkmıştır. Modern balistik füzelerde CEP değerleri birkaç metre seviyesine kadar düşmüştür. Nitekim ROKETSAN’ın ihraç versiyonu olan Han balistik füzesinin CEP değeri, üretici tarafından 10 metrenin altında açıklanmıştır.

Üçüncü olarak, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda İskender sisteminin bir varyasyonu olan aero-balistik Kinjal füzelerinin yüksek performansla kullanılması, bu konfigürasyonun hava savunma sistemleri karşısındaki üstünlüğünü yeniden ortaya koymuştur. Hava platformlarından fırlatılan bu füzeler, klasik balistik uçuş profilinin ilk aşamalarını atlayarak yörünge hesaplamasını zorlaştırmaktadır. Aynı zamanda uçuş sürelerinin kısalığı nedeniyle hava savunma sistemlerine daha az reaksiyon süresi bırakmakta ve son safhada yüksek-hipersonik (Mach 10 civarı) hızlarla hedefe ulaşabilmekte ve ayrıca manevra yapabilmektedir.

Türk savunma sanayisi bu alanda dikkat çekici bir adım atmış, aero-balistik füze kabiliyetlerini SİHA platformlarıyla entegre etmiştir. Baykar’ın AKINCI taarruzi insansız hava aracı ile ROKETSAN’ın İHA-230 aero-balistik füzesinin entegrasyonu, yaklaşık 150 kilometre menzile sahip, yüksek yıkıcılığa sahip bir silah sistemi ortaya çıkarmıştır. Bu yaklaşımın İHA-300 ile devam etmesi ve menzilin en az 500 kilometreye ulaşması beklenmektedir.

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/balistik-fuzeler-cagi-turkiyenin-caydiricilik-mimarisi

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI