Anadolu Ajansının (AA) "Yapay Zekanın Doğaya Faturası" başlıklı dosya haberinin üçüncü ve son bölümünde, yapay zeka veri merkezlerinin çevresel etkilerini önlemek amacıyla bilim insanlarının sunduğu öneriler ele alındı.
Yapay zekanın giderek yaygınlaşmasıyla sayıları ve ölçekleri artan veri merkezlerinin çevresel etkileri, kamuoyunda ve akademik çevrelerde öne çıkan tartışma başlıklarından birini oluşturuyor.
Geniş alanlara yayılan bu tesislerin artan enerji ve su tüketimi, yalnızca doğal kaynaklar üzerinde baskı oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda canlıların doğal yaşam alanlarını daraltıyor ve ekosistemler üzerinde baskı oluşturuyor.
Bu durumun çevresel risklerine dikkati çeken uzmanlar, ekolojik etkilerin sınırlandırılmasında veri merkezlerinin hangi bölgeye konumlandırılacağının ve kaynak ile altyapı kullanımının dikkatle planlanması gerektiğine işaret ediyor.
Cardiff Üniversitesi Çevresel Sürdürülebilirlik Dekanı Profesör Monjur Mourshed, AA muhabirine yaptığı açıklamada, veri merkezlerinin yalnızca elektrik ve su kullanımı açısından değil, aynı zamanda çevresel etkileri bakımından da sürdürülebilir olduklarını ortaya koymaları gerektiğini belirtti.
Mourshed, "(Veri merkezleri) Bulundukları bölgedeki yerel toplumun kaynaklarını kullanıyor. Yerel topluma bunun karşılığını vermeleri gerekiyor." dedi.
Teknoloji şirketlerinin veri merkezlerinde kullandıkları enerji ve suyun miktarı hakkında şeffaf olmalarının önemine işaret eden Mourshed, Avrupa Birliği'nin (AB) buna ilişkin yasal düzenlemelerini hatırlattı.
Yeni veri merkezleri için terk edilmiş alanlardan veya binalardan yararlanılabileceğini aktaran Mourshed, "Veri merkezlerinin kurulabileceği yerlere ilişkin birçok yenilikçi çözüm bulunuyor. Örneğin Galler'de çok sayıda kullanılmayan yer altı maden tüneli var. Tesisler buralara kurulabilir çünkü yerin birkaç metre altına inildiğinde sıcaklık yıl boyunca nispeten sabit kalıyor." ifadelerini kullandı.
Mourshed, bu tür projelerin uzun planlama süreçleri gerektirmesi nedeniyle şirketlerin bunun için yeterli zamana sahip olamayabileceğini söyledi.
Atık ısının muhafaza edilmesi ve bölgesel ısıtma şebekesine aktarılması halinde bunun evlerin ısınmasında kullanılabileceğini belirten Mourshed, "Dolayısıyla çevresel etkiyi azaltmaya yönelik çözümler mevcut. En kolay yollardan biri de bu ısıyı bir bölgesel ısıtma şebekesine aktarmak. Bir boru hattınız olduğunu ve bu ısıyı alıp şebekeye aktardığınızı, ardından bu ısının evlere ulaştırıldığını hayal edin." dedi.