DÜNYA

Bölgede savaş yeniden alevleniyor mu?

İran ile ABD arasında ateşkes ilan edildiğinde, haftalar süren savaşında ardından gözler ilk kez diplomasi masasına çevrilmişti. Körfez’de tansiyonun düşeceği,

Muş
Bölgede savaş yeniden alevleniyor mu?

İran ile ABD arasında ateşkes ilan edildiğinde, haftalar süren savaşında ardından gözler ilk kez diplomasi masasına çevrilmişti. Körfez’de tansiyonun düşeceği, Hürmüz hattındaki askeri hareketliliğin azalacağı ve tarafların kontrollü biçimde geri çekileceği beklentisi oluşmuştu. Özellikle Pakistan üzerinden yürütülen temaslar, Washington ile Tahran arasında doğrudan olmasa da yeni bir diplomatik kanalın oluşabileceği yorumlarını beraberinde getirdi.

Uluslararası piyasalarda da ilk etki kısa süreli rahatlama oldu. Petrol fiyatları geriledi, tanker şirketleri yeniden rota planlamalarına başladı, enerji piyasaları “kontrollü sakinleşme” ihtimalini fiyatlamaya yöneldi. Ancak bu atmosfer uzun sürmedi.

Hürmüz Boğazı çevresinde yeniden yükselen askeri hareketlilik, İran kıyılarındaki alarm durumu, Bender Abbas çevresinden gelen saldırı haberleri, ABD savaş gemilerinin yeniden yüksek güvenlik pozisyonuna geçirilmesi ve CENTCOM’un peş peşe yaptığı açıklamalar, bölgede ateşkesin sahada tam anlamıyla karşılık bulmadığını gösterdi. İran tarafının “ABD unsurlarına karşılık verildi” mesajları ile Washington’un “İran kaynaklı tehditlere müdahale edildi” açıklamaları, gerilimin yeniden sıcak temas noktasına taşındığını ortaya koydu.

Tam da bu nedenle uluslararası analizlerde artık “çatışmalar yeniden başlar mı?” sorusu daha sık soruluyor.

Çünkü sahadaki tabloya bakıldığında dikkat çeken en önemli gerçek şu: Taraflar diplomasi masasına oturmuş olsa da temel pozisyonlarında geri adım atmıyor. Hatta birçok güvenlik çevresine göre Hürmüz’de yeniden yükselen askeri baskı, doğrudan sahadaki bir krizden çok, müzakere masasındaki uzlaşmazlığın yansıması.

Bugün Washington ile Tahran arasında yürüyen temaslarda yalnızca geçici ateşkes koşulları konuşulmuyor. Taraflar aslında daha büyük bir resmi müzakere ediyor. Sorun da tam burada başlıyor. Çünkü ABD’nin bölgesel güvenlik yaklaşımı ile İran’ın caydırıcılık stratejisi birbirine yaklaşmak yerine yeniden sertleşiyor. Bu nedenle sahadaki her yeni gerilim, yalnızca askeri değil aynı zamanda diplomatik bir mesaj anlamı taşıyor.

Ateşkes sonrası başlayan diplomatik temaslara rağmen tarafların birbirine yaklaşamamasının temel nedeni, krizin stratejik bir güç mücadelesine dönüşmüş olması. Washington ve Tahran masaya aynı başlıklarla otursa da aynı geleceği konuşmuyor.

ABD tarafı öncelikli olarak İran’ın bölgesel nüfuz alanını sınırlandırmak istiyor. Özellikle Irak, Yemen ve Lübnan'daki vekil güç ağlarının geriletilmesi, Hürmüz üzerindeki baskının azaltılması, deniz ticaretinin güvence altına alınması ve nükleer konusunda ciddi tavizler verilmesi Washington açısından temel başlıklar arasında görülüyor. İsrail’in güvenlik talepleri de bu sürecin önemli parçalarından biri olmaya devam ediyor. ABD merkezli güvenlik analizlerinde, İran’ın “bölgesel baskı üretme kabiliyetinin” sınırlandırılmasının hedeflendiği yorumları öne çıkıyor.

İran ise masaya tamamen farklı bir perspektifle yaklaşıyor. Tahran yönetimi açısından mesele yalnızca ateşkesten ibaret değil. Zira İran için konu rejim güvenliği, bölgesel caydırıcılık ve ekonomik baskının hafifletilmesiyle doğrudan bağlantılı. İran tarafı, yaptırımların gevşetilmesini, ABD’nin Körfez’deki askeri baskısının azaltılmasını ve kendi bölgesel etkisinin fiilen kabul edilmesini istiyor. Özellikle Hürmüz konusu Tahran açısından yalnızca bir deniz hattı değil, aynı zamanda stratejik baskı kapasitesinin sembolü olarak görülüyor.

İşte tam da bu nedenle taraflar masada aynı kelimeleri kullansa bile farklı denklem kuruyor.

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/bolgede-savas-yeniden-alevleniyor-mu

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI