Schleicher, İstanbul'da düzenlenen Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) 6. Beceriler Zirvesi'nin çıktıları, Türkiye'nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 performansına ilişkin beklentiler ve eğitim sistemindeki niteliksel dönüşüme ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Zirve kapsamında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile gerçekleştirdikleri toplantının, eğitimin ötesine geçtiğini ifade eden Schleicher, eğitim alanında yapılan faaliyetler ile toplumlar ve işgücü piyasalarının ihtiyaçları arasında daha iyi bağlantılar kurarak, insan becerilerinin yaşam boyu aktif hale getirilebilmesinin üzerinde durduklarını anlattı.
OECD tarafından uygulanan PISA'nın eğitim başarısında küresel bir standart olduğunun altını çizen Schleicher, PISA'nın ülkelerin, gençlere hayatta ve kariyerlerinde başarılı olmak için gereken temel becerileri inşa etmedeki ilerlemesini gösterdiğini söyledi.
Schleicher, şöyle devam etti:
"PISA, ülkelerin birbirlerine kıyasla ne kadar hızlı ilerlediklerini gösteren bir tür ayna. Türkiye harika bir örnek, bence Avrupa Bölgesi'nde sadece eğitime erişimi değil, aynı zamanda öğrenme çıktılarının kalitesini artırmada bu kadar ilerleme kaydeden başka bir ülke yok. Okula daha fazla öğrenci göndermek kolaydır, birçok ülke bunu başardı ancak doğru şeyleri, çok etkili yollarla öğrenmelerini sağlamak gerçekten zor. Türkiye'nin çok makul bir süre içinde, bu tür çıktıların önemli ölçüde değiştirilebileceğiyle alakalı çok iyi bir örnek teşkil ettiğini düşünüyorum."
Schleicher, Türkiye'nin alternatif öğrenme yöntemleri sağlama konusunda, pandemi süreci dahil olmak üzere nispeten hızlı davrandığını ve daha genel tabloya bakıldığında da ülkede önemli gelişmeler yaşandığını ifade etti.
Bu gelişmelerden birinin, öğrenmenin amacının konu içeriğinin basit şekilde tekrar edilmesinden çıkması ve daha fazla öğrenci etkinliği, daha aktif öğrenme, daha eleştirel düşünme, daha yaratıcı ve problem çözmeye odaklı çalışmaları içermesi olduğunu vurgulayan Schleicher, pedagojik yaklaşımda ve sınavlardaki bu değişikliklerin, öğrenme çıktılarında görülen ilerlemelerin temelini oluşturduğunu dile getirdi.
Schleicher, "Türkiye dezavantajlı bölgelerdeki öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılama konusunda da oldukça başarılı oldu, birçok ülke bu konuda zorlanıyor. Varlıklı ailelerden gelen, eğitimli ebeveynlere sahip çocukları iyi eğitmek kolay ama bu tür ortamlardan gelmeyen gençleri öğrenmeye dahil etmek gerçekten zor. PISA'da gördüğümüz ilerlemenin çoğu aslında kırsal kesimlerde gerçekleşti, şehirlerde değil. Dolayısıyla temelde daha eşit bir ortam yaratmak, kız ve erkek öğrencilere iyi fırsatlar sunmak da bir başarı. Her iki cinsiyet de bu tür gelişmelerden gerçekten fayda gördü." değerlendirmesinde bulundu.
Pedagojide düşünce çerçevesinin değişimi ve öğretmen kapasitesine verilen değerin de ilerlemeyi hızlandırmak adına etkili temeller olduğunu belirten Schleicher, Türkiye'de öğretmenliğin bir meslek olarak kıymet görmesinin de önemine işaret etti.
Ortalama üstü seviyeden iyi seviyeye geçmekle, iyi seviyeden mükemmel seviyeye geçmenin farklı süreçleri gerektirdiğine dikkati çeken Schleicher, "Bence daha da ilerlemeniz gerekiyor, iyi seviyedeki öğrencilerin pasif tüketicilerden daha fazlası olması, çok daha aktif şekilde katılım göstermesi, kendi öğrenme hedeflerini belirlemesi ve kendi gelişimlerini takip etmeyi bilmesi gerekiyor." dedi.