Çapı yaklaşık 20, yüksekliği 7 metreyi bulan Atilla Çadırı, "dünyanın en büyük yurdu (otağ)" olarak nitelenirken, kurultayın en önemli simgelerinden biri haline geldi.
Kurultay alanının en dikkati çekici yapılarından devasa çadır, ziyaretçilerini Hun dönemine ilişkin tarihi ve kültürel unsurların canlandırıldığı bir atmosferle karşıladı.
Çadırda Atilla dönemine ait kılıç, tabak, çanak ve mücevher gibi arkeolojik eserlerin replikaları sergilendi.
On binlerce kişiyi ağırlayan çadırın içinde kurulan kapsamlı arkeoloji ve antropoloji sergisi, Hun ve Türk halklarının ortak geçmişine ışık tutarken zengin tarihini de gözler önüne serdi.
Dönemin savaşçılarını tasvir eden 3 süvari heykeli de Hunların askeri yaşamına ilişkin ziyaretçilere görsel bir anlatım sundu.
Çadırın iç duvarlarının bir bölümünü ise Atilla liderliğindeki Hunların katıldığı savaşların tasvirleri kaplıyor.
"Atilla Çadırı", kılıç ve mücevherlerden savaş tasvirlerine, atlı savaşçı figürlerinden cenaze geleneklerine kadar farklı unsurlarla ziyaretçilere Hun döneminin yaşam ve savaş kültüründen kesitler sunuyor.
Çadırın merkezine doğru ilerleyen ziyaretçileri ise serginin en dikkat çekici parçalarından biri olan devasa bir kazan karşılıyor.
Görevlilerin AA muhabirine verdiği bilgiye göre kazan, soylu kişilerin ölümünün ardından gerçekleştirilen bir cenaze geleneğini temsil ediyor.
Bu gelenekte, hayatını kaybeden kişiye ait altın ve gümüşten yapılmış mücevherler kazanda eritiliyor, ardından kişinin anısına nehir kenarında toprağa gömülüyor.