Araştırmacı ve akademisyen Prof. Dr. Mustafa Koç, Cemaleddin Server Revnakoğlu'nun İstanbul'a dair notlarını 6 yılda yayına hazırladığını belirterek, "Ama 6 yılın yanı sıra Revnakoğlu'nun dünyasına intikale girebilmek için 40 yıllık bir hazırlık devresinden geçtiğimi düşünüyorum." dedi.
Koç, çalışmalarıyla tarih ve kültür araştırmalarına büyük katkılar sunan Revnakoğlu'nun devasa arşivini yaklaşık 40 yıl süren araştırmalar sonunda okurlarla buluşturdu.
Ketebe Yayınları tarafından neşredilen "Revnakoğlu'nun İstanbul'u: Suriçi'nden Boğaziçi'ne" başlıklı eserde, Revnakoğlu'nun hayatı ve çevresindeki mühim şahsiyetler, tasavvuf kültürü, edebiyat ve sanat yaşamının önemli portreleri, eski İstanbul'un sosyal dokusu ve İstanbul'daki tekkelerin tarihleri çeşitli arşivlerden alınmış belge ve görseller eşliğinde anlatılıyor.
Yıllar süren çalışmanın perde arkasını AA muhabirine anlatan Koç, İstanbul'a duyduğu muhabbeti ve Revnakoğlu'nun dünyasına nasıl yaklaştığını dile getirdi.
Mustafa Koç, henüz lisedeyken İstanbul ile ilgili yoğun okumalar yaptığını vurgulayarak, "İstanbul uzakta hülyalı, manalı, beni içine çeken sihirli şehrin adıydı. Üniversite tercihimde İstanbul'u ilk sırada yazdım. İstanbul, tükenmek bilmeyen her mısra, her beyiti bercest olan bir şehir. İstanbul'a ilk geldiğimde şehir hala kaotik değildi. Bu şehir üzerine okumalarımla beraber siluetler manalaşmaya, lafızlar anlamlanmaya ve müphem olanlar belirginleşmeye başladı yani bu şehir benimle iletişim kurdu." diye konuştu.
Koç, gençliğinde İstanbul'a dair okuduğu her şeyi şehirde yerleştirme, her gördüğünü de okuduğu metinlerde bulma arayışında olduğunu aktararak, şunları anlattı:
"Bu ilişki bu vakte kadar hiç durmadı. Şehirle muaşakam yürüdü gitti. Bu şehir benim ilk ve son aşkımdı. İstanbul'un bedbaht hallerini, dağılışını, kimyasının değişmesini, kaotik ve kozmos zamanlarını gördüm. Kaybolup giden insanlarını, son hatıralarını, mimari veçhesinin değişimini, suretinin ve siretinin altüst oluşunu, yoruluşunu, yeni bir kıvamda kendini buluşunu gördüm. Tabii şehri okurken ben de değişiyor ve şekilleniyordum. Daha hacimli ve derin olarak şehri okumak istedim. Şehri anlatanları okudum. Bunların her biri bende toplandı ve hani bir gün bir kitap okursunuz ve hayatınız değişir ya, ben de bir gün Revnakoğlu'nu okudum. Selamünaleyküm ve aleykümselam..."
Revnakoğlu'nun İstanbul'a dair yazdıklarını doğru okumak için ömrün yarısının feda edilmesi gerektiğini kaydeden Koç, "Manalı bir süreçte, şehir içerisinde her şeyi barındıran muazzam bir ansiklopedi gibiydi. Şehrin her mevzusuna dahil olmalısınız. Şehrin her temasında seyri sulukta bulunmalısınız. İstanbul'u ve Revnakoğlu'nu okumadan önce lugatları devirmek, din ilimlerini tahsil etmek, camiyi, mabedi, medreseyi, tekkeyi kavramak, İstanbul'u ne inşa ediyorsa tuluatından tiyatrosuna, musikisinden hattına, her bir sahada olabildiğince müktesebata malik olmak gerekiyordu." dedi.
Mustafa Koç, Revnakoğlu'nun da İstanbul'u anlamak için bu yollardan geçtiğine işaret ederek, "Onu anlamak için onun dokunduğuna dokunmak, onun baktığına bakmak, onun ıstırabını hissetmek, melal sahibi olmak gerekiyordu." ifadesini kullandı.
Usta yazar ile ilk tanışmasına da değinen Koç, şunları söyledi: