Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elem Eyrice Tepeciklioğlu, Cibuti ve Benin’de gerçekleştirilen seçimlerin Afrika kıtasının geleceği açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Doğu Afrika ülkesi Cibuti 10 Nisan, Batı Afrika’da yer alan Benin ise 12 Nisan’da sandık başına gitti. Uzun süredir iktidarda olan Cumhurbaşkanı İsmail Omar Guelleh, muhalefet partilerinin çoğunluğunun boykot ettiği seçimlerde parlamentoda dahi temsil edilmeyen Birleşik Demokratik Merkez Partisinin adayı Mohamed Farah Samatar’a karşı yarıştı ve oyların yaklaşık yüzde 98’ini alarak yeniden seçildi. Seçim sonuçları, ülkenin stratejik konumu nedeniyle Kızıldeniz’in güvenliği için de kritik önem taşıyor.
Öte yandan Benin, ülkedeki güvenlik durumunun giderek kötüye gittiği ve muhalefete yönelik baskıların arttığı bir ortamda, ocak ayında gerçekleşen parlamento seçimlerinin ardından bu sefer yeni bir cumhurbaşkanı seçmek üzere seçimlere gitti. Mevcut Cumhurbaşkanı Patrice Talon’un üçüncü dönem için aday olmayacağını açıklaması, siyasi geçiş için önemli bir gelişme olarak değerlendirilirken halefi belirlediği Romuald Wadagni’nin karşısında muhalefetin tek adayı ise Paul Hounkpe oldu.
Cibuti Parlamentosu, 2010'da 77 yaşındaki Guelleh'in iki dönemlik görev süresinin sonuna yaklaşmışken cumhurbaşkanlığı dönem sınırlamalarını içeren anayasa değişikliğini kabul etti. Ekim 2025'te de Guelleh’in beşinci dönemi bitmek üzereyken cumhurbaşkanı adayları için 75 olan anayasal yaş sınırı kaldırıldı. Bu değişiklik, Guelleh’in altıncı dönem için aday olmasının önünü açarken iktidardaki İlerleme için Halkın Partisi, söz konusu adımı istikrarsız ve sürekli kaosa sürüklenen bir bölgede istikrarın sürdürülmesi açısından hayati bir adım olarak savundu. Cibuti’nin yaklaşık yarım asırdır aynı aile tarafından yönetilmesi ise Afrika ülkeleri arasında istisnai bir durum değildir.
Nüfusu yaklaşık bir milyon olan küçük ancak stratejik konumdaki Cibuti, Kızıldeniz’in girişinde yer almakta olup Fransa’nın Afrika’daki en büyük askeri üssü, Japonya’nın yurt dışındaki tek askeri üssü ve ABD’nin Afrika’daki tek kalıcı üssü Camp Lemonier’in yanı sıra İtalya ve Çin’e ait askeri üslere de ev sahipliği yapmaktadır. Öte yandan 2025'te Tadjourah Limanı'nın işletilmesi hususunda Cibuti ile 30 yıllık anlaşma imzalayan Suudi Arabistan da ülkede üs açmayı planlıyor.
Aden Körfezi ile Kızıldeniz arasındaki Babu'l Mendeb Boğazı'na hakimiyeti, Cibuti’ye benzersiz bir jeopolitik önem kazandırıyor. Cibuti’nin bu stratejik konumu, bir zamanlar Somali açıklarında korsanlığa karşı yürütülen mücadelede üstlendiği rol ve Somali’nin yanı sıra Yemen’de yürütülen terör operasyonlarında bu üslerin kullanılması gibi faktörlerle birlikte, ülkeye yönelik uluslararası eleştirilerin etkisini kısmen sınırlamaktadır. Bu bağlamda siyasi elitlerin, söz konusu jeostratejik avantajları ve büyük güçler arasındaki rekabeti kendi iktidarlarını pekiştirmek amacıyla araçsallaştırdığı görülmektedir.
Ülkede önemli çıkarları bulunan küresel aktörler, Cibuti seçimlerini demokratik rekabetten ve rejim değişiminin gerekliliği hususundan çok, sürekli çatışmalara sahne olan değişken bir bölgesel bağlamda istikrarın devamı merceğinden okuyor.
Benin’de başkanlık seçimleri, Aralık 2025'te Yarbay Pascal Tigri liderliğindeki bir grup askerin, DEAŞ ve El Kaide bağlantılı terör örgütlerinin saldırıları nedeniyle ülkenin kuzey sınırındaki güvenlik durumunun kötüleştiğini ve hükümetin bu tehdide yeterince etkili yanıt veremediğini ileri sürerek bir darbe girişiminde bulunduğu dönemde gerçekleşti. Bu güvenlik tehditlerinin cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasına da damgasını vurduğu görülüyor.