Anadolu Ajansının (AA) "Zeka Yapay Yarış Gerçek" başlıklı dosyasının dördüncü haberinde, Çin'in yapay zekaya yönelik devlet politikası ve özel sektör yatırımları ele alındı.
Çin, ABD'nin özel sektör ve sermaye odaklı yapay zeka modeline karşı, devlet politikaları, sanayi entegrasyonu, veri altyapısı ve yerli çip hamleleriyle teknolojiyi ekonomik büyüme ve stratejik rekabet aracı olarak konumlandırıyor.
Bu kapsamda Çin'in "kapalı kutu" olarak sürdürdüğü teknolojik gelişimi dünyada merak uyandırıyor. Ülkenin özellikle yapay zeka alanında açıkladığı politika ve programlar yakından takip ediliyor.
Yapay Zeka Eylem Planı'nı geçen yıl açıklayan Pekin yönetimi, yapay zekayı insanlığın hizmetine sunarak kalkınmayı, güvenlik ve kontrol edilebilirliği de bu sayede artırmayı hedefliyor.
Ülke, yapay zekanın yenilikçi gelişimini teşvik etmeyi, endüstriler arasında yapay zekanın güçlendirilmesini, dijital altyapı inşasının hızlanmasını ve çeşitli yenilikçi bir ekosistem oluşturmayı öngörüyor.
Enerji ve çevre sorunlarını da yapay zeka ile ele almayı planlayan ülke, ortak standart ve normlar konusunda da anlayışı teşvik etmeye çalışıyor.
Çin, "AI Plus" stratejisiyle yapay zeka teknolojilerini farklı endüstrilere uyarlayarak bu teknolojiye bağlı uygulamaların alanını genişletmeyi planlıyor. Bu kapsamda yapay zeka bağlantılı endüstrilerde gelecek 5 yılda yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık hacme ulaşılması hedefleniyor.
Ülkenin yapay zeka avantajı, yalnızca ileri seviye model geliştirme kapasitesinden değil, bu teknolojiyi geniş üretim ve hizmet alanlarına hızlı biçimde yayabilecek ölçekten (nüfus) kaynaklanıyor.
Geniş nüfusu, yüksek dijitalleşme oranı, güçlü imalat altyapısı, yaygın mobil ödeme ve e-ticaret ekosistemi, yapay zeka uygulamalarının farklı sektörlerde hızlı test edilmesine ve yaygınlaştırılmasına imkan sağlıyor.
Bu sayede Çin'de yapay zeka, yalnızca teknoloji şirketlerinin geliştirdiği modellerle sınırlı kalmayıp fabrikalarda kalite kontrol ve üretim planlamasından lojistikte rota optimizasyonuna, sağlıkta görüntü analizinden finans sektöründe risk yönetimine, kamu hizmetlerinde ise akıllı şehir ve yönetişim uygulamalarına kadar geniş bir alanda ekonomik dönüşüm aracı olarak konumlandırılıyor.