Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu üyesi ve Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan, okullarda yaşanan son şiddet olaylarının ardından çocuklardaki yalnızlaşma, aidiyetsizlik ve kimlik buhranının arka planını AA Analiz için kaleme aldı.
***
Okullarda bu hafta yaşadığımız iki olayda sosyoekonomik ve kültürel arka planları, aile yapıları birbirinden oldukça farklı iki erkek çocuğun/gencin sebep olduğu büyük yıkımlarla karşı karşıya kaldık. Olayların Türkiye tarihinde bir benzerinin olmaması, elbette analizini de hızlı yapmakta alan uzmanlarının işini zorlaştırıyor. Olayların hepimizin duygusal durumu üzerindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, bu yazının tonunda zaman zaman teknik sosyolojik analizin yanında duygusal değerlendirmelere de kaymalar olacaktır. Şu ana kadar elde edilen bazı bilgiler, her iki vakada da bazı ortak desenlere işaret ediyor: Kimlik krizi, aidiyetsizlik ve yabancılaşma. Çocuğun masumiyetten böyle bir k
Sürece götüren bireysel değişkenleri göz önünde bulundurduğumuzda yeni nesillerin önceki nesillere göre sosyal ve duygusal olarak çok daha kırılgan olduğunu biliyoruz. Duygusal bağışıklıklarının daha zayıf olduğunu da biliyoruz. Aidiyet kurmakta zorlandıkları, yalnızlıkla baş edemedikleri ya da yönetemedikleri pek çok yeni nesil araştırmasında ortaya konuldu. Bu durum, ailelerin daha ilgisiz olduğu anlamına gelmiyor hatta ailelerin yoğun ilgisi de buna sebep olabiliyor ama özellikle bir hususun bireysel değişkenlerde üzerinde durmamız gerekiyor. Ailenin her bir üyesinin çocuğun bireysel gelişiminde etkisi büyüktür ancak bir aktörün farklı bir misyonu vardır. Çocuğun göbek bağını aslında baba
Aileler, genelde davranış düzenleme konusunda çocuklarıyla ergenlik döneminde yüksek ve gerilimli bir etkileşime giriyor. Ergenlik öncesinde ise sözde "pedagojik ebeveynlik" anlayışıyla aileler, çocuğun olumsuz davranışlarına geri bildirim vermekten kaçınabiliyor. 12-13 yaşına kadar sağlıklı geri bildirim almamış bir çocuk, çevrenin ve akranların etkisine girmeye başladıktan sonra aileden aldığı her türlü geri bildirimi kulak ardı edebiliyor. Bu noktada sorulması gereken soru şu: O halde ebeveynlik iradesi nerede ve nasıl devreye girecek? Erken çocukluk döneminde arzuları merkezinde büyütülen bir çocuk, ergenlik dönemine geldiğinde girdiği her ortamda önce kendi arzularının karşılanmasını is
Okulların da bu bakımdan otoritesi sorgulanır hale gelir. Herkes, çocuğunu arzu ve haz merkezli yetiştirdiğinde ortak iyiyi tesis etmeye çabalayan okullar ve öğretmenler, otorite krizine sürüklenir. Burada okul otoritesini de doğru tanımlamak gerek: Okul otoritesi, bir tür "kör disiplin" alanı değildir. Okulun tüm birimleri ve çalışanları ile ortak rasyonel otorite geliştirmesi, belirli ve tutarlı kararlar alan, uygulayan ve sürdürebilen okul yönetimi ve öğretmenler ile mümkündür.
İçinden geçtiğimiz süreçte her iki vakada da ortak desen olarak ortaya çıkan sosyal medya ve dijital oyun bağımlılığı, ailenin ve okulun işlevsizleştiği her yerde ve zamanda çocuğun şahsiyetinin belirlenmesinde öne geçecektir. Ne yazık ki çocuğu sosyal hayatın risklerinden koruma içgüdüsüyle hareket eden aileler, çocuğun saatlerce odasına kapanmasını, oyun masasından yemek için bile kalkmamasını, onun güvende olduğunun göstergesi olarak yorumluyor. Oysa çocuk, gerçek ilişkilerinin boşluğunu sanal kimliklerle ve ilişkilerle dolduruyor. Böylece çocuğun var oluş alanı ile anlam alanı arasındaki makas o denli açılıyor ki "vekalet kimlik"lerle yani kendisinin olmayan, ödünç alınmış kimliklerle şa
Yukarıda bahsi geçen bireysel, çevresel ve yapısal faktörlerin tümünü kapsayan bütünlüklü bir bakış, çocuğa ve topluma yaklaşımımızı tazeleyecektir. Çocukların, ailelerin ve birlikte yaşamayı öğrendiğimiz okulların geleceği ancak bu bütünlüklü ve istikrarlı bakışla güvence altına alınabilir. Çocukların gerçek kimlikler ve şahsiyetlerle yetişmesi için gerçek ilişkilere, ortak duygulara, anlamlı bağlara ve sınırlara ihtiyacı var.
[İpek Coşkun Armağan, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu üyesi ve Enstitü Sosyal Genel Koordinatörüdür.]