Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen 77. Uluslararası Uzay Kongresi'nin açılış töreninde konuştu.
Dünyanın 111 ülkesinden gelen bilim insanları ve temsilcilere hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yaptığı bu büyük buluşmanın, insanlığın ortak geleceği açısından hayırlara vesile olmasını diledi.
Kongrenin "daha fazla uzaya ihtiyacı var" temasıyla düzenlendiğini hatırlatan Erdoğan, bilim ve teknolojideki ilerlemenin doğrudan yansıdığı en kritik alanın uzay olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti;
Farklı ülkelerden kongreye iştirak eden kıymetli temsilciler, değerli Uzay Ajansı başkanları, hanımefendiler, beyefendiler, hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Akdeniz'in incisi güzel Antalya'mızda böylesine kapsamlı bir organizasyonda sizleri misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. 77. Uluslararası Uzay Kongresi vesilesiyle dünyanın 111 ülkesinden Türkiye'yi teşrif eden siz değerli dostlarımıza hoş geldiniz diyorum. Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yaptığı bu büyük buluşmanın ülkelerimiz, halklarımız ve insanlığın ortak geleceği açısından hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Kongrenin düzenlenmesine destek olan, bu önemli uluslararası etkinliği
Dünyanın "daha fazla uzaya ihtiyacı var" temasıyla tertiplenen kongre kapsamındaki etkinliklerin, yeni iş birliklerine kapı aralamasını diliyorum. Öncelikle bir hususa dikkatlerinizi çekmek isterim; haberleşmeden güvenliğe, ekonomiden ulaşıma, tarımdan afet yönetimine insanlığın her alanda katettiği mesafenin temelinde bilim ve teknoloji vardır. Bilim ve teknolojideki ilerlemenin doğrudan yansıdığı en kritik alan ise şüphesiz uzaydır. Dolayısıyla bugün uzayda daha fazla yer edinmek aslında yeryüzünde insanlığın hayatını daha güvenli, daha müreffeh ve daha sürdürülebilir hale getirmek anlamına geliyor. Kongre münasebetiyle yapılacak toplantı, görüşme, sunum ve istişarelerin bu minvalde ufkumu
Türk milleti olarak gök bilimlerinde fevkalade zengin bir birikimi tevarüs ediyoruz. Atalarımız asırlar boyunca Türkistan coğrafyasının uçsuz bucaksız bozkırlarında güneşin ve ayın hareketlerini takip ettiler, kayıt altına aldılar, yıldızların dilini çözmeye çalıştılar. Bilim tarihine şöyle bir baktığımızda 6. yüzyılda yaşamış Göktürkler döneminden özellikle astronomik gözlemlerle ve takvim bilgisine ilişkin önemli izlerle karşılaşıyoruz. Esasında tek başına "Göktürk" ifadesi dahi milletimizin gökyüzü ile kurduğu güçlü bağın mahiyetini göstermesi açısından yeterlidir. Kökleri 15 asır öncesine uzanan bu ilgi milletimizin İslam'la müşerref olması akabinde daha kurumsal bir hal almıştır.
Bağdat'tan Şam'a, Semerkant'tan Buhara'ya, Meraga'dan Kurtuba'ya, Kahire'den İstanbul'a uzanan geniş medeniyet havzamızdaki pek çok alim gök bilimlerine eşsiz katkılar yapmıştır. İlim ve bilim insanlarımız devrin karanlığında yol ve yön arayan insanlığı aydınlatmak üzere yeni kandiller yakmıştır. Düşünürlerimiz, bilginlerimiz, o dönemlerde "ilmi heyet" olarak adlandırılan astronomiye çok önemli eserler kazandırmıştır. Mesela ayın evrelerini hesaplayıp haritasını ilk çıkaran Ali Kuşçu'dan, 16. yüzyılda alemin merkezinin yerin merkezi olduğunu söyleyen Seydi Ali Reis'e kadar bu alanda çığır açan nice isim bu topraklarda yaşamış, yetişmiş, talebe yetiştirmiş, bugün bile hayran kaldığımız ilmi k
İsimlerini burada tek tek sayamayacağımız binlerce bilim insanımız da, sonra gökyüzünün sırlarını çözmek için büyük uğraşlar vermiştir. Bundan sekiz sene evvel ebediyete uğurladığımız rahmetli Prof. Dr. Fuat Sezgin hocamızın gayretleri ile kurulan İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi bu zengin mirasa ışık tutan önemli bir merkezdir. İmkanı olan veya yolu İstanbul'a düşen misafirlerimizin müzemizi ziyaret etmelerini kendilerine özellikle tavsiye ediyorum.