Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Çankaya Köşkü'nde düzenlenen "Türkiye Yüzyılı Perspektifinde Aile ve Nüfus Politikaları II: Yaşlı Bakım Modelleri Çalıştayı"na katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, ülkede ortalama yaşam süresinin uzadığını, yaşlı nüfus oranının giderek arttığını, bu çerçevede yaşlılık politikalarının, bakım hizmetleri ve sosyal destek mekanizmalarının bütüncül şekilde yeniden ele alınma ihtiyacının doğduğunu söyledi.
Bu yönüyle çalıştay boyunca yapılan değerlendirmeleri ve ortak akılla geliştirilen politika önerilerini son derece kıymetli bulduklarını, bu önerilerin gelecek dönemde çalışmalarına önemli katkılar sunacağını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
"Son dönemlerde bir Nüfus Politikaları Kurulu oluşturduk biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımızın bir genelgesiyle. Başkanlığını ben yapıyorum. Orada ilgili tüm bakanlıklarımız, kurumlarımız var. İlk aşamada daha çok doğurganlık üzerine yoğunlaştık doğrusu. Doğurganlık hızını nasıl artırırız? Nüfusumuzu nasıl daha dinamik hale getiririz? Bu konuda da önemli kararlar alındı ve önemli adımlar atıldı. Tabii yapısal bir alandan bahsediyoruz. Bugün aldığınız kararın etkisini belki 5 sene sonra, 10 sene sonra göreceğiniz bir alandan bahsediyoruz. O konuda önemli kararlar alındı. Muhtemelen önümüzdeki Nüfus Politikaları Kurulunda yaşlılığı gündem yapacağız. İlgili tüm kurullarımızla birlikte bu konula
Yılmaz, Türkiye'de demografik yapının önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğine, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının her geçen yıl arttığına işaret ederek, "Bir toplumda 65 yaş üstü nüfus toplam nüfusun yüzde 10'unu aşıyorsa o topluma artık yaşlı bir toplum deniyor. Dolayısıyla Türkiye ilk defa 2023 yılında maalesef bu eşiği aşmış oldu. Projeksiyonlara baktığımızda gelecekte bunun daha da artacağını görüyoruz. 2025 yılında yüzde 11,1'e yükselmiş durumda bu oran. 2020 yılında 7 milyon 954 bin kişi 65 yaş üstündeyken, 2025 yılında bu sayı 9 milyon 583 bin kişiye ulaşmış durumda. Yani aşağı yukarı neredeyse 10 milyona yaklaşan bir nüfustan bahsediyoruz." diye konuştu.
TÜİK projeksiyonlarına göre demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam etmesi halinde gelecek dönem yaşlı nüfusun daha da artacağını dile getiren Yılmaz, "Bu eğilimler devam ederse, işte bu politikalarımız etkili olmazsa diyelim, mevcut gidişat ileriye doğru projekte edilirse, 2030 yılında bu yaşlı nüfus oranımız yüzde 13,5'e yükseliyor. 2040 yılında yüzde 17,9'a, 2060'ta yüzde 20’ye, 2080'de yüzde 33,4'e, 2100 yılında yüzde 33,6'ya... Yani neredeyse toplumun üçte biri yaşlı nüfus haline geliyor çok uzun vadeli bir projeksiyon yaptığınız zaman." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, nüfusun yaşlanmasıyla ilgili önemli göstergelerden birinin de "ortanca yaş" olduğuna dikkati çekerek, "2000 yılında bu ortanca yaş 24,8'miş. Bayağı bir delikanlı bir nüfusumuz varmış. 2025 yılında 34,9'a çıkmış. Yani 25 yılda nüfusumuz 10 yıl yaşlanmış. Aşağı yukarı 2,5 yılda bir, 1 yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız. Bu hızlı bir yaşlanma, bunun altını çizmemiz lazım. TÜİK tahminlerine göre yine mevcut eğilim devam ederse 2030 yılında bu ortalama 37,1'e, 2040'ta 41,4'e, 2060'ta 48'e, 2080'de 51,5'e, 2100 yılında ise 52,2'ye ulaşacak. Ortalama yaşımız oldukça yükselecek." değerlendirmesini yaptı.
Birkaç pilot ili seçip, yaşlı nüfusun yoğun olduğu illerde geliştirilecek proje ve faaliyetlerin Türkiye'nin geleceği adına önemli deneyimler sunabileceğini belirten Yılmaz, özellikle tek başına yaşayan yaşlı sayısındaki artışın, yerinde yaşlanma yaklaşımını çok önemli hale getirdiğini, evde ve toplum temelli bakım hizmetlerinin güçlendirilmesini gerekli kıldığını söyledi.
Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, TÜİK'le "Türkiye Yaşlı Profili Araştırması" yaptığını, bireylerin yaşam koşullarına, bakım ihtiyaçlarına ve sosyal hayata katılımlarına ilişkin kapsamlı verilerin elde edildiğini aktararak, şöyle devam etti: