Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından hayata geçirilen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu'nun açılış töreni, Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) yapıldı.
Dünya gündemindeki insani ve toplumsal sorunlara Kur'an perspektifinden ve Bediüzzaman Said Nursi'nin fikirleri ışığında çözüm aranmasının hedeflendiği sempozyuma, 60 ülkeden 448 uluslararası kurum ve kuruluşun temsilcisi katıldı.
Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda konuşan Yılmaz, sempozyumun "Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler" başlığıyla düzenlenmesini anlamlı ve değerli bulduğunu söyledi.
Yılmaz, dünyanın, çoklu krizlerin yaşandığı, kaosun ve belirsizliklerin hakim olduğu karanlık bir dönemden geçtiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşlar, çatışmalar, zorunlu göçler ve derinleşen sosyal eşitsizlikler, uluslararası düzenin adalet temelinde yeniden inşa edilmesini zorunlu kılıyor. Uluslararası hukuk ve kurumlar, güç sahiplerinin çıkarları karşısında etkisiz kalırken, bu durumun ağır bedelini maalesef mazlum coğrafyalar, masum insanlar ödüyor. Gazze'de çocuklar İsrail'in barbarca saldırıları altında hayatını kaybediyor, siviller en temel gıdalardan mahrum bırakılıyor. Soykırım karşısında sergilenen vurdumduymazlık ve sessizlik, uluslararası sistemin içine düştüğü krizi bütün açıklığıyla ortaya koyuyor."
Kur'an'ın "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" ilkesi ve adalet anlayışının, faili ya da muhatabı kim olursa olsun, her türlü zulme ve haksızlığa karşı eğilmeden bir duruş sergileme sorumluluğunu herkese hatırlattığını ifade eden Yılmaz, insan hayatı ve onurunun, konjonktüre veya devletlerin sığ siyasi hesaplarına göre değişemeyecek kadar mukaddes olduğunu vurguladı.
Yılmaz, Bediüzzaman'ın, medeniyetin asli dayanağı olarak hakkı esas alan yaklaşımının, gücün hukuka tabi olmadığı ve erdemden beslenmediği bir düzenin insanlığa huzur getiremeyeceğini bir kez daha hatırlattığını kaydetti.
Kimsenin merhametine güvenebilecekleri bir dönemde olunmadığını aktaran Yılmaz, "Maalesef 'Güçlüysem istediğim her şeyi yapabilirim.' şeklinde karanlık bir zihniyetin güç kazandığı bir dönemdeyiz. Bu dönemde bizlerin de güçlü olması bir tercih değil sorumluluktur. Güçlü olmak için gayret etmek zorundayız. Ama bizim karanlık zihniyetten farkımız şu, onlar sadece güçlü olmak istiyor, biz ise diyoruz ki 'Türkiye Cumhuriyeti ve İslam dünyası olarak hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız. İkisini bir arada yapacağız'." diye konuştu.
Yılmaz, gönül coğrafyasında birçok kriz eş zamanlı yaşanırken İslam dünyasının sahip olduğu tüm stratejik ve manevi imkanlarını tam bir dayanışma içinde hayata geçirmesinin büyük bir gereklilik olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: