Yılmaz, Türk Kızılay tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi Konferans Salonu'nda düzenlenen Genç Kızılay Akademi Gençlik ve Aile Araştırma Zirvesi'ne katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, Türk Kızılayın, tarihinden aldığı güçlü mirasla milletin merhamet damarını diri tutan köklü bir çınar olduğunu söyledi.
Kızılay'ın devletle milleti aynı hedeflerde buluşturan çok önemli bir değer olduğuna işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:
"Bu güçlü miras, gençlerimizin enerjisi ve inisiyatifiyle her geçen gün daha ileri seviyelere taşınmaktadır. Genç Kızılay sahaya temas eden çok kapsamlı çalışmalar yapmakta, sahadan beslenen yenilikçi politika üretiminde önemli bir kapasite inşa etmektedir. Nitelikli bir çalışma yapılmış. Rastgele bir çalışma değil, laf olsun diye yapılmış bir çalışma değil, dolayısıyla çok kıymetli. Sahadan bu çalışmanın getirilmesi çok önemli ve bir taraftan da yenilikçi bir bakış açısıyla, genç bir bakış açısıyla bu verilerin yorumlanması çok kıymetli. Bizleri bugün bir araya getiren bu zirvenin 'Gençliğin Aynasında Aile: Sosyal Gözlemden Stratejik Değerlendirmeye' temasıyla düzenlenmesi içinde bulunduğum
Yılmaz, demografik değişimlerin tüm ülkeleri derinden etkileyen küresel bir sorun haline geldiğini belirterek, Türkiye'nin güçlü aile ve nüfus odağında benimsediği kararlı yaklaşımın çok stratejik olduğuna dikkati çekti.
Türkiye'nin demografik olarak bir yol ayrımında bulunduğuna işaret eden Yılmaz, "Demografik yapımızın ve aile dinamiklerimizin hızla değiştiği bu kritik eşikte, aile kurumunun geleceğini korumak için meseleyi gençlerin gözüyle analiz etmek çok önemli. Ülkemizde doğurganlık hızı 2024 yılı itibarıyla 1,48'e kadar düşmüş durumda. Bir nüfusun uzun vadede aynı kalması için kendisini koruması için gerekli olan doğurganlık hızı 2,1. Bunun anlamı ne? Bir süre sonra nüfusumuz düşmeye başlayacak." ifadesini kullandı.
Yılmaz, tek kişinin yaşadığı hane oranının 2024 itibarıyla yüzde 20'ye geldiğini, ortalama hane halkı büyüklüğünün 3,11 olduğunu, hanelerde kalabalık ailelerin kalmadığını aktardı.
Bu durumun yapılacak yeni evlerin tasarlanmasından ev eşyalarına, sosyal ilişkilere kadar farklı bir döneme işaret ettiğini aktaran Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"TÜİK verileri tek kişilik hane halkı oranının arttığını, buna karşın çekirdek ve geleneksel aile oranının ise azaldığını gösteriyor. Kuşaklar arası ilişkilerden bakım yüküne, ekonomik dayanışmadan sosyal destek mekanizmalarına kadar çok boyutlu bir yeniden yapılanmayı bütüncül bir şekilde ele almak zorundayız. TÜİK verilerine göre 2015 yılında tek kişinin yaşadığı hane halkı, toplam hane halkının yüzde 14'ünü oluştururken bugün bu oran yüzde 20'ye yükselmiş durumda. 10 yıl önce yaklaşık 3,1 milyon kişi tek başına bir evde yaşarken, günümüzde tek başına yaşayanların sayısı 5,5 milyonu bulmuş durumda. Türk toplumunda en yaygın aile türü olan çekirdek ailenin oranı 2015 yılında yüzde 67 iken,
Yılmaz, 15-24 yaş arası gençlerin yaşadığı hane halkları içerisinde tek ebeveyn ve en az bir gençten oluşan aile oranının 2015'te yüzde 8 iken, 2025'te bu oranın yüzde 14'e yükseldiğini ifade etti.