Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:
Öncelikle menfur terör eylemini ben de en güçlü şekilde lanetliyorum. Kahraman polislerimiz hafif de olsa yaralandı. Onlara da Cenab-ı Allah'tan şifalar diliyorum. Geçtiğimiz dönem bölgemizde malum jeopolitik gerilimlerin yükseldiği, bir savaşın yaşandığı bir dönemdeyiz. Bütün etrafımıza baktığımızda Ukrayna-Rusya savaşından işte Orta Doğu'daki gelişmelere varıncaya kadar bir ateş çemberi adeta etrafımız ama Türkiye istikrarlı bir ülke, güvenli bir liman dediğimiz gibi.
İşte buna gölge düşürmeye çalışanlar var. Türkiye'nin istikrarına kastedenler var. Yalnız bunlar hiçbir zaman bugüne kadar başarılı olamadılar. Bundan sonra da olamayacaklar. Terör eylemini yapanlar kadar bunun arka planındakiler de tabii ki Türkiye'nin istikrarına kastedenler, hiçbir zaman başarılı olamayacaklar.
Biz bu anlamda kolluk kuvvetlerimize gerçekten şükranlarımızı sunuyoruz. Polisimize, tüm güvenlik güçlerimize, Türkiye her unsuruyla. güvenliğini sağlamaya devam edecektir. Bu tür saldırılara karşı da gerekli cevapları vermeye devam edecektir. Hangi ad altında olursa olsun tüm terör örgütleriyle kararlı bir şekilde mücadelesini sürdürecektir. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge diyoruz. Bu hedefe ulaşmada hiçbir dış güç bizi engelleyemeyecektir diye de ifade etmek istiyorum. Bir yandan da böyle bir saldırının da başarıyla engellenmiş olması da hepimiz adına gurur verici. Tekrar tekrar tebrik ediyoruz polisimizi.
Bir defa savaşın İsrail'in kışkırtmasıyla, İsrail ve Amerika'nın İran'a saldırısıyla başladığını unutmamamız gerekiyor. Dolayısıyla bu savaşın başlamaması için öncelikle Türkiye Cumhuriyeti olarak çok büyük bir gayret sarf ettiğimizi tekrar hatırlatmak istiyorum. Savaş başlamadan yoğun bir diplomatik faaliyet yürütüldü.
Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, liderler diplomasisi başta olmak üzere büyük bir gayret sarf edildi. Ama maalesef savaş başladı. Şimdi de savaşın sona ermesi için büyük bir gayret, büyük bir diplomatik çaba içindeyiz. Dışişleri Bakanımız, diğer ilgili kurumlarımız herkes sahada.
Günlük olarak bütün olaylar çok yakından takip ediliyor ve bu süreçlerde Türkiye çok önemli bir rol oynuyor. Bir barış olması için, bu ateşe bir su dökülmesi için büyük bir çaba sarf ediyoruz. Hukuktan yana, istikrardan yana, insani değerlerden, adaletten yana bir duruş. Hep şunun altını çiziyoruz. Savaşın hiç kimseye faydası yok. Adil bir barış ise herkes için faydalı diyoruz.
İnşallah bu savaş bir an önce sona erer, müzakere masasına dönülür ve savaşarak, çatışarak değil sorunlar konuşularak, diplomasiyle çözülür. Türkiye'nin birçok krizdeki tavrı bu. Burada da aynı tavrı görüyoruz. Ancak maalesef henüz net bir şey söyleyebilecek durumda değiliz. Belirsizliğini koruyor gidişat. Zaman zaman daha bir olumlu mesajlar veriliyor. Zaman zaman daha gerilimi tırmandırıcı diyelim mesajlar oluyor.
Temenni ederiz ki iki tarafın bir noktada buluştuğu bir sonuç ortaya çıksın. Buna da Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman katkı vermeye hazır olduk. Bundan sonra da hazırız. Yeter ki bölgemizdeki bu ateş sönsün ve daha istikrarlı bir yapı oluşsun. Bir taraftan da tabii bu savaş insani maliyetler üretiyor. Kız çocuklarının bombalandığını gördük bu savaşta. Çevresel maliyetler üretiyor ve ekonomik maliyetler üretiyor. Sadece bölge için değil, küresel ekonomiyi etkileyici boyutlar kazanmış durumda.
Güney Asya ülkeleri üretim kriziyle karşı karşıya. Bütün dünya o Hürmüz'deki düğümün çözülmesiyle ekonomilerinin düzelmesi için ülkeler, özellikle Asya ülkeleri, tabii ki elbette Avrupa ülkeleri, Amerika'yı da etkiliyor, bütün dünyayı etkiliyor. Ama burada enerji krizinde biz ne yaptık da bizi etkilemedi? Şöyle, şimdi bir defa bu savaşa girerken makro ekonomik temellerimiz sağlam olarak girdik. Makro finansal istikrarımızı oldukça iyi bir noktaya getirdiğimiz rezervlerden tutun da birçok alana varıncaya kadar Türkiye ekonomisi büyümesiyle, rezervleriyle, bankacılık sistemiyle, piyasalarıyla makro temelleri sağlam bir şekilde bu olayla karşı karşıya kaldı.