Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, son 23-24 yılda dünya ekonomisi yıllık ortalama yüzde 3,5 büyürken, Türkiye ekonomisinin yüzde 5,3 büyüme kaydettiğini ve 239 milyar dolarlık ekonomiden 1,6 trilyon dolarlık ekonomiye ulaştığını belirterek, "Bu önemli bir gelişme ama yeterli değil, daha üst hedeflere birlikte yürümemiz gerekiyor. Şu anda Türkiye ekonomisi, dünyanın nominal dolar olarak 16'ncı, satın alma gücü paritesinde 11'inci büyük ekonomisi konumunda ve daha iddialı noktalara birlikte yürüyeceğiz." dedi.
Yılmaz, Beşiktaş'ta bir otelde düzenlenen Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) 45. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, derneğin yatırımcı beklentilerini doğrudan politika yapıcılara aktararak mevzuatın yatırımcı dostu bir nitelik kazanmasında ve bürokrasinin azaltılmasında kritik bir rol oynadığını, aynı zamanda Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) bünyesinde en güçlü ve nitelikli ortaklarından biri olduğunu belirtti.
Yeni yatırımcı çekmek kadar mevcut yatırımcıların da olumlu bir ortamda faaliyet göstermelerinin önemini vurgulayan Yılmaz, Türkiye olarak mevcut yatırımcıları memnun etmek ve geliştirmek amacıyla elverişli bir ortam sağlamak için çalıştıklarını söyledi.
YASED'in stratejik çözüm ortağı olarak kamu ve özel sektörün kurumsal diyaloğuna ve hedeflerine doğrudan katkı sunan önemli bir pozisyonda bulunduğunu dile getiren Yılmaz, özellikle bugünkü dünyada risklerin ve belirsizliklerin arttığı bir ortamda kamu ve özel sektör diyaloğunun eskisinden daha önemli hale geldiğini, bunu kurumsal sistematik bir diyalog olarak hem makro hem sektörel politikalarda sürdürülmesinin çok kıymetli olduğunu ifade etti.
Yılmaz, Türkiye'nin son 23 yılda oldukça yüksek bir performans göstererek bugün dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri haline geldiğinin altını çizerek, şöyle konuştu:
"Son 23-24 yılda dünya ekonomisi yıllık ortalama yüzde 3,5 büyürken, Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüme kaydetmiş, 239 milyar dolarlık ekonomiden 1,6 trilyon dolarlık ekonomiye ulaşmıştır. Bu önemli bir gelişme ama yeterli değil, daha üst hedeflere birlikte yürümemiz gerekiyor. Şu anda Türkiye ekonomisi, dünyanın nominal dolar olarak 16'ncı, satın alma gücü paritesinde 11'inci büyük ekonomisi konumunda ve daha iddialı noktalara birlikte yürüyeceğiz. Dünya Bankası sınıflandırmasına göre 2025 yılında ilk defa yüksek gelirli ülkeler grubuna adım atmış durumdayız. Bu en alt düzeyden de olsa üst lige terfi etmemiz çok çok kıymetli. Bu yeni ligde daha üst sıralara tırmanmamız gerek
Dünyanın iyi bir dönemden geçmediğini, dünyadaki büyüme oranlarının ticaret tarihi ortalamalarının altında seyrettiğini aktaran Yılmaz, aynı şekilde küresel yatırım iştahının geçen yıl bir miktar toparlanma olmasına karşın ideal bir durumda olmadığını, yaşanan gerilimler nedeniyle küresel düzeyde çok parlak bir yılın yaşanamayabileceğini ifade etti.
Yılmaz, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın hem bölgeye hem de küresel ekonomiye önemli zararlar verdiğine dikkati çekerek, yaşananların bütün dünyayı olumsuz etkilediği gibi kısa vadede Türkiye ekonomisi üzerinde de bazı etkilerinin olabileceğini söyledi.
Dünyada büyümenin aşağı yönlü, enflasyonun yukarı yönlü riskler içerdiğini belirten Yılmaz, "(Savaşın) Ticaret kanalları üzerinde, turizm ve enerji piyasalarında çok farklı alanlarda etkilerini görüyoruz. Temennimiz tabii bu etkilerin kısa vadeli olması ve bir an önce normal duruma dönülmesidir. Savaş bitse dahi artçı bazı etkilerle bu yaşanan tahribatın giderilmesi maalesef biraz zaman alacaktır. Bunu da gerçekçi bir şekilde görmemiz lazım. Ama her halükarda bu savaş bitecek ve savaştan sonra yeni bir ortamla karşı karşıya geleceğiz. Bu yeni dönemi de çok iyi okumamız gerektiğini ifade etmek istiyorum. Şimdiden bu yeni döneme de kendimizi özellikle ekonomi politikalarında hazırlamamızda büy