"Değişen Dünyada İstikrar Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası" temasıyla düzenlenen İstanbul Ticaret Kongresi, kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini İstanbul'da bir araya getirdi.
İstanbul Ticaret Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen kongreye, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç ile uluslararası iş dünyası ve akademiden temsilciler katıldı.
Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası Meclis Salonu'nda düzenlenen programda yaptığı konuşmada, kongrenin küresel ticarette dengelerin değiştiği ve belirsizliklerin arttığı dönemde üretim, ihracat ve yatırım imkanlarının ele alınması açısından önemli olduğunu, temasının yapılan istişareleri anlamlı kıldığını ifade etti.
Küresel ekonomi ve küresel ticaretin son 20 yıllık döneminde krizlerin ve şokların giderek sıklaştığı bir sürece girildiğini dile getiren Yılmaz, şunları söyledi:
"Risklerin ve belirsizliklerin yükseldiği, dijitalleşme kanalıyla özellikle teknolojik dönüşümün hızlandığı bir dönemdeyiz. Özellikle 2020 sonrası pandemi, tedarik zinciri kırılmaları, savaşlar, enerji ve gıda şokları ile ticaret politikası belirsizlikleri çok kısa aralıklarla ortaya çıkmıştır. 2026 yılında ise Rusya-Ukrayna Savaşı'nın yeni boyutlar kazanmasının yanı sıra ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın getirdiği enerji şoku yalnızca enerji fiyatları üzerinden değil, üretim maliyetleri, enflasyon, lojistik, dış ticaret, finansal koşullar ve büyüme kanalları üzerinden de küresel ekonomiyi etkilemektedir."
Yılmaz, istikrarlı bir şekilde, istikrarsızlık üreten bir ortamda ve uluslararası kuralların zayıfladığı bir dönemde olunduğunu ifade ederek, "Dünya Ticaret Örgütü, 2025'te yüzde 4,6 büyüyen küresel mal ticaretinin 2026 yılında yalnızca yüzde 1,9 büyümesini öngörüyor. Uluslararası Para Fonu ise küresel büyümenin yüzde 3, hatta birçok daha gerçekçi tahmine göre bunun da altına gelebileceğini ifade ediyor." diye konuştu.
Küresel ekonomide ağırlık merkezinin gelişmekte olan ülkelere ve özellikle doğuya kaydığını aktaran Yılmaz, rekabetin, fiyatın yanı sıra sanayi politikaları, teknoloji ve ölçek ekonomileri üzerinden şekillendiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şöyle devam etti:
“Türkiye ekonomisi bu zorlu küresel şartlarda üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle diğer ülke ve bölgelere kıyasla pozitif ayrışmayı başarmıştır. Gayri safi hasılamız 2025 yılında 1,6 trilyon dolara yükselmiş, 2026 yılının ilk yarısı itibarıyla 1,7 trilyon doları aşmış, yıl sonu itibarıyla tahminimiz 1,8 trilyon dolar seviyesine gelmesidir. Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş ve kesintisiz bir şekilde 24 çeyrektir büyüme performansı sergilemiştir. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracatımız, 2025 yılında 273 milyar doları aşmıştır. Hizmet ticaretinin küresel ticaretteki payının giderek arttığını görüyoruz.”
İhracat denildiğinde sadece mal ihracatını anlamamak gerektiğini dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: