Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhaneddin Duran, iletişimin medyadan dijitale, kültürden kamu diplomasisine uzanan geniş etki alanına sahip olduğunu belirterek, "Bu alanı yönetenler sadece bizlerin gündemini değil, aynı geleceği de belirlemektedir. Bu çerçevede İletişim Başkanlığı olarak bizler, doğru, teyit edilmiş ve güvenilir bilginin esas alındığı bir iletişim ekosistemini inşa etmeyi temel öncelik olarak görüyoruz." dedi.
Duran, "Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla Beşiktaş'ta bir otelde gerçekleştirilen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nin (STRATCOM) açılışında yaptığı konuşmada, beşincisini düzenledikleri zirvede katılımcılarla bir araya gelmenin kendileri için büyük iftihar vesilesi olduğunu, uluslararası marka haline gelen STRATCOM'un bu yıl da yoğun teveccühe mazhar olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Zirve kapsamında düzenlenecek panellerde stratejik iletişim alanındaki güncel meseleleri küresel gündemle birlikte ele alacaklarını ve kapsamlı fikir teatisinde bulunacaklarını aktaran Duran, bu yıl zirveyi zamanın ruhunu yansıtan "Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" teması etrafında gerçekleştirdiklerini söyledi.
Duran, zirvede hem stratejik iletişimin teknik boyutlarını hem de uluslararası sistemin içinde bulunduğu çok boyutlu krizleri ve bu krizleri derinleştiren anlatıları geniş çerçevede ele alacaklarını dile getirerek, "Bilindiği üzere İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin aşınma sürecini artık geride bırakmış bulunuyoruz. Bu sürecin ardından henüz tam olarak ne şekil alacağını bilmediğimiz yeni bir dünyaya giriyoruz. Wallerstein'in o meşhur ifadesiyle 'Bildiğimiz dünyanın sonundayız.' Bir zamanlar daha çok akademik öngörülerde ve fütüristik anlatılarda yer bulan bu dönüşüm, bugün artık somut bir gerçeklik olarak hepimizin önündedir." ifadelerini kullandı.
Bugünün dünyasında belirsizliğin ve güvensizliğin hakim olduğunu, çifte standardın ise artık gizlenemeyecek ölçüde görünür hale geldiğini, bu tablonun yalnızca geçici bir dalgalanmaya değil, daha derin ve yapısal bir dönüşüme işaret ettiğini kaydeden Duran, şöyle konuştu:
"Gramsci'nin işaret ettiği canavarlar, bugün askeri, ekonomik ve teknolojik araçları seferber ederek en basit çıkarlarını dahi hiçbir apolojik gerekçeye ihtiyaç duymadan elde etmeye yönelmektedir. Bu eğilimin doğal bir sonucu olarak uluslararası sistemde uzlaşı ve diplomasi giderek geri plana atılmakta, güç kullanımı ise birincil araç haline gelmektedir. Artık bu aktörler uyuşmazlıklarını savaşarak çözmeyi, iç meselelerini ise silahlı bastırma yöntemleriyle bastırmayı tercih etmektedir. Güvenlik anlayışı da aynı doğrultuda sertleşmiş, tehdit söylemleri, önleyici savaş doktrinleri ve sürekli kriz üretimi bu yaklaşımın temel araçları haline gelmiştir. Bu dönüşümün en çarpıcı yansıması ise norm
İkinci Dünya Savaşı sonrasında 'Bir daha asla' denilen soykırımların bugün adeta canlı yayınlarda gerçekleştiği, güç kullanarak toprak kazanma girişimlerinin ise açıkça ve pervasızca dile getirildiği bir dönemdeyiz. Bu tablo, çifte standardı sistematik biçimde uygulayan bir grup ülkenin, iddia ettikleri ahlaki üstünlüğü aşındırmakla kalmayıp büyük ölçüde yitirmesine yol açmıştır. Aynı ülkeler, kendi sınırları içinde İslamofobik ve ırkçı söylemleri sıradanlaştırarak bu çelişkiyi daha da derinleştirmektedir. Bu çelişkili ve sertleşen ortam, yalnızca küresel düzeyde değil, bölgesel dinamiklerde de yıkıcı etkiler üretmektedir."
İletişim Başkanı Duran, bölgesel destabilizatör ülkelerin, aktörlerin, bulundukları coğrafyalarda hayatı tüm taraflar için zehirlediğini, bir kanser hücresi gibi yönsüz, hedefi belirsiz ve sonu olmayan saldırgan politikaların yeni stratejik denklem olarak sunulmaya çalışıldığını belirtti.