Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfelya (NRW) eyaletinde düzenlenen "Avrupa ve Balkanlar Genişletilmiş İstişare Kurulu" toplantıları kapsamında, "Türkiye’ye Yatırımda Yeni Dönem: Türk Şirketleri İçin Yeni Vergi ve Yapılanma Fırsatları" başlıklı bir panel gerçekleştirildi.
Panelde MÜSİAD’ın 33 ülkeden gelen başkan ve temsilcilerine hitap eden Dağlıoğlu, Türkiye’nin makroekonomik başarılarını, lojistik gücünü ve yeni dönem teşvik modellerini paylaştı.
Dağlıoğlu, "1990'lı yıllarda bize okulda hep Türkiye'nin Asya ile Avrupa arasında bir köprü olduğu söylenirdi. Ancak köprüde hayat olmaz, geçip gidersiniz, iş ve ticaret olmaz. Türkiye artık güçlü siyasi iradesiyle yaptığı reformlar sayesinde köprü olmanın ötesine geçerek tam anlamıyla bölgesel bir merkez haline gelmiştir." dedi.
Türkiye'nin ulaştırma, lojistik ve altyapı yatırımlarıyla küresel şirketler için vazgeçilmez olduğunu ifade eden Dağlıoğlu, "Son yıllarda hayata geçirilen havalimanları, limanlar, köprüler ve demir yolları sayesinde Türkiye, küresel tedarik zincirinde son derece güçlü bir lojistik bağlantı ağına ulaşmıştır. Türk Hava Yolları'nın küresel başarısı ve geçmişte yaptığımız tüm altyapı-üst yapı yatırımları bu bağlantı gücümüzü perçinlemektedir." şeklinde konuştu.
Dağlıoğlu, Türkiye'nin son 20 yılı aşkın süredir uyguladığı kararlı politikalar ve yapısal reformlarla jeopolitik konumunu ticari bir avantaja çevirdiğini vurguladı.
Kalıcı uluslararası doğrudan yatırımların önemine değinen Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye'nin yatırımcılar için sunduğu cazibeyi, "hızlı büyüyen dayanıklı ekonomi", "kesintisiz reform iradesi", "nitelikli ve derin iş gücü havuzu" ile "stratejik konum" olarak sıraladı.
Dağlıoğlu, Türkiye’nin 2003 yılından bu yana yıllık ortalama yüzde 5,3'lük bileşik büyüme oranı yakaladığını aktararak, "Bu performans, dünya, OECD ve gelişmekte olan rakip ülkelerin büyüme hızının oldukça üzerindedir. Küresel borçluluğun dünya milli gelirinin üç katına ulaştığı bir dönemde, Türkiye'nin yönetilebilir bir makroekonomik borç yapısına sahip olması çok kıymetlidir. Satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük 11'inci ekonomisi konumuna yükseldik ve bu yıl ilk 10'a girmemiz öngörülüyor. Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda, 2041 yılında nominal olarak da dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yer almayı hedefliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin, 2003 yılına kadar dünyadaki doğrudan yatırımların yıllık ortalama binde ikisini alırken, son 20 yılda bu oranı yüzde 1 seviyesine taşıyarak performansını 5 kat artırdığını söyleyen Dağlıoğlu, uzun vadeli hedeflerinin bu payı kalıcı olarak yüzde 1,5'in üzerine çıkarmak olduğunu bildirdi. Küresel yatırımların yavaşladığı bir dönemde, Türkiye'nin reel yatırımlarını geçen yıl yüzde 11 artırdığını, cari yılın ilk 4 ayında da bu artış trendinin sürdüğünü kaydetti.
Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) bünyesinde özel sektörün geri bildirimleriyle kesintisiz bir reform döngüsü yürüttüklerini belirten Dağlıoğlu, "Uluslararası endeksler bu çabaları tescilliyor. Türkiye, Dünya Bankası'nın eski İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nde 86'ncı sıradan 33'üncü sıraya kadar yükselmişti. Yeni sistemde de özellikle altyapı ve dijital uygulamalar alanında dünyada 13'üncü sırada yer alıyoruz. Ülkemiz, uluslararası doğrudan yatırımcılar için son derece liberal bir mevzuat sunuyor." dedi.
Türkiye'nin üretim kapasitesi ve çeşitlendirilmiş endüstriyel altyapısı sayesinde uluslararası şirketlerin bölgesel ihracat, AR-GE, inovasyon, satın alma ve yönetim merkezi haline geldiğini vurgulayan Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, şunları kaydetti: